Bu kitaba hak ettiği değeri veren ve çok seven herkese benden son bir hediye. İyi ki vardınız, iyi ki varsınız.💫
***
Bulutların arasında uyandırılmaya alıştırıldığım bir sabahtayım. Sevgilimin güçlü öpücükleri ve sevgi sözcükleri arasında uykuya karşı direniyorum. Beş dakika bile sürmüyor bu savaş. Uykuyu önemsiz kılan öpücükleri ve sözleri yüzünden gözlerimi aralıyor, ona istediğini veriyorum. Beni kollarının arasına kıstırdığına ve aramızda hiç mesafe bırakmadan beni izlediğine şahit oluyorum. Başta bir utanç sarıyor beni ama sonra kahve gözleri gözlerime hayranlıkla değiyor ve sahip olduğum her şeyi unutuyorum.
"Bu sabah da her şeyden çok seviyorum seni," diye mırıldanıyor gözlerinin içinde tutsak kaldığım saniyeleri hatırlatarak. Ortamdaki aurayı bozmak uğruna kıkırdıyorum. Her sabah olduğu gibi, bu sabah da bir günaydın yerine bana olan sevgisini hatırlatıyor. Fakat hiç unutmadığımın farkında değil. "Şu güzel yüzünü ne kadar izlesem de yaşlanmıyor, neden böylesin?" İşaret ve orta parmağını yanağımda usulca gezdiriyor. Gözlerimi kapatıyorum.
"Chanyeol..." Öyle güzel sözlere karşı ne söylenir bilmiyorum. Yine ismiyle afallıyorum. Benden bir şey beklemediğini bilsem de her seferinde nutkum tutulduğu, karşılık veremediğim için çekiniyorum. Bunu biraz bile sorun etmeden hemen üzerime çıkıyor ve dizlerini bedenimin iki yanından sarkıtıp boynuma eğiliyor. Beni dilediği kadar öpmesine izin veriyorum.
Dudakları boynumda naifçe geziniyor. Elleri yanaklarımı okşarken ellerimi sırtına götürüyorum. Bu kadarı uyanmam için yeterli olsa da daha fazlasını arzuladığımı belirtmek için kısık bir inleme kaçırıyorum dudaklarımdan. Boynumdan ayrılıp yüzüme eğiliyor ve farklı noktalarımı öpmeye başlıyor. "Tanrım... Çok... Güzelsin." Kelebek öpücüklerinin arasında fısıldadığı sözcükler tebessüm etmemi sağlıyor. Ellerimi omuzlarına çıkarıp geri çekilmesi için dürtüyorum. Hızla çekiyor kendini ve yüzüme bakıyor.
"Muhtemelen bana kıyamadığın için biraz fazla uyudum ve önemli bir randevumuz var, hatırlatıcı sayacınız konuştu." Ellerimi yanaklarına indirip arzulayıcı dokunuşlarımı hissetmesi için sıvazlıyorum. Çoktan erekte olduğunu yumulan gözlerinden anlasam da ikimizi de buna zorlamıyor. Bana karşı olan zaaflarını iyi bilmeme rağmen durmamı istediği anda kendini kontrol edebilmesine şaşırıyorum. "Ama eğer istersen, şimdi burada sevişebiliriz. Randevuyu--"
"Hayır, tamam. Yeterince geç kaldık." Hızla çekiyor kendini ve üzerimden kalkıp yanıma oturuyor. Kıkırdamamı engellemeden doğrulup oturma pozisyonu alıyorum. Saatin neredeyse öğlene geldiğini gördüğüm anda gözlerim şaşkınlıkla açılıyor. "Ama randevudan geldiğimizde buna devam edeceğiz," diyor tekrar aynı meseleyi hatırlatarak ve yataktan iniyor. Yaramaz bir çocuk yakalamışım gibi başımı iki yana sallıyorum.
"Beş yıldır eşin olduğumu ve buna senelerdir devam ettiğimizi unutuyorsun. Sence de hala yeni evliymişiz gibi davranmayı kesmenin zamanı gelmedi mi?" Yataktan zor da olsa ayrılıp yorganımla vedalaşıyorum. Bütün gece telefonumdan yeni sergimle ilgili araştırmalar yaptığım için gözlerimin ağrıdığını hissediyorum.
Pencerelerin önüne gelip perdeleri açtığım sırada arkamdan sarılıyor ve yanağımı dudaklarıyla dolduruyor. Ne ara arkamdaki yerini aldığını bilmiyorum. "Her gün ama her gün, yeniden tanışmışız gibi kalbini heyecanlandırmak istiyorum. Bunun için varım."
"Teşekkür ederim, Bay Park. Her gün size aşık oluyorum zaten. Bu egonuzu tatmin ediyor mu?" Tamamen alaycı bir tonla konuşurken ellerim önümde birleştirdiği ellerine gidiyor. Gözlerimi hayranı olduğum gökyüzünden ayırıp yumuyorum. Beni öpmeye devam ediyor.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Nodo Ciegos || chanbaek
FanfictionAma ben, onu ömür boyu karanlık dünyamın beyaz çizgilerine mahkum edecek kadar bencil olabilir miyim? Veya o, karanlıkta hevesle çizdiğim çizgilerimin gerçek sahibi mi? © Tüm hakları, Byun Baekhyun'un göz kapaklarının ardında saklıdır. © •angst wit...
