Friends and Enemies

4.5K 653 744
                                        

Sessiz geçen kahvaltıdan sonra birbirlerinin yüzlerine bakmadan iskele boyunca yürüdü, genç tayfa ve kaptan. Daha doğrusu tayfa bakmamakta ısrarcıydı, Hyunjin sürekli bakışlarını tayfasının üzerinde gezdirse de Jeongin kollarını önünde bağlamış, kaşları çatık bir şekilde yeri izliyordu.

Hyunjin'i geminin önünde gören tayfalar koşar adımlarla yanına ilerlemişlerdi. Tayfalar geminin açılması için son hazırlıklarını yaparken Hyunjin hâlâ gözlerini, sinirle iskelenin altında yayılan dalgaları izleyen tayfasının üzerinde gezdiriyordu.

Sonunda Jeongin sert bakışlarını kaptanına çevirince Hyunjin yanına yaklaştı. Gözlerinden geçen parıltıları kaptanının görmemesi için yeniden önüne çevirmişti başını. Hyunjin kıkırdayınca komik bir şey olmadığını göstermek amacıyla sert olduğunu düşündüğü bakışlarını kaptanına çevirmek istemişti lâkin Hyunjin'in kıkırmadısından anladığı kadarıyla o kadar da sert değillerdi aksine komiklerdi!

Hyunjin ince parmaklarını Jeongin'in çenesiyle buluşturup yüzünü kendine çevirince Jeongin ne kadar istemese de sinirli ifadesini yok etmişti. Tayfasının tatlı ifadesine karşılık gülümsemiş ve baş parmağını çenesinde gezdirmişti, Hyunjin.

"Ben gelene kadar barışsak iyi olur yoksa seni 3 günlük gemi yolculuğumuza almam."

Jeongin'in kaşları şaşkınlıkla havalanmış sinirden dişlediği dudaklarını serbest bırakmıştı. Bu kadar erken uzun yolculuğa çıkmak gerçekten de beklemediği bir şeydi, ve eğer bu şansı aptal gururu yüzünden ekerse saçmalık olurdu.

"Kaptan, hazırız!"

Arkadan bir tayfanın seslenmesiyle Hyunjin onaylamış ve Jeongin'e göz kırpıp gemiye ilerlemişti.

Hyunjin'i tayfalarla konuşup geminin iç tarafına geçip gözden kaybolana kadar şaşkın bakışlarla incelemişti, Jeongin. Bu kadar erken gemiye alınması normal miydi, emin olmadığından iskelede çalışan tayfalara sormayı düşünmüştü lâkin kabalık olacağından vazgeçmişti.

"Bırak da kim oluyormuş bu velet sorayım!"

"Mark sakin ol, seni duyabiliyor!"

Jeongin arkasına -kendisine öldürücü bakışlar atarken aynı zamanda birbirleriyle tartışan iki tayfaya- döndü. Garipseyen harelerle göz göze gelen Mark, harelerin sahibi Jeongin'e adımladı. Vücudunda birikenin küçük örneği; gözlerindeki sinir, iskeleye attığı sert adımlarla minik tayfanın o nefreti kalbinde hissetmesine neden oluyordu.

Mark, ellerini Jeongin'in yakalarına yapıştırdıktan sonra sertçe sırtını iskeledeki direkle buluşturdu. Jeongin korku dolu gözlerini, kendisine nefretle bakan harelerden çekemiyordu. Arkadaki tayfa Mark'ın omzuna elini atıp sakinleştirip uzaklaştırmaya çalışsa da pek faydalı olduğu söylenemezdi.

"Sen kim oluyorsun da sana torpil geçiliyor!?"

Dibindeki adamın tükürerek bağırması sonucunda bulunduğu yere daha da sindi, Jeongin. Bağırmasıyla beraber iskeledeki bazı gözler de ikiliye dönmüş, bazıları aldırış etmeden işlerine dönerken bazıları da film dönüyormuşçasına izliyorlardı.

Mark, elleri arasındaki bedenin korkudan titrediğini hissedince karşısındakinden daha güçlü olduğunu hissetmiş ve gereksiz bir özgüven kazanmıştı.

"Sana soruyorum cevap versene!"

Jeongin, titreyen dudaklarını aralayıp bir şey söylemeye çalışsa da dudaklarindan pek bir şey dökülmemişti, çünkü ne adamın neyden bahsettiğini anlıyordu ne de verecek bir cevap bulabiliyordu.

"A-anlamıyorum."

Jeongin'in zorlukla söylediği şey Mark'ı daha da sinirlendirmişti. Bir kez daha bağırmaya hazırlanıyordu lâkin yanında gördüğü Jisung ve Minho ile duraksamıştı.

Mariners Apartment Complex 𖤐 Hyunin Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin