Bölüm 30

275 18 0
                                        

Murat Tolga'nın arkasından bakakalmıştı. Nereye gideceğini, ne yacağını adı gibi biliyordu, ama engel olamamıştı.

Tolga son sürat kendi evine sürdü arabayı. Eylül'le son kez hesaplaşması gerekiyordu. Bunun ne kadar zor olacağını biliyordu, kardeşi idi o onun, ama bunu yapmak zorunda idi. Nedenin ni öğrenmek zorunda idi. Neden diyerek kendi kendine düşünüp duracağına, asıl kişiden öğrenmesi gerekiyordu. Bunca zaman bu kadar acıyı, bu kadar mutsuzluğu, kız kardeşi yüzünden yaşadığına inanmıyordu. Ani bir frenle durdurdu arabayı Tolga. Koşar adımlarla, çıktı arabadan, Eski anahtarlarını çıkarıp, hemen kapıyı açtı. İçeriye girdiği an ise gördükleri ile en büyük şokunu yaşadı..

Meral, kapıya çıkmış gelenleri karşılıyordu. Aslında kapıya çıkmasının nedeni Murat'la Tolga'nın nerde kaldığını merak etmesi idi. Bir saat bekledikten sonra kimsenin gelmediğini görünce, tekrar aradı Tolga'yı, ama telefonu cevap vermiyordu. Misafirlere de kısaca hoşgeldin diyordu. Tam beklemekten vazgeçip içeriye doğru adım attığı sırada, kendi ismini duyması ile dondu kaldı. Ne bir adım atabiliyordu, nede arkasını dönüp, kedisine seslenen kişiye bakabiliyordu.

- Meral, neden benimle konuşmuyorsun? Benden bu kadar mı nefret ediyorsun ?

Allah'ım bu nasıl bir şey dedi kendi kendine, genç kadın. Özlediği duymak için yıllarca içinde savaş verdiği ses gerçekti, şu anda tam arkasında idi, ama ne konuşabiliyor, nede arkasını dönüp bakabiliyordu, sesin sahibine.

- Meral, ben çok özür dilerim, tüm hatalarım senden af diliyorum. Beni tekrar hayatına almanı isteyemem senden, ama bilmediğin ve benimde yeni öğrendiğim çok şey Meral, bizi ayrı düşüren birbirimizden uzaklaştıran gerçekler var ortada. Ne olursun bunları sana anlatmama izin ver.

Daha fazla dayanamamış sarılmıştı, genç kadına. Erkek adam ağlamaz sözlerini yalanlıyordu Arel, Yıllardır özlemini çektiği kokuyu alıyordu şu anda, her ikisi de çok acı çekmişlerdi. Her ikisi de birbirinden ayrı geçirdikleri, her anlarında çok özlemişlerdi, ama Meral, Arel kadar cesaretli göremiyordu kendini.

Murat Arel'in tüm konuşmasını duymuştu. Arel içeri girerken gelmişti Murat. Bunca zaman sonra ikisinin de mutluluğu hakettiğini düşünüyordu. Meral'in donup kalmasından, Arel'i çok sevdiği belli oluyordu. Meral'in tepki vermeyeceğini anlayan Murat, ortamı yumuşatmak için;

- Meral... diye seslendi. Arell.. dedi daha sonra... İçeride ki misafirleri ağırlayalım, ondan sonra uzun uzun konuşun, ama şu anda değil dedi.

- Ama,

- Arel lütfen, Meral'in şu anda konuşmak için cesareti yok, biraz zaman ver ona, açılış bitene kadar zaman ver... diye fısıldadı kulağına. Arel onun haklı olduğunu bliyordu.

- Tamam, açılışın sonunda konuşuruz.. diyerek uzaklaştı yanlarından.

Arel uzaklaşması ile, yanağından bir göz yaşının aktığını farketti Meral. Arel'in sesini duyduğu andan beri kendini o kadar çok sıkımıştı ki, tek bir cümle çıkmamıştı ağzından. Eğer konuşursa ağlayacağını biliyordu çünkü. Hele kendisine sarıldığında, onun kokusunu aldığında onsuzluğa nasıl dayandığı hakkında hiç bir fikri yoktu. Tek bildiği, o kokuyu duyduğunda, kendisini tam hissettiği idi. Onu o kadar çok özlemiştiki. Kelimeler yetmiyordu, telaffuz etmesine. hç bir kelime bulamıyordu, lügatında. Murat hızır gibi yetişmişti o anlarına, eğer biraz daha öyle kalsalar, ağlamaya başlayacaktı Meral. Her zor anında yanında oluyordu Murat.

Murat Meral'in ağladığını gördüğündü, hemen sarıldı genç kadına. '' Ağlama Meral, sakın ağlama. Bu akşam ağlayacaksan mutluluktan ağla. Arel'e sakın kızma. Önemli sebepleri var. Bu akşam onu dinle. Dinlemeden sakın karar verme, sana yalan söylemeyeceğim. Onu ben çağırdım, ama sebeplerini, herşeyin nedeni ni öğrendikten sonra çagırdım. Bana güveniyorsun değil mi Meral'' genç kadın cevap vermek yerine başını evet anlamında sallamıştı. '' O zaman şimdi de bana güven ve onu dinle. Pişman olmayacaksın, duydukların seni üzecek, ama emin ol asla onu dinlediğin için pişman olmayacaksın'' dedi. Genç kadın tamam anlamında tekrar kafasını sallamıştı. Konuşursa tekrar ağlamaya başlayacağını biliyordu. Bir an önce kendini lavaboya atıp biraz sakinleşmesi gerekiyordu. Murat'tan ayrılıp lavaboya gitti. Aslında aklında Arel ve Murat'ın gerçkeler dediği sözler dolaşıyordu, ama nedense sormaya korkmuştu. Sanki sorarsa, içi yanacak gibi hissetmiş, o an sormaktan vazgeçmişti. Öğrenmeyi çok istesede sözler aklına geldikçe, içindeki acı daha çok artıyordu. Galerinin bitişine kadar, bu konuda konuşmamaya karar vererek lavabodan çıktı.

Ikinci Bahar....Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin