Güneş yavaş yavaş batmaya başlamış, kimi için eğlenceli kimi için gerilim dolu geçen günün sonuna gelmişlerdi.
"Burada mı yemek yesek yoksa limana döndükten sonra mı?"
Minho'nun sorusunu Hyunjin yanıtladı.
"Güneş battı batacak, boşuna karanlığa kalmayalım."
Minho, Hyunjin'i onaylamış kendisi kabul etmese de yeterince yaşlanmış olan teknesinin zayıf bir köpeğin kemiklerini andıran tahta zeminin üzerinde ilerlemeye koyulmuştu. Elleri dizlerinin hemen üzerinde biten, yeşil ceketinin ceplerinde yeni yeni kurumaya başlayan saçları ise siyah şapkasının kenarlarından dökülmüş, turunculaşmış güneşin altında parlıyorlardı.
"O zaman güneye..."
"B-bir şey gerekiyor mu?"
Jisung, kendi kendine şarkı mırıldanıp ilerleyen Minho'nun ardından seslenmiş, bir cevap alamayınca yeniden önüne dönmüştü. Anlamını biliyordu çünkü; "gerek yok."
"Bu arada sormayı unuttum, Jeongin sen ve kaptanın neden bugün suya girer girmez yeniden tekneye döndünüz?"
Felix, bir kenarda duran oltaların hemen yanına oturmuş, ayakta olanlara alttan bakıyordu. Öğlenden beri bu soruyu sormadığından, umursamadığını düşünmüştü Jeongin. Bu yüzden de bir yalan kurmayı gerekli görmemişti zihninde.
Beklemediği bir anda gelen bu soru ile neye uğradığını şaşırmış, ağzını açsa sacmalayacağını bildiğinden başını öne eğmiş ve ses çıkarmamıştı.
"Bacağına kramp girdiği için cıktı."
Felix'in Jeongin'den beklediği yanıtı Hyunjin verince kaşları havaya kalkmış başını kendisine üstten bakan kaptana çevirmişti. Jeongin de içindeki şaşkınlığı geçince gülümseme isteğini bastırıp Hyunjin'i onaylamıştı.
Bu kısa diyalogtan sonra bir daha kimseden ses çıkmamıştı. Jeongin ve Hyunjin teknenin kenarına yaslanmış denizi izliyor, Felix yanındaki oltaları inceliyor Jisung ise sert tahtaların üzerinde kıvrılmış uyukluyordu.
Sessiz geçen yolculuğun sonunda limana gelmişler, Minho da teknenin diğer ucundan gözükmüştü. Genç balıkçı arkadaşlarının olduğu tarafa gelmiş yerde yatan Jisung'ın bacağını tekmeleyerek uyandırdıktan sonra ilerlemeye başlamıştı.
"Jisung kalk ve Alice'i bağlamama yardım et."
Genç balıkçı teknesine "tekne" denmesinden hoslanmadığından "Alice" ismini taktiği bu araca Alice'ten başka bir şey dedirtmiyordu. Zamanında Jisung, "eski ve yaşlı bir tekneye neden bu genç gözüken ismi taktın?" Diye sorduğunda zavallı balıkçı kendini soğuk sularda bulmuştu.
Jisung ve Minho tekneyi bağlamak için ilerlerken geriye kalan üçlü de arkalarindan inmişti. Iner inmez, uzun denilebilecek boyda, beyaz boynunu açıkta bırakacak krem bir gömlek ve dar siyah pantolon giyen bir genç hızlı adımlarla yanlarına gelmişti, daha doğrusu Felix'in yanına gelmişti.
"Yarın Busan bulvarına gideceğiz hazır ol."
Jeongin bir şey anlamadan boş bakışlar atarken, Felix'in gözleri büyümüş Hyunjin de anlamaya çalışarak ince kaşlarını çatmıştı.
"Seungmin beye para, canından tatlı geliyor sanırım."
Felix'ten cevap bekleyen Seungmin, başını kendini alayla yanıtlayan Hyunjin'e çevirmiş, bu ciddi sayılabilecek konuya böyle alayla yaklaştığı için sinirinin tepesine çıktığını hissetmişti.
"Para için yapmadiğimi sen de biliyorsun. Kaç haftadır halk Busan'dan gelecek ihtiyaçlarını bekliyor, benim işim buysa hakkıyla yapmam gerekir."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mariners Apartment Complex 𖤐 Hyunin
FanfictionJeongin, Hyunjin adında bir denizcinin yanında çalışmaya başlar. ーTamamlandı.
