flashback
"Burada beklemelisin, Baekhyun." Suho ikinci kez kuzenini uyarıp önünde çömeldi ve etrafa bakınıp kimsenin gelmediğine emin olduktan sonra kuzeninin boş gözlerine odaklandı. "Dinle, burası senin için çok tehlikeli. Hiçbir korumalığa sahip olmayan bir göletin ucundayız. Bu yüzden abini iyi dinlemelisin, anlaştık mı?" Sert olmamaya çalışarak söylese de bu onu yorduğu için ciddiyetten çıkmayı becerememişti. Dakikalardır görme engelli kuzenini olduğu yerde beklemesi için uyarıyordu ama kuzeni onu tedirginliğe düşürecek adımlar atıyordu.
"Sehun ne zaman gelecek?" Sesindeki endişeyi bilmeden yüz ifadesine yansıttı Baekhyun ve yalnızca kuzeninin yakında olan sesine odaklandı. Karanlıktan başka yönlere bakmaya çalışmayı günler önce bırakmıştı.
Suho göletin diğer ucundaki yeşilliklerle kaplı yola baktı. Sonunda o anlam veremediği pembe oyuncak bebeğiyle beraber bu yöne doğru yavaş adımlar atan küçüğü gördü ve derin bir nefes verdi.
Baekhyun'u babasının isteği ve tabii kuzeninin yalvarışları üzerine buraya getirmek onun rutini haline gelmişti ama Suho her geçen zamanda biraz daha zorlanıyordu. O derslerine yoğunlaşması gereken bir lise son sınıf öğrencisiydi ve tek amacı babası gibi büyük bir müteahhit olmaktı. Fakat son zamanlarda ailesinin başına gelenler onu derslerinden uzaklaştırmıştı. Hakkında sadece karanlık bir dünyaya hapsolduğu gerçeğini bildiği bir kuzeni vardı ve onu adeta her şeyi haline gelmiş olan arkadaşıyla bu gölette buluşturmak onun haftalık göreviydi.
Bu onun için zor bir şey değildi elbette. Kuzeninin mutluluğunu izlemek ve gün sonunda babasından 'aferin' almak onu memnun ediyordu. Fakat zaman geçtikçe Baekhyun mutlu olduğu ve bu duruma alıştığı kadar hırçınlaşıyordu da. Baekhyun'u en çok, bu gölete getirdiğinde durdurmak zordu. Sehun'un her buluşmalarında en az yirmi dakika geciktiğini ve Baekhyun'un bu duruma her seferinde öncekinden daha aşırı bir tepki verdiğini gözlemlemişti. Bu durumda kuzenini dindirmek ve onu olası tehlikelere -ki bu tehlikenin ne olduğunu karşınızdaki, derinliği her yerden belli olan gölete baktığınızda anlayabilirdiniz- karşı korumak oldukça zor bir hal alıyordu.
"Neden geciktin?" Baekhyun arkadaşının, yanında olduğuna kanaat getirebildiğinde yüzünü asarak mızmızlandı ve abisinin yardımıyla göletin ucundaki -onun için güvenli bir hale getirilmiş olan- kayalığa oturdu.
"Üzgünüm." diyebildi Sehun yalnızca. Her zamanki gibi gecikmesinin sebebini anlatmıyor ve üzgün olduğunu ifade ediyordu. "Teşekkürler hyung. Onu getirdiğin için." Çoktan dalgınlığa kapılmış olan arkadaşının kuzenine seslendi ve gülümseyerek teşekkür ettikten sonra Baekhyun'a odaklandı. Yanına oturduğundan beri kucağındaki bebeği de aralarındaki yerini almıştı. Her zamanki gibi.
"Güzelce oynayın. Ben burada sizi izliyor olacağım. Abinizi üzmeyin, anlaştık mı?" Suho on yaşındaki minik kuzeni ve onun arkadaşından sevimli birer onay aldıktan sonra gönül rahatlığıyla hemen arkalarındaki banka oturduktan sonra dikkatli bir şekilde izlemeye odaklandı. Bu sorumluluk onu olması gerekenden daha fazla endişelendiriyordu ve her seferinde daha dikkatli olması gerektiğini kendine hatırlatıyordu. Başına bir şey gelirse ne babasına ne de kendine hesap veremeyeceğini iyi biliyordu. Ve tabii bir de Oh Sehun'a.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Nodo Ciegos || chanbaek
Fiksi PenggemarAma ben, onu ömür boyu karanlık dünyamın beyaz çizgilerine mahkum edecek kadar bencil olabilir miyim? Veya o, karanlıkta hevesle çizdiğim çizgilerimin gerçek sahibi mi? © Tüm hakları, Byun Baekhyun'un göz kapaklarının ardında saklıdır. © •angst wit...
