Sabah erkenden uyandı Murat. Zaten gece de doğru dürüst uyuyamamıştı. Duşa girerek sıcak suyun kendisini rahatlatmasına izin verdi. Evden çıkıp, iş yerine geçtiğine, ilk işi Feridun'un Meral'e söylediği seyi araştırmak olmuştu. Aramalarından herhangi bir sonuç alamayınca, aramalarını Tolga'yı bulmaya yoğunlaştırdı. Bir kaç telefon görüşmesinden sonra Tolga'yı bulmuş, aramaya karar vermişti, ama bunun telefonda doğru olmadığını düşünüp yerinden kalkmış, Tolga'nın iş yerinde doğru yol alamaya başlamıştı. Aklında Tolga'nın nasıl karşılayacağı düşüncesi dönüp dolaşıyordu. Kendini onun yerine koyuyor. Başıma böyle bir şey gelse, sevinçten yerimde duramazdım diyordu, ama bir yandan da diğer kardeşi vardı işin ucunda, bu da biraz tedirgin olmasına neden oluyordu. Bu saatten sonra dönüşüm yok, eğer Meral mutlu olacaksa, herşeyi yaparım diyordu.
Tolga'nın iş yerine geldiğinde, sekreterlerden birine ofisinin yerini sormuş. Sekreter ise Tolga'yı arayıp, kendisi ile görüşmek isteyen birinin geldiğini söylemişti. Tolga merak etmişti kolay kolay kimse onu ziyarete gelmezdi, hele iş yerine hiç gelmezdi. Murat, sekreter kızın yönlendirmesi ile beşinci kata çıkmış Tolga'nın ofisinin kapısını çalmıştı. İçeriye girip kapıyı kapattığında, Tolga adamı tanımadığını farkedip daha çok meraklanmıştı. Bu kimdi ki? Ne için gelmişti. İçinde canını sıkan bir his oluştu, daha fazla dayanamayıp,
- Buyurun, benimle görüşmek istemişsiniz?
- Merhaba Tolga bey, ben Murat.
-Buyrun sizi dinliyorum, konu neydi acaba.
- Ben Meral'in arkadaşıyım Tolga bey, onunla ilgili konuşmaya geldim buraya.
Tolga Meral'in ismini duyunca, donup kalmıştı. Karşısında oturan kardeşinin arkadaşı idi, ne kadarda özlemişti kardeşini. Meral anlatmasa da, Tolga kardeşinin yaşadıklarını, kendisini aldatan kişiyi herşeyi öğrenmiş, öğrendikten sonra da çok aramıştı Meral'i, ama Meral görüşmek istememişti. Telefonarını hiç açmamıştı, fakat içinde merak ve kardeşlik duygusu daha ağır bastığı için, kardeşini hep takip etmiş ve hep korumuştu. Ama karşısına çıkamamıştı. Meral her zaman mantıklı bir insan olmuştu, Eğer istemiyorsa bir sebebi vardır demiş, yanına bile yaklaşmamıştı, ama Meral'in günden günden daha çok çöktüğünü gözleri ile görmüş, Feridun'u her defasını öldürme isteği daha çok artmıştı. Yeğeni aklına geldiğinde ise, her defasında bundan vazgeçmişti. Karşısında ki adam aklına gelince telaş yaptı birden. Meral kendisi ile görüşmek istemediği halde, bu adam onunla konuşmak için gelmişse, kesin kötü bir şey olmuştur, diye düşündü.
- Ne oldu? Meral'e bir şey mi oldu? O iyi mi?
- Sakin olun, o iyi. Yani olmaya çalışıyor.
- Be adam anlatsana, ne oldu Meral'e?
Murat, Meral'de duyduğu herşeyi, ayrıntısı ile anlatmıştı Tolga'ya. Tolga ise duydukları ile sinirlenmişti. Bunca yıldan sonra hangi yüzle Meral'in karşısına çıkmıştı. Tekrar onu yıkmaya, hayatını karartmaya ne hakkı vardı. Murat son sözlerini de söyleyince, Tolga yanlış duyduğunu düşündü.
- Anlamadım, yanlış duydum herhalde?
- Hayır yanlış duymadın, Feridun, Meral' e kızının yaşadığını söylemiş. Bana yardım edecekmisin, bu olayı araştırmalıyım Tolga. Yanlış anlamanı istemem. Meral, ölen kız kardeşime çok benziyor. Bende çok hata yaptım, kardeşimin yanında olamadım, ona yeterince yardım edemedim. Bunun vicdan azabını hep yaşadım. bu nedenle Meral'e yardım etmek istiyorum.
- Tamam, bu konuda sana yardım edeceğim, ama öncelikle Meral'i görmeliyim.
- Tabiki akşam bende kaldı, işin yoksa hemen çıkalım.
Tolga işlerini toparlayıp, Murat'la hemen yola çıktılar. Bunca zaman sonra, kardeşi ile yüzyüze gelmek, heyecan ve korku yaşamasına neden oluyordu. Ya tekrar onu görmek istemezse, kendini reddederse diye tereddüt içerisinde idi. Murat bu huzursuzluğu ve tedirginliği fark ettiğinde, Tolga'yı biraz sakinleştirmek adına,
- Merak etme seni o kadar özlemiş ki, seni gördüğü an boynuna sarılacağına eminin. Akşam senden bahsederken, gözlerinden özlem akıyordu.
- Umarım öyle olur.... diye mırıldandı Tolga...
Meral ise olanlar ve olacaklardan habersiz, geç bir saatte uyanmış, Murat'ın uyuyor olabileceğini düşünerek, sessiz olmaya çalışarak hazırlanmış, parmak uçlarında sessizce mutfağa kahvaltı hazırlamaya gitmişti. Çay suyunu ocağa koymuş, masayı hazırlamak için buzdolabına doğru yürüdüğü sırada, dolabın üzerinde ki not dikkatini çekmişti. '' Ben erken çıkıyorum, bir kaç işin var. Halledip hemen geleceğim. Bu gün evde kal. Geldiğimde konuşuruz..'' yazıyordu. Tek başına kahvaltı yapmak istemediğini düşünüp, hemen çayın altını kapattı. Kendine hemen bir tost yapıp, yanına da kahvesini alıp balkona geçti. Bir yandan kahvaltısını yapıp bir yandan da Mehmet'i düşünmeye başladı. Ne yapacağını düşünüyor, ama bir türlü aklından çıkar bir yol bulamıyordu. Canın sıkılması ise kaçınılmaz bir son oluyordu. Biraz zamana bırakması gerektiğini biliyordu, ama böyle bir durumda hiç bir şey olmamış gibi davranması, onun yapacağı bir şey değildi. İçinin sıkıldığı, boğulduğunu hissettiği anda kapının zili çalmış. Bunun la birlikte derin bir nefes alip, Murt olmalı diye kapıya yönelmişti. Kapıyı açtığı sırada kapıda gördüğü kişi ile şok oldu. Gözlerinde süzülen yaşlar ile, karşısında gördüğü kişinin şaka yada bir yanılma olduğunu düşündü. Aklım bana oyun oynuyor dedi. Bir kaç kez gözlerini kapatıp açtı, ama görüntü değişmemişti. Gerçekten kardeşi idi karşısında ki, Tolga idi. Yıllarca hasret kaldığı, çok özlediği canı kardeşi idi. Tolga Meral'den faklı değildi, onun gözünden de yaşlar süzülüyor, karşısında yıllardır uzaktan gördüğü ama yanına yaklaşamadığı kardeşine özlemle bakıyordu. Ne kadar özlediğini bir kez daha fark etti. Meral,
- Tolga, Tolga kardeşim, abim, herşeyim, seni ne çok özlemişim.... diyerek boynuna sarıldı.
Tolga aynı duyguları yaşıyordu şu anda. Ne çok özlemişim onu, görmek yetmiyormuş, kardeşime sarılmam gerekiyormus, onunla konuşmam gerekiyormuş diye geçirdi aklından. Nasılda izin vermişti, onca seyi tek başına yaşamasına. Çok kızıyordu kendine, ne olursa olsun, ne kadar itiraz etsede, ne kadar istmese de yanında olmalı, ona varlığını hisettirmeliydi. Ama o ne yapmıştı, uzak durmuştu kardeşinden. Ama bundan sonra ne olursa olsun, ne kadar istemezse istemesin, yanında olacaktı canı gibi sevdiği kardeşinin. O mutluluğu çoktan haketmişti. Artık Eylül bile umrumda değildi. Ona bunca acıyı çektiren kadın, kardeşi bile olsa affedemezdi. Yaptığı affedilir bir şey değildi, ama yıllarca Meral'e verdiği söz için susmuştu. Ama artık yapamazdı. Yanında olması gereken kişi Meral iken Artık hiç bir şey umrunda değildi. Eylül tüm yanlışlarını kendisi yapmasına rağmen, her zaman Meral'i suçlamıştı. Tolga Eylül'e ne kadar kızsada, sırf Meral'e verdiği söz yüzünden yanında kalmış, sesini bile çıkarmamıştı. Artık buna dur demenin zamanı gelmişti. Kapıda çok oyanlandığını ve kardeşine sarılmadığını fark edince, hemen Meral' i kucağına alıp alnından öpmüştü. Sanki bir daha hiç bırakmayacak, yanından ayrılmayacak gibi sıkıca sarılmıştı kardeşine. Meral her zaman onun için başka olmuştu zaten, kardeşten öte daha çok sevmişti onu, bir baba gibi korumuştu hep, sanki bu günleri hissetmiş gibi sahip çıkmıştı ona. Artık herşey geride kalmış, Meral'le mutlu olacaktı. Onun bunca acıdan sonra daha çok mutlu olmasını istiyordu ve şimdiden planlara başlamıştı bile....
Belki de Meral bu sefer gerçekten mutlu olabilirdi. Tolga'nın yapacağı sürpriz ile hayatı değişebilir. Hiç olmadığı kadar mutlu olabilirdi. Bunların hepsi Meral'in kendi elinde idi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ikinci Bahar....
RomanceMeral in hayatı idi, her şeyi.Sevmeyi,yaşamayı,mutluluğu öğrendiği hayatı. Öyle bir an geldi.Hayatı, yaşamayı, mutluluğu unuttu. Hayata yeniden başlayabilecek mi? Sevmeyi tekrar denemeye cesaret edebilecek mi? Peki ya mutluluk! Mutluluğu tekrar göre...
