Hyunjin'in bir anda ayağa kalkıp güverteyi terk etmesiyle Jeongin arkasından bakakalmıştı. Olayı idrak ettikten sonra ayaklarını yerle buluşturup kaptanının peşinden gitti, tayfa.
Hyunjin, gemiden sarkıp dalgalanan okyanusu izleyen Jiwoo'nun yanında sert adımlarını durdurunca Jeongin de güvertenin girişinde biten merdivenlerde durmuştu.
"Jiwoo sen ne yaptığını sanıyorsun!?"
Jiwoo'nun büyümüş gözleri Hyunjin'i bulmuş ve birkaç adım gerilemişti.
"Hyunjin, neyden bahsediyorsun?"
Gemideki tayfaların bakışları tartışan ikiliyi bulmuş, merakla izlemeye başlamışlardı.
"Sen ne hakla benim tayfamı tehdit edebiliyorsun!?"
Jeongin, duyduğu sözlerle damarlarında akan kanın hızlandığındığını, başının döndüğünü hissetmişti. Jiwoo'nun gözlerinden onlarca karartı geçerken hareleri Jeongin'i bulmuş, ellerini sinirle sıkmış dolu gözlerini Hyunjin'e cevirmisti.
"Tehdit falan ettiğim yok, sadece beni yanlış anlamış."
Titreyen sesini düzene sokmaya çalıştıktan sonra devam etti, genç kadın.
"Hem, neden bu kadar hassasın ona karşı?"
Hyunjin sinirle Jiwoo'nun kolunu tutunca Jeongin koşar adımlarla tartışan ikilinin yanına yaklaştı, kendisi yüzünden çıkan bir kavga şahit olmak isteyeceği son şeylerden biriydi.
"Yalan söylüyorsun üstelik beni sorgulamaya devam ediyorsun!?"
Hyunjin yükselen sesinin ve uyguladığı kuvvetin farkında olmadan kadının kolunu sertçe tutmaya aynı zamanda bağırmaya devam ediyordu. Bir kez daha kadını azarlamak için dudaklarını aralamıştı ki Jiwoo'nun kolunu tuttuğu elinin üzerine değen el ile gözlerini elin sahibine çevirdi.
"L-lütfen devam etmeyin, Jiwoo noonayı azarlamaniz için size söylemedim bu konuyu."
Hyunjin, tayfasının dolu gözlerinden bir an bile ayırmadığı hareleriyle dinlemişti. Kolunu gevşetmesiyle genç kadın kolunu çekmiş ve ovalamıştı.
Hyunjin, Jeongin'le bakismaya devam ederken Jiwoo araya girdi.
"Neden söyledin o zaman!? Dakikasında yetiştirmenin ne gibi bir amacı olabilir!?"
"Jiwoo!"
Hyunjin'in bağırması ile ateş saçan gözlerini Jeongin'in üzerinden çekti, yerini daha ılımlı bakışlar alan gözlerini Hyunjin'e çevirdi lâkin pek etki etmemişti.
"Sadece size çok sinirlendim ve kendimi açıklayamadım. Aynı zamanda bana o şekilde konuşmanız, ne kadar kalbimi kırdı anlatamam. Dediginiz gibi her şeyi ağlayarak çözmeye çalıştığımı düşünebilirsiniz lâkin elimden gelen sadece göz yaşlarımın dökülmesine izin vermek. Hyunjin hyung beni görünce sadece duygularımdan bahsettim. Sizi suçlamak istemedim."
Jeongin kurduğu uzun cümlelerden sonra nefes almış ve başını öne eğmişti. Jiwoo bir şey demeye yeltense de yutmuştu dudaklarına gelen sözleri. Gözlerini Hyunjin'e çevirdiğinde bir an bile bakışlarını ayırmadan tayfasını izlediğini görmüştü.
Jeongin üzerinde gezinen bakışlara daha fazla katlanmak istemediğinden sözlerini orada bırakmış ve hızlı adımlarla geminin diğer bir ucuna gitmişti. Hyunjin, arkasından gitmek için yeltenmeden önce son kez Jiwoo'ya döndü.
"Bu gemide son yolculuğunu yapıyorsun, Jeon Jiwoo."
Hyunjin hızlı adımlarla genç kadini orada bırakıp ayrılırken Jiwoo yaslandığı yerde kayarak yere oturmuş, eliyle dudaklarını kapayıp ağlamaya başlamıştı. Jeongin, gibi her şeyi ağlayarak çözmek (!) O yapınca da işe yarayacak mıydı ki sanki?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mariners Apartment Complex 𖤐 Hyunin
FanfictionJeongin, Hyunjin adında bir denizcinin yanında çalışmaya başlar. ーTamamlandı.
