Little Little

3.9K 588 474
                                        

Sonunda sefer bitmiş, gemi limana yanaşmış, kaptan ve tayfası da evlerine dönmüştü.

Gemidekilerin bakışları altında güvensiz hisseden tayfa, eve döndüğü için mutluluk duyması gerekirken hâlâ gergin hissediyordu.

Her şey kendisi için yeni olduğundan böyle davranmasında sorun olmadığına dair telkin veriyordu, ya da kandırıyordu kendini lakin Hyunjin açısından nasıl göründüğünü kestiremiyordu, ne kadar ılımlı yaklaşacağını düşünse de arada Hyunjin'in ruhunu Minho ele geçiriyordu, ve Hyunjin gerçekten korkutucu oluyordu.

Salonda sessizlik içinde otururken Hyunjin'in içeri girmesiyle bakışlarını o tarafa çevirdi, tayfa. Kısa bir bakışmanın ardından gülümseyip tayfasının yanına ilerlemişti, Hyunjin.

"Yemek yapmak için yardım etmeye ne dersin?"

Jeongin sessizce onaylamış ve Hyunjin'in peşinden ilerlemeye başlamıştı. Kendisi ne kadar garip gözükmediğini düşünse de geldiklerinden beri sürdürdüğü sessizlik Hyunjin'in gözünden kaçmamıştı.

Mutfağa geldiklerinde Hyunjin buzdolabına yönelirken Jeongin'den de tezgahın üstündeki dolaptan tavayı indirmesini istemişti.

Genç tayfa, sessizlik yeminine devam ederken tezgahın üzerine uzanmış, yetişemeyince bir eliyle tezgahtan destek alıp zıplamış, boştaki eliyle de dolabın bir kapağını açmıştı. Lakin daha önce rastgele yerleştirildiğinden birkaç kap kacak dışarı kaymaya başlamış, Jeongin de bir eliyle onları tutmaya çalışırken destek aldığı kolu daha fazla dayanamamış ve burkulmuştu.

Genç tayfa kendini yerde, tavaları üstünde bulmayı beklerken sırtının yerle buluşmamasıyla gözlerini aralamış ve kapanmış dolabı, ardından kolları arasında durduğu Hyunjin'i görmüştü.

(Y/N: dostlar tmm klişe ama biraz degistirdik tava tencere falan ekledik)

Ayağa kalkmak için Hyunjin'in omzuna tutunmuş lakin kolunda hissettiği dayanılmaz acı ile olduğu yerde kalmıştı.
Jeongin'in değişen yüz ifadesini fark eden Hyunjin de endişelenmişti.

"Hey, bir yerini mi incittin?"

Jeongin dolu gözlerini aralamış ve yanıtlamıştı.

"Kolum..."

Hyunjin, koluna bakmak için ani bir hareket yapınca genç tayfa ağzından bir inleme kaçırmıştı. Daha fazla o şekilde kalamayacaklarını anlayan Hyunjin ise özür dileyerek yere oturmuş ve genci de bacaklarının arasına almıştı.

O Jeongin'in koluna bakarken, Jeongin ağrıdan dudaklarını dişliyordu.

"Tam olarak neresi acıyor, burası mı? Yoksa bura-"

"AH!"

"Pekâlâ... Umarım kolunu kırmamışsındır."

Zaten korkudan titreyen tayfa daha da gerilmişti, hem Hyunjin'in başına iş çıkardığı için kendini suçluyor hem de dolabı rastgele öyle dolduran kişiyi.

Dolabı öyle düzenleyen kişinin de kendisi olduğu aklına gelince yeniden kendine küfretmişti.

"Endişelenme, şimdi daha iyi anlayabilecek birini çağıracağım."

Hyunjin, ev telefonuna ilerlerken Jeongin yüzünü ekşitip koluna bakıyordu, bir yandan da şanssız mı yoksa gerizekalı mı olduğunu sorguluyordu.

Hyunjin'in telefon konuşmasının üzerinden çok geçmeden kapı çalmış, Hyunjin seri adımlarla koridora ilerlerken Jeongin merakla kapıdan kimin gireceğine bakmaya başlamıştı.

Duyduğu tanıdık seslerle kaşlarını çatmış çok geçmeden Minho, Jisung ikilisi kadrajına girmişti.

Minho elinde bir çantayla koşarak içeri girmiş, Jisung ise Jeongin'i görünce ağlamaya başlamıştı. Jeongin ise bu görüntüyü garipseyen bakışlarla izliyordu.

"Neden onları çağırdın?"

"Kasabanın doktorları Minho'nun ailesinden, Minho doktor olmasa da ailesi sayesinde bilgi sahibi. Ama Jisung neden burada ben de bilmiyorum."

Jisung koşar adımlarla Jeongin'e ilerlerken Minho tarafından poposuna çantayla vurulmasıyla durmuştu.

"Peşime takıldın, bari uzak dur. Aptal."

Jisung göz yaşlarını silerken arkaya ilerlemiş, Minho da Jeongin'in koluyla ilgilenmeye başlamıştı.

Birkaç dakika sonra arkasına dönmüş, kendisine dönük meraklı gözleri yanıtlamıştı.

"Ciddi bir şey yok, sadece küçük bir incinme."

Hyunjin Minho'yu onaylarken, Jisung boynundaki hac kolyesini öpüp, tanrıya ve ismini bildiği 3-5 azize şükrediyordu.

Minho krem sürüp Jeongin'in kolunu sardıktan sonra geri çekilmiş, Hyunjin de Jeongin'in kalkmasına yardım edip ikiliye dönmüştü.

"Akşam yemeği yemediyseniz-"

"Evet, evet yemedik."

Jisung hevesle onaylayınca Hyunjin sırıtmış ve genci tezgah tarafına itmişti.

"O zaman hazırlayabilirsin."

Jisung, hayal kırıklığıyla bakarken onaylayıp tezgaha ilerlemişti.

"Sadece Jeongin'i sevdiğim için hazırlamana yardım edeceğim."

Hyunjin, onaylayıcı sesler çıkartıp tezgaha yaklaşmış, Minho da ellerini yıkamak için lavaboya ilerlemişti.
Jeongin ise koluna dokunup acı eşiğini ölçerken bir yandan da Jisung ve Hyunjin'i izliyordu.

4 genç beraber akşam yemeği hazırlayıp yedikten sonra ikisi evden ayrılmış ve tayfayla kaptan yine yalnız kalmıştı.

Hyunjin, Minho'nun bıraktığı kremin içindeki kağıdı okurken bir yandan da Jeongin'le konuşuyordu.

"Hâlâ ağırıyor mu?"

"Hayır, pek değil."

Hyunjin, onaylayıp elindeki kağıdı bıraktıktan sonra kapıya yaslanıp kendisine bakan tayfasına ilerlemişti.

Elini Jeongin'in yanağına koyunca genç önce ne yapacağını şaşırmış ardından burada yalnız olduklarını, endişlenmesini gerektirecek hiçbir şey olmadığını kendine telkin edip gözlerini kapatmıştı.

Genç kaptan ters bir tepki almadığına şaşırırken elinin altından gözüken gencin yanaklarına yayılan pembelik gülümsemesine neden olmuştu.

"Bu gece benimle uyumak ister misin?"

[[Bölüm Sonu]]

Minsung'a özel bölüm ister misiniz?


Mariners Apartment Complex 𖤐 Hyunin Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin