dieciséis

2.3K 242 328
                                        


BBH

Muhteşem bir akşam yemeğinde bir aradayız. Özellikle son bir yılda oluşturduğum ve bir araya gelince mutlu olduğum aile ortamımla yediğim yemeğin keyfini çıkarıyorum. On dört yıl boyunca tek aile üyem olarak gördüğüm Sehun, çocukluğumu bulduğum arkadaşım Tae-Oh ve kalbimi verdiğim erkek arkadaşım Chanyeol ile beraberim.

Tae-Oh'a artık okulunun resmi bir öğretmeni olmadığımı uygun bir dille açıklamak için bir aradayız aslında. Her ne kadar istifamı sakladığım gözyaşlarımla vermiş olsam da ona verdiğim bu karardan dolayı mutlu olduğumu hissettirme zorunluluğu duyuyorum. Çünkü tüm sene boyunca eğitmenlik hayallerimin tümünü anlattığım tek kişi o. Ne kadar henüz küçük ve aklı büyüklerin aldığı şeyleri alamazmış gibi görünse de onunla yaşıtmışım gibi hissetmemin de bir nedeni var. İşte o nedenden dolayı bugün onu evime getirmesi ve annesinden benimle kalması için izin almasını Chanyeol'den rica ettim.

Yemekten sonra sofrayı Sehun ve Chanyeol'e yüklemeyi başardıktan sonra Tae-Oh ile beraber salona geçiyoruz. Oturur oturmaz bacaklarımın arasına yerleşiyor ve minik ellerini ellerime sarıyor. “Baekhyun hyung?”

Canıma can katan peltek telaffuzu kulaklarımla buluştuğunda dudaklarım kendiliğinden iki yana kıvrılıyor. “Hm?”

“Chanyeol hyungla evlenecek misin?”

“N-ne?” Onunla attığım adımdan adım kadar emin olsam da minik bir çocuktan bu soruyu duymak beni oldukça utandırıyor doğrusu. “Nereden çıktı bu?” Onunla yaşıt olduğumu hissettiğim doğru ama ona Chanyeol ile aramdaki bağdan bahsetmek için henüz erken olduğunu düşünüyorum.

“Chanyeol hyung yolda gelirken bana seni ne kadar sevdiğimi sordu.” Devam etmesi için sesli bir onay verene kadar sessiz kalıyor. Başının yukarı doğru kalktığını hissediyorum ama ne yazık ki onunla göz iletişimi kuramıyorum. “Annemi ve tanımadığım babamı sevdiğim kadar olduğunu söyledim.” Bir anda içim huzurla dolup taşıyor. Onun da beni ailesi yerine koyduğunu duymak birkaç gündür içinde bulunduğum stresten bir süreliğine beni uzaklaştırıyor. “Ben de ona seni ne kadar sevdiğini sordum.” Şimdi içimi saran huzur yerini heyecana bırakıyor ve bunu belli etmemeye çalışmak çok zor.

“O ne dedi?” Ellerimle oynamaya daldığını hissettiğimde soruyorum. O da hazır cevabını yapıştırıp kalbimin yerinden çıkmaması için yalvarmama neden oluyor.

“Babanın anneni sevdiği kadar seviyorum dedi.”

Görebilecekmişim gibi göz bebeklerimi etrafta gezdiriyorum. Yüzüme yayılan tebessümün çeşidinden pek emin değilim. Chanyeol'ün bizi gizlice dinlemediğini ve halimi görmediğini garantilemek istiyorum.

“Babam annemle evlenmiş ya, Chanyeol hyung da seninle mi evlenecek?”

Ah, diline kurban olduğum çocuk. Ne de güzel şeyler söylüyorsun öyle. “Bilmem. Sen öyle olsun ister miydin?”

Hayalini kurmak bile keyiflenmemi sağlarken sesindeki huzursuzluk kaşlarımın çatılmasına neden oluyor. “Sen de Chanyeol hyungu annemin babamı sevdiği kadar mı seviyorsun?”

Bu benzetme fazlasıyla hoşuma gittiğinden bozuntuya vermeden onaylıyorum. “Hmhm.”

“O zaman hayır! Evlenmenizi istemiyorum!”

Bir anda bağırıp bacaklarımın arasından ayrıldığında şokla gözlerimi açıyor ve ellerimle yoklayarak onu bulmaya çalışıyorum. “Tae-Oh. S-sorun nedir?” Neden bunu onaylamamasına üzüldüğümü bilmiyorum ama ses tonu korkmamı sağlıyor.

“Eğer annemle babam gibi siz de evlenirseniz Chanyeol hyung da babam gibi cennete gider. Sen de annem gibi hasta olursun. O zaman çocuğunuzun canı yanmaz mı?”

Nodo Ciegos || chanbaekHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin