: : Dilenci değilim ama satır arası yorum yapın lütfen ♡
༄
Jiwoo, gemideki ingiliz grupla konuşurken, güverteden Jeongin çıkmış Jiwoo'nun kendisini yanına cağırmasıyla adımlarını sürüyerek Jiwoo'nun yanına gitmişti.
"Nasıl gidiyor Innie?"
Jiwoo kendisine Innie diye hitap edince kusma isteğini zorla bastırıp sahte bir tebessümle yanıt verdi, tayfa.
"Olması gerektiği gibi."
Jiwoo gelen cevapla afallasa da gülümsemiş ve başıyla onaylamıştı.
"What's ur name?"
Ingiliz gruptan 30'larında olan bir adam elindeki prosunu tüttürüp Jeongin'i baştan aşağı süzerken sormuştu.
"Adını soruyor."
"O kadar ingilizcem var çevirmene gerek yoktu."
Jeongin, Jiwoo'nun yüzüne ters bakışlarını yolladıktan sonra pembe dudaklarını gerip gülümseyerek adama döndü.
"Jeongin."
Adam gülümseyip başını salladıktan sonra elini havaya kaldırmış, prosunu bir kenara bırakmıştı.
"You can call me Frank, too. Nice to meet you."
Jeongin az çok anladığı cümleye karşılık onaylarcasina başını sallamış ve adamın havadaki elini tutmuştu. Adam yeniden prosunu eline aldığında bakışları hâlâ Jeongin'in üzerindeydi, bu uzun bakışma tayfayi biraz germiş, harelerini güneşin tepeye yerleşmeye başladığı gökyüzüne çevirmişti.
"Can I touch your hair?"
Jeongin, Frank'ın yeniden konuşmasıyla gözlerini, gökyüzünden adamın yarım gülümsemesine çevirdi lâkin adamın ne dediğini anlayamamıştı. Gözleri istemese de Jiwoo'yu bulunca, Jiwoo garipseyen bakışlarını adamdan çekmeyip dudaklarını araladı.
"Saçlarına dokunmak istiyor."
Jeongin de başta şaşırsa da bozuntuya vermeden gülümseyerek onaylamış ve adamın elinin saçlarına gitmesine izin vermişti.
"Soft."
Jeongin kıkirdayınca adam da kıkırdamış ve prosunu yine dudaklarina götürmüştü. Jiwoo bu anlam veremediği samimiyeti izlerken bir yandan da yan gözlerle dümenin döndüğü bölüme bakıyordu. Gözlerini derin maviliğe dikmiş Hyunjin'in de hareleri Jiwoo'yu bulunca gülümsemiş, Jiwoo yanaklarının kızarmasıyla utandığını belli eden hareketler yaparken Hyunjin'in bakışlari elindeki proyu Jeongin'e denettirmeye çalışan adama kaymıştı.
Jeongin kıkırdayarak kaçıyor, istemediğini belli etmek amacıyla başını sallıyor Frank ise Jeongin'in belinden tutarken tayfaya uzatıyordu prosunu. Tayfanın belinden elini çektikten sonra "soft" dediği saçları karıştırmıştı.
"Just kidding, you're so little for taste it."
Jeongin, tam olarak cümleyi anlamasa da adamın hareketlerinden az çok neyden bahsettiğini anlamış ve gülümsemişti. Güverteden bir tayfa ingiliz grubu yemeğe çağırınca Frank Jeongin'e göz kırpıp önden ilerleyen arkadaşlarının peşine takılmıştı.
"Jeongin bence o kadar da yakın davranma adama."
Jiwoo'nun söylediği şey ile eğildiği yerde doğrulup bakışlarını kollarini önünde bağlayıp kendisini izleyen Jiwoo'ya çevirdi. Bir şey söylemeye yeltendiğinde arkadan gelen ses sözlerini yutmasına neden olmuştu.
"Jiwoo'ya katılıyorum."
Jiwoo ile birlikte bakışlarını, sarı saçlarını salıp rüzgarda dalgalanmasına izin veren Hyunjin'e çevirdi, tayfa.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mariners Apartment Complex 𖤐 Hyunin
FanfictionJeongin, Hyunjin adında bir denizcinin yanında çalışmaya başlar. ーTamamlandı.
