Tale

5.1K 785 1K
                                        

Hyunjin, karşısındaki koltuğa oturup elleriyle oynayan çocuğu bir süre izledi. Hemen söze girmemiş, sinirinin yatışmasını beklemişti lâkin olmuyordu, Jeongin'in Jiwoo'ya neden öyle davrandığına anlam veremiyordu.

"Jeongin, neden Jiwoo'ya öyle davrandın?"

Jeongin yavaşça gözlerini, karşısında kendisine hiç de barışçıl olmayan bakışlar gönderen kaptanına dikti. Işte kapıdan girdiğinden beri beklenen o soru gelmişti.
Jeongin'in cevap vermeyip gözlerini kaçırdıgından oluşan sessizlik kaptanını daha da sinirlendirdiğini farkındaydı.

Hyunjin sesli bir şekilde nefes verip kafasını tavana çevirdi. Başını yine Jeongin'e çevirip genç tayfasının gözlerindeki büyüyen korkuya dikti gözlerini.
Dudaklarını ıslattı, sesi az öncekine oranla daha yüksek çıkmıştı.

"Jeongin sana neden dedim."

Jeongin, önce irkilmiş ardından dolmasını engellemeye çalıştığı gözlerini ellerine indirmişti. Içinde bir şeylerin kırıldığını hissetmiş, nefesini düzene sokmaya çalışmıştı.

Bu gergin duruma, inatla gözlerinin içine bakan Hyunjin hiç de yardımcı olmuyordu. Jeongin inatla sessiz durmaya devam edince Hyunjin yerinden kalkmış ve kendisine korkuyla bakan tayfasının yanına ilerlemişti. Yanına oturduğunda bir elini Jeongin'in yaslandığı koltuk başlığına yaslamış ve minik tayfasının yüzüne yaklaşmıştı.

"Cevap ver bana Jeongin!"

Yüzünün bu kadar yakınındayken bağırması Jeongin'in göz yaşlarının kendisini bırakmasına sebep olmuştu. Jiwoo doğru söylüyordu, eğer kendini 'istisna' olarak tanımladığı Hyunjin'in değer verdiği biri olmasaydı Hyunjin ona Jiwoo yüzünden bu kadar bağırmazdı, değil mi?

"Özür dilerim.."

Jeongin'in ağzından bir hıçkırık kaçırarak dilediği özüre karşılık Hyunjin sıkıntıyla nefes vermiş ve kendini geri bırakmıştı. Jeongin'in ağlayacağını tahmin etmemişti.

"Sana özür dile demedim, nedenini sordum."

Jeongin nefes verip dolu gözlerini, koluyla gözlerini örtmüş kendisine bakmayıp koltuğa yaslanan kaptanına çevirdi. Gerçeği söyleyip soylememekte kararsız kalmıştı lâkin söylemezse aralarındaki bu sürtüşmenin gelecekteki ilişkilerini etkileyeceğini biliyordu. Belki Hyunjin ondan, yeni geldiği kasabada sorun çıkardığı için nefret ederdi ve hatta onu evinden kovardı!

Aklına dolan bu senaryolardan sonra ağlaması hızlanırken her şeyi itiraf etme kararı almıştı.

"Jiwoo'nun s-sabahki söyledikleri beni ç-çok sinirlendirdi, ben çocuk değilim! Ve buraya gelirken o-onunla konuşmamaya çalıştım ama inatla peşimi bırakmayınca.."

Hyunjin şaşkınlıkla karşısında ağlayarak tek nefeste söylediği şeyler yüzünden yorulup nefeslenen tayfasına bakıyordu.

"..b-ben de ona bağırdım, özür dilerim hyung benden nefret etme olur mu?"

Jeongin gözlerini kaptanına çevirmeden kollarının tersiyle silmiş ardından tepkisini merak ettiğinden hâlâ şokla kendisine bakan kaptanının yüzünü göz kenarıyla incelemeye başlamıştı.

"Ah Jeongin, gel buraya."

Jeongin ne olduğunu anlayamadan kendini Hyunjin'in kolları arasında buldu. Gözlerini kapatıp kaptanının ondan nefret etmediğine şükrederken o da kollarını sarmıştı.

Hyunjin, kolları arasında titreyen çocuğu uzaklaştırdıktan sonra elini yanağına koymuş ve ıslak yanağını baş parmağıyla silmişti. Jeongin'in az önceki yükselişinden sonra kendini düzene sokmaya çalışan kalbinin ritmi, yeninden alt üst olmuştu.

Mariners Apartment Complex 𖤐 Hyunin Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin