Sonbahar sıcağı kasabayı esir almışken Jeongin ve Hyunjin tren istasyonunda bekliyorlardı.
"Saat kaç?"
Hyunjin sıkıntıyla nefes vermiş ve bileğindeki kol saatine bakışlarını indirmişti.
"12'yi 10 geçiyor ve 2 dakikada bir sormayı bırak artık Jeongin, gelecek birazdan."
Sesi sonlara doğru sinirli çıkınca Jeongin'in yüzü düşmüştü. Kırık bir sesle onaylayınca, Hyunjin yanına gelmişti. Bir kolunu omzuna atıp kendine çektikten sonra rayları izlemeye devam ettiler.
Sonunda bekledikleri tren gözükmüş ve bunaltıcı havayı dağıtacak şekilde istasyonda durmuştu.
Jeongin aceleci adımlarla kalabalığın içine ilerlemiş lakin iki adım attıktan sonra Hyunjin tarafından kolundan tutulmasıyla durmak zorunda kalmıştı.
"Uslu dur, Jeongin."
Tayfa sıkıntıyla nefes verdikten sonra yerinde sallanmaya başlamıştı.
Sonunda dağılan kalabalığın arasından dizlerinin altında biten krem rengi eteği beyaz gömleği ve kurdele detaylı hasırdan şapkasıyla Sunyeon gözükünce Jeongin elini Hyunjin'in elinden kurtarıp ona koşmuştu.
Kendine hızlı adımlarla gelen oğlu kadrajına girince gülümsemiş ve kollarını açmıştı. Ikili birbirine sarılmaya devam ederken Hyunjin'in arkadan gözükmesiyle ayrılmıştılar. Sunyeon, Hyunjin'e de selam verdikten sonra aylak adımlarla kasabaya doğru ilerlemeye başladılar.
"Jeongin buradaki son günün tanıştığın insanlarla vedalaştın mı?"
Jeongin göz ucuyla Hyunjin'e dönünce genç kaptan göz kırpmıştı. Sunyeon bugün oğlunu almak için gelmişti lakin Hyunjin onun burada kalmasını teklif edecekti. Jeongin her ne kadar kabul etmeyeceğini düşünse de Hyunjin ikna edebileceğine emindi.
Sonunda eve vardıklarında genç kaptan Sunyeon'un çantasını almış Sunyeon da vakit kaybetmeden sohbet etmek için Jeongin'i salona çekmişti.
Hyunjin de sohbete dahil olduktan biraz sonra kapı çalmış ve kaptan ikiliyi yeniden yalnız bırakıp uzun koridora ilerlemişti.
Kapıyı araladıktan sonra gördüğü görüntüye gülümsedi; Jeongin'in son günü olduğunu bilen Jisung, Minho, Chaeyoung, Felix ve Changbin kapıdaydı. Ortalarında duran Chaeyoung el yapımı olduğu belli olan bir kek tutuyordu.
Genç kaptan kapıdakileri içeri davet ettikten sonra Jeongin'in salonda annesiyle olduğunu söylemişti.
Felix cebinden çıkardığı mumları Chaeyoung'un elinde tuttuğu keke koyarken Changbin elindeki şarap şişelerini Hyunjin'e vermişti.
Hyunjin elindeki şarapları mutfağa bıraktıktan sonra önden ilerleyen grubun peşine takılmış ve salona girmişlerdi.
Sunyeon, tanımadığı grubu meraklı gözlerle izlerken Jeongin de aynı bakışlarla anlam vermeye çalışıyordu. Jisung'ın arkadan bağırmasıyla kendine gelmişti.
"Kendi doğum gününü mü unuttun aptal!?"
Köşeli jetonu sonunda düşünce Chaeyoung'un kendine uzattığı kekin üzerindeki mumları üflemişti.
Jeongin parlak gözlerle gruba teşekkür ettikten sonra Chaeyoung ve Felix kek ile şarap sunumu için mutfaga ilerlemiş Jisung çoktan Sunyeon ile konuşmaya başlamıştı.
"Söylemeli miyim artık?"
Hyunjin, Jeongin'in kulağına eğilip konuştuğunda Jeongin onay veremeden Chaeyoung salona girmiş ve konuşmayı bölmüştü.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mariners Apartment Complex 𖤐 Hyunin
FanfictionJeongin, Hyunjin adında bir denizcinin yanında çalışmaya başlar. ーTamamlandı.
