Bol öpüşmeli bir bölüm oldu hehehe Oy atmayı unutmayın ~
Jungkook
Bir hafta geçmişti. Bugün Jimini çıkarmak için Yoongiyle hastaneye gidecektik.
"Jungkook-ah! Arabada bekliyorum" "Geliyorumm"
"Aish! Nerede bu telefon?"
Evde odadan odaya koşarak telefonumu arıyordum. Bakmadığım bir tek banyo kalmıştı "Hah! Buradasın" Rahat bir nefes verdim ve hızlı adımlarla büyük evin merdivenlerini ikişer ikişir indim. Kapıya geldiğimde eve şöyle bir göz atıp kapıdan çıktım. Yoongi arabayı çalıştırmış ve bir sigara yakmış, direksiyonda beni bekliyordu. Kapıyı hızla açıp binmem onu korkutmuş ve zıplamasına sebep olmuştu. Hafifçe kıkırdadım "Afedersin hyung~ :)" "Hı? Hala mı hyung diyorsun ?" Şaşkın ve biraz kızgın şekilde yüzüme baktı. Sonra sigarasından büyük bir nefes alıp camdan attı. Bana doğru döndüğünde neredeyse burunlarımız birbirine deyiyordu. Kısık gözlerle dudaklarıma doğru eğildi "Bana. bir. daha. hyung. dersen. seni. cezalandıracağım"
Rahatsız mı oldu zevk mi aldı anlamamıştım?
Anlayamadığım bir yüz ifadesiyle başımı geriye doğru çektim ve sırtımı koltuğa yasladım. Hareketlerimi gözlerini üzerimde gezdirerek izliyordu "G-gidelim hadi" Sonunda odak noktasını değiştirdi ve arabayı son vitese takıp hızlıca bahçeden ayrılıp otobana çıktı.
....
"Park yeri görüyor musun Jungkook?" "Hımm... Aha! Sanırım ileride boş bir yer var hyung!" Kulağım yüksek bir fren sesiyle çınladı. Bir anda kafamı koltuğun başlığına vurdum "Heyy! Senin sorunun ne Yoongi? Ahh başım..." Cevap vermeden arabayı söylediğim park yerine soktu ve durdurdu. Bir anda sağ eliyle çenemi kavrayıp kendine çevirdi ve beni dudaklarına yapıştırdı. Sert şekilde öpüşleri başımın acımasından unutturacak şiddette can yakıyordu. Nefes almama izin vermeyecek şekilde diğer eliyle de boynumu tutup boğazımı tüm gücüyle sıkıyordu. Ellerimi karnına götürerek onu itmeye çalışıyordum ama işe yaramıyordu. Herhangi birinin bizi görmesi an meselesiydi ve eminim ki otopark kameralarına çoktan yakalanmıştık. Sonunda öpüşlerini yavaşlattı ve dudaklarımızı ayırdı. Uzun süre düzgün nefes alamaktan olacak ki hızlı ve sesli şekilde nefes alıp vermeye başladık. "J-jungkook-ah.." sesi oldukça kısık ama sinirli geliyordu"Neden hala benden uzakmışsın gibi hissediyorum?" "N-neden bahsediyorsun? Bana bak Yoongi. Sorun ne?" boğazım hala acırken konuştum "Jimin söz konusu olunca bana soğuk davranıyorsun... Senin için onun kadar değerim olmadığının farkındayım. Ama bu... Bu canımı çok sıkıyor Jungkook" "Bunu daha önce de konuştuk. Sen benim için çok özelsin Yoongi, hayatımsın. En özel anlarımın hepsinde sen varsın. Jimin... o, o çok başka. Onunla çok yakınım evet, bunu değiştiremezsin. Ama onu kendine tehtit olarak görmeyi bırak artık. Hem bilirsin.. Jimin ve Tae... Endişelerin tamamen yersiz Yoongi, inan bana. " " Bilemiyorum Jungkook. Sanki aranızda bir şeyler olmuş gibi hissediyorum " Tedirgince gözlerimi kaçırdım. Kalbim birden hızlandı. Nereden çıkmıştı şimdi bu. Yoongi bilmemesi gereken şeyleri deşiyordu. " S-saçmalama! "Neden bu kadar tepki verdin?" şüpheli şekilde beni süzüyordu "Y-yani yanlış düşünüyorsun. Rahatla lütfen "
Yüzünü direksiyona doğru seri şekilde çevirip zoraki bir tavırla başıyla beni onayladı " Hadi gidip çıkaralım şu baş belasını" diyerek ekledi Kendimi gülümsemeye zorlayarak arabadan çıktım.
Jimin
Yatakta rahatsızca kıpırdandım. Günlerce aynaya bakmamıştım. Ahh! Güzel yüzüm çok dağılmışmıydı acaba. Ellerimi yüzümün her yerine dolaştırarak eksik bir şey var mı diye kontrol etmeye başladım. Yaptığım şeyle beni izleyen Taehyung kıkırdamaya başladı. "Komik olan ne?" "Hala çok güzelsin prenses merak etme" "Seni aşağılık---ahhh! Kafamın altındaki yastığı alıp ona atmayı planlarken ani yaptığım hareket yüzünden koluma kramp girmişti. " Cık cık cık "parmağını sağlayarak beni ayıplayan sesler çıkardı " Sakin ol güzelim, bir yerini incitirsen buradan bir süre daha çıkamayız" "Sensin güzel, gereksiz insan" "Hahah, iltifat için teşekkür ederim" "Ayrıca sana noluyor? Sana başımda bekle diyen oldu mu da bir yerimi incitmemi düşünüyorsun?" Sinirle yerinden kalktı ve yanıma doğru geldi. Sanırım bu sefer gerçekten onu sinirlendirmiştim
"Bana bak Jimin! Benimle oyun oynayıp durma. Arabanın önüne atlayan sendin! Sana yardım etmeye çalışıyorum ve-- Ahh... Bak Jimin , seni önemsiyorum tamam mı? Burda olacağım, yanında. Beni tersleyip durma. Beni kendinden uzaklaştırma. Bu hem sana hem bana eziyet...''
Konuşmasını bitirip dudaklarıma kapanması bir oldu. Yavaşça ve şevkatle beni öpüyordu. Onun dudaklarını çok özlediğimi yeni fark etmiştim. Elimi boynuna atıp onu kendime daha çok bastırdığımda gözleri kocaman olmuştu. Sonra tekrar gözlerini kapatmıştı. O da elini benim yanağıma koymuştu. İşte bu ilk gerçek öpüşmemizdi. Öncekinden çok farklı...çok daha özel... Dudaklarımı onu daha çok istercesine hızla hareket ettiriyordum. Bir yandan da kendimi yukarı uzatmaya çalıştığım için belime keskin ağrılar giriyordu ama bu anı bozamazdım. Birbirimize o kadar odaklanmıştık ki kapının açılmasını bile duymamıştım. Bir süre sonra odada bizi şaşkınlıkla izleyen iki çift gözü farkettim. Hemen Taeden kendimden itip gelen ikiliye baktım. Tanrım.. sırası mıydı şimdi. Taehyung da ne olduğunu anlayamaz şekilde bana bakmıştım. Sonrasında o da Jungkook ve Yoongiyi görünce eliyle dudaklarının kenarlarını siliyordu. Konuşmaya başlayan ilk kişi uyuz Yoongi olmuştu "Kapı kilidi diye bir şey icat edildi hani, ha tabi siz, biz aşkımızı ulu orta yaşicak kadar ilerledik diyorsanızz" yan yan sırıtıyordu "Yoongi!" Jungkook onu susturmaya çalışıyordu "Sapık gibi dikizlemek yerine çıksaydın o zaman bay Min" dedim sertçe "Ukala" diyerek cevap verdi Yoongi Taehyung konuyu kaynatmak için hemen atıldı "Hyung, biz çıkış işlemlerini yapsak hı?" Yoongi sırıtmasını tekrar yüzüne getirerek başıyla onayladı ve Jungkookun boynuna bir öpücük kondurdu. Bunu yaparken tam gözlerimin içine bakması da bir garipti. Neden bana dik dik bakıyordu bu adam? Sonra ikisi odadan çıktılar. Jungkook yanıma gelip oturdu " Seni bıraktığımdan beri onunla bu yatakta sevişiyor musun yoksa aptal?" tek kaşını kaldırarak sordu "Hayır tabiki. Bir anlık bir şeydi, o beni öptü ayrıca" "Hımm, nasıl hissediyorsun peki" "Karışık" "Neyse, evde konuşuruz önce burdan bi çıkalım. Seni özledim Jiminnie~" Bana kocaman sarıldı ve bir süre böyle kaldık. "Ben de öyle" İçeri giren Yoongi kaşlarını çatmış şekilde bana bakıyordu Jungkook benden ayrıldığında ona da aynı şekilde baktı "Sen beni mi kıskanıyorsun Yoongi?" diyerek oldukça yüksek ve lakayt çıkan sesimle bağırdım "Ne? Hıh! Sen kim oluyorsun da seni kıskanayım" Kısık sesle kendi kendime konuştum "" kim olduğumu görürsün "" "Birşey mi dedin?" "Hayır:)'' sinsi bir gülüş attım İçeri giren Taehyungla ortamdaki gerginlik bi anda bozuldu " Sandalye getirdim "
....
Sonunda Jiminin evine varmıştık. Tae onu salondaki koltuğa oturmuştu. Birbirlerine karşı kaçamak bakışlar atıyorlardı. " Yoongi. Bu gece burada kalacağım" diye mahçup şekilde konuştum "Ahh.. Nasıl istersen" "Kızma bana, bana ihtiyacı var" "Biliyorum.. Keyfinize bakın" dedi ve alnıma bir öpücük kondurdu. Yoongi arabanın yanına inerken tae ve jimin de bir şeyler konuşuyordu
Taehyung
"Sana mesaj atacağım , lütfen cevapla Jimin " diye sessizce ama ısrarcı şekilde fısıldadım
" hıhı, emredersiniz" dedi umursamazca
Elimle Jiminin çenesini hafifçe uyarı manasında ittirdim ve salondan çıkıp kapıdaki Jungkook un yanına gittim "Gözüm üstünde Kim Taehyung . Senden hiç hazzetmiyorum" "Ona iyi bak, hoşçakal" Son kez arkamı dönüp Jimine baktım ve kapıdan çıktım.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.