Bölüm 19

365 20 0
                                        

Mehmet Murat'ın yanından ayrıldıktan sonra, hemen ofisene geçmişti. Bu gün yeni bir hastası gelecekti. Hatta gelmek üzeredir. dedi. Tam içeri girip koltuğa oturduğu sırada, kapısı çaldı. İçeriye, zayıf, orta boylu, başında yüzünü tam göstermeyen, şapkası olan bir adam girmişti. Bu yürüyüşü tanıyordu. Ama olamaz, herkes böyle yürüyebilir. Buraya kadar gelip kendine açık edemez diye düşündü.

- Hoşgeldiniz. İsminizi belirtmemişsiniz, sakıncası yoksa söylermisiniz?

-.......

Adam cevap vermeyince iyice huzursuz oldu Mehmet....

- Ne içersiniz. diye sordu bu seferde.

- Su..... diye cevapladı adam. Mehmet telefonu eline almış, sekreteri arayacağı sırada, su sesini duyunca telefon elinde dona kalmıştı. Adam yavaşça başını kaldırıp Mehmet'e baktı.

- Soğuk su... dedi. Mehmet üzerinden atamadığı şaşkınlık içerisinde, sekreterinden soğuk su istedi, iki tane. Telefonu kapatınca, Feridun.

- Beni arıyor muşşun.. Geldim. Bana ihanet ettin, bunu mu açıklayacaksın?

-Bak Feridun, bizi adım adım takip ettiğini biliyorum. O fotoğrafları senin gönderdiğini de. Seninde gördüğün gibi, ben Meral'i seviyorum, oda beni seviyor. Sana söz verdim doğru, ama sözümde duramadım. Ve bana yalan söyledin Feridun, suçlu olan sensin, o değil.

- Bunu anlamana sevindim. Ama bu bana olan ihanetini açıklamaz. Sen benim olana el sürdün, benim olana dokundun, ve benim olanı istiyorsun.Ben buna izin verirmiyim sence....

İkisininde suyu gelmiş, Feridun'un da lafı yarıda kesilmişti. Mehmet endişeli idi. Feridun bu kadar sakin ise kesin bir planı vardır, ve kimse bu planı bilemez. Bunca yıldır ben bile arkadaşım diye bilmiş, şizofren olduğunu anlayamamışım. diye düşündü. Korkusu kendine değil. Meral'e zarar vermesine karşı idi. Ona zarar verirse bu ihaneti kaldıramazdı. Meral'e ihanet etmişti.

- Bak Feridun, Meral çok acı çekti. Sen ona cezaların en büyüğünü vermişsin, artık uğraşma onunla, canını yakma. Eğer onun canı yanarsa karşında beni bulursun.

- Sen Meral'den önce kendini düşün bence. Ona daha zaman var. Ama senin zamanın azaldı. Ha tabi Meral'den uzak durursan, eski günlerin hatrına fikrim değişebilir.

- Asla, asla ondan uzak durmayacağım. Ve sen ondan uzak duracaksın Feridun. Yoksa çıktığın yere geri dönersin.

- Ah zaman dolmuş. Ben uyarımı yaptım.... dedikten sonra yavaş adımlarla odadan çıkmıştı.

Ne yapacağını bilmiyordu Mehmet. Feridun'u nasıl engelleyecekti, bilmiyordu. Meral'i bırakamazdı. Ona iyi geliyordu Meral, yaralarını sarıyordu. Bir an önce bu işi halletmeli idi, yoksa Meral öğrenince bir daha göremezdi yüzünü.

Meral balkonda uzun süre oturduktan sonra içeriye girdi. Havalar soğumaya başlamıştı. Üzerine bir hırka aldı. Yeniden bir kahve yaptı kendine, radyonan yankılanan gece yolcularının unut beni şarkısına biraz daha ses vererek, balkona tekrar oturdu. Hem şarkıyı söylüyor, hemde düşünüyordu Meral. Mail ve mesajları, içindeki huzursuzluk gün geçtikçe artıyordu. Saat hayli ilerleyince, yatağına girerek uykuya daldı. Ter içinde kalmıştı. Nerde olduğunu anlayamadı önce. Etrafına bakındı.Kalkıp kendine su aldı. Balkona çıkıp oturdu. Suyunu içtikten sonra, tekrar ağlamaya başladı. Bu.. Bunları tekrar yaşamak çok yoruyordu Meral'i. Ağladı, uzun süre ağladı. Halsiz düşüp uyuya kaldı balkonda. Uyandığında saat öğleye geliyordu.Elini yüzünü yıkayıp evden çıktı. Yoksa Murat'la randevusuna geç kalacaktı. Telefonuna baktı. Üç cevapsız çağrı vardı. İkisi Mehmet'ten, biri Murat'tan dı. Öncelikle Murat'ı aradı. Gelmek üzere olduğunu söyleyip, kapattı telefonu. Ardından hemen Mehmet'i aradı.

- Alo Mehmet beni aramışsın. Telefon odada idi duymamışım .

- Önemli değil canım, nasılsın?

- İyiyim, Mehmet. Terapiye gidiyorum şimdi, yoldayım.

- Tamam canım, dikkat et kendine, benimde hastam geldi.

- Tamam Mehmet, görüşürüz. Çıkınca ararım seni... deyip telefonu kapttılar.

Murat'ın odasına geldiğinde, olmadığı kadar huzur dolmuştu içi.

- Nasılsın bu gün Meral?

- İyiyim, her zamanki gibi.

- Bu gün rengin soluk gibi, iyi uyuyamadın mı gece?

Murat işinde başarılı bir uzmandı. İlk gördüğünde, birşeyler hisseder. İnsanlara nasıl yaklaşması gerektiğini çok iyi bilirdi. Ama Meral'e nasıl yaklaşması gerektiğine karar veremiyordu. Her an, herşeyden vazgeçecek gibi duruyordu.

Tereddütte kalmıştı Meral, onu tanımazken nasıl anlatacaktı ki içindekileri, özelliklede gece gördüğü rüyayı. Daha Mehmet'e bile anlatamamışken. Ama Murat'a güveniyorum, diye düşündü. Mehmet'e bile tam güvenemezken, Murat'a bir anda güvenmesi ise aklını karıştırıyordu. Kendini sorgulama isteği duyuyordu. Ne yapacağına karar veremiyordu birtürlü. Murat ise bu huzursuzluğu anlamıştı. Kendine kızıyordu. Bir anda konuya böyle girmemeliydim diye düşündü.

- Aslında gece geç yattım, ondandır. dedi Meral.

Yalan söylediğini anlamıştı Murat, ama üzerine gitmek istemiyordu. Tam olarak kendine güvendiği zamanı bekleyecekti.

- Bu gün ne yapmayı düşünüyorsun?

Yalan söylediğimi anladı, diye düşündü Meral. Anlamış olsa idi soru sorardı, konuyu değiştirmezdi. diye düşündü sonra. Bu zamana kadar yalan söyleme gereği duymadım. Bu soruda da gerek yoktu, ama neden yalan söyleme gereği duydum ki, diye düşündü. Utandı bir an kendinden. Murat'ta farkına varmıştı, Meral'in içten içe kendisiyle savaş verdiğinin. Genç kadını izliyordu sürekli. Her hareketini, ne diyeceğini, ne yapacağını merak ediyordu. Yüzünün kızardığını görünce, hafifçe gülümsedi. Ne kadar tatlı diye düşündü. Meral başını kaldırınca, gülümsemeyi yüzünden silip, bakışlarını başka yere çevirdi. Meral Murat'a baktığında, an azından kızardığımı görmedi diye düşündü.

- Birşey içermisin? diye sordu Murat.

- Evet kahve olursa, iyi olur... dedi Meral.

En azından buna cevap verdi diye düşünürken.

- Aslında gece uyuyamadım. Kabus gördüm, balkona hava almaya çıktım. Sabaha karşı balkonda uyuya kalmışım.Kusura bakma, bir an ne diyeceğimi bilemedim.

- Önemli değil. Seni anlayabiliyorum. Herşeyden önce güven önemlidir Meral. O yüzden acele etmiyorum. Herşeyin zamanı var.

Minnettarca gülümsedi Meral, anlayışı için teşekkür etti Murat'a. Bu arada kahveleri gelmiş, birer yudum almışlardı. Meral ne diyeceğini, nerden başlayacağını bilmiyordu. Ama Murat'a da anlatmak gelmiyordu içinden. Huzursuzluğu yüzüne yansıyordu Meral'in, yorulmuştu içindeki savaştan. En iyisi doğruları söylemek diye düşündü.

- Murat nedenini bilmyorum, ama huzursuz hissediyorum kendimi. Hiçbirşey anlatmak gelmiyor içimden. Bu aralar mutluyum, uzun zamandır olmadığım kadar. Fakat bunun uzun sürmeyeceğinin farkındayım. Nedenini sorma, çünkü bende bilmiyorum. Ama öyle hissediyorum, ve bu his gün geçtikçe büyüyor. İlk başlarda bu durumu, uzun zamandır kimse ile görüşmememe bağladım. Ama, ama nasıl söylesem. Ben tatilde iken, her gün mail aldım. İlk başlarda önemsemedim, ama en son aldığım mailden sonra, artık eminim. O günden sonra çok düşündüm, ama sonunda anladım neler olduğunu. Sormaktan korkuyorum. Aklımdaki düşüncenin doğru olmasından korkuyorum. Eğer doğru ise, bu sefer altından kalkamam. İkince kez güvendim, eğer bu da boşa çıkarsa, neler yaparım bilmiyorum. Ben korkuyorum Murat. Bunları sana nasıl anlattım, bunu bile bilmiyorum. Seninle konuşunca, farklı duygular hissediyorum. Hepsinden daha çok korku hissediyorum. Be.... ben ne yapacağımı bilmiyorum Murat... Kaybolmuşluk hissediyorum, önceden hissetmediğim kadar çok hissediyorum şu anda....

Sabırla Meral'i dinledi Murat. Fakat Meral hakkında bilmediği o kadar çok konu vardı ki. Bu anlattığını Mehmet'in bile bilmediğine emindi......

Ikinci Bahar....Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin