BBH
Sonu olmayan bir yol hayal ediyorum. Yürüdükçe kısalan, koştukça uzayan bir yol. Düşüncelerimin ters işleyişine hayret etmeyin. Ben bu yolu hayal ederken asla somut düşünmüyorum. Üzerine kendimi koyuyorum. Yürümek yerine hep koşmayı akıl ederek ilk taşa takılıp düşen biri oluyorum. Sonra akıllanmıyorum ve ayağa kalkıp tekrar koşuyorum. Yine takılıyorum. Tekrar koşuyorum. Bunu defalarca taklit ettiğim için yolum uzuyor.
Nihayet yürümek aklıma geliyor. Sakin ve dikkatli adımlar atıyorum. Önümdeki taşları göremesem bile ayağımın tabanına takıldığını hissediyorum. Duraksayıp kenara itiyorum onları. Yavaş ilerliyorum ama koştuğum zaman boyunca ilerlediğimden daha fazla yol katediyorum.
Akıllıca düşünmem bir işe yaramıyor çünkü ben bu yolu en başta sonsuz hayal ettim. Şimdi biraz birbirine dolandırsam fena olmaz. Gittikçe zorlaştırmak işime geliyor. Her seferinde bunun bir risk olduğunu bilsem de tablolarımı daha zor hale sokuyorum.
Kapı tıklandığında konsantremi kaybedip elimdeki fırçayı yere bırakıyorum ve Sehun'un içeri girmesini bekliyorum. Kapıyı açıp içeri adım atıyor ve yanıma geliyor.
"Voav! Yine döktürmüşsün?" Muhtemelen yarım kalan tuvalimi incelerken söylüyor.
Dün ki aramızda geçen gerginliği hatırlayınca kaygılı bir tebessüm sunuyorum. "Olmuş mu? Boyaların yerini ezberlemiştim ama karıştırdığımı hissediyorum." Boyalı elimin tersiyle alnımdaki saçları itiyorum.
Belki de resimlerimin beğenilmesinin tek püf noktası bu. Kendime özel kurallarım var: Bir; asla insan yüzü çizmeye çalışmıyorum. Resimlerimde insanlara yer yok. İki; özgür ruhlu görünen resimlerimi karmaşık boyalarla renklendiriyorum. Üç; totem. Bir resime başlarken onun özel olacağını hissediyorsam bitene dek kimseye göstermem.
İkinci kuralı sanırım açmam gerek... Şöyle ki, ben resimlerimi ilk başta hedeflediğim gibi hep kendim için çizerim. Başkalarının ne göreceğini umursamam. Evet, bencil olduğum bir konu çünkü neden olmayayım ki? Onlar benim gözlerimin arkasındaki gerçek hayatım değil mi? Bu yüzden soyut çizgilerimi renklendirirken boyanın ne olduğunu çok da umursamıyorum. Sehun bu durumun, resimlerimi karmaşık gösterdiği için ilgi çekici göründüğünü söyler. Yine de on dört yaşımdan kalan renk hafızam ne kadarını alıyorsa Sehun onu tespit etti ve resim atölyeme renkleri ayırt edebilmem için özel bölme yaptırdı.
Onun harika bir dost olduğunu söylemiştim değil mi? Evet, şimdi konumuza dönelim.
"Sana renklerin isminin bir önemi olmadığını söylemiştim. Kendini zorlama. Bu harika görünüyor."
Gergin gülümsememi bir kez daha sunarken kurumuş dudaklarımı dilimle ıslatıyorum. "Aslında bu resme stres atmak için başladım. Sergim için olanların arasına koymayacağım."
"Neden streslisin?" Endişeli sesi gittikçe yaklaşıyor. "Bir sorun mu var?"
"Hayır, sorun yok." Kaygısını alabilmek adına sesli gülümseyip tutmaya çalıştığı boyalı elimi ona uzatıyorum. Eh, elimdeki boya kalıntılarının kuruduğunu hissetmiyorum ama bunu kendi istedi. "Sadece anlık bir şey."
"Ah, anladım." Yavaşça ellerini çekip aradaki mesafeyi uzatıyor. Bir tıkırtı sesi duyuyorum. Zemindeki sürtünme sesine bakılırsa yanıma bir tabure çekiyor.
"Dün için özür dilerim. Arkadaş çevreni engellediğimi hissettirdiğim için çok--"
"Saçmalama Sehun. Öyle hissettirmiyorsun." Onunla göz göze gelebilmek umuduyla göz bebeklerimi etrafta dolandırıyorum. "Endişe etmekte haklıydın. Öyle konuşmamalıydım. Ama Chanyeol gerçekten iyi biri. Hissediyorum." Aklıma sesi iliştiğinde gizli bir tebessüm ediyorum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Nodo Ciegos || chanbaek
FanfictionAma ben, onu ömür boyu karanlık dünyamın beyaz çizgilerine mahkum edecek kadar bencil olabilir miyim? Veya o, karanlıkta hevesle çizdiğim çizgilerimin gerçek sahibi mi? © Tüm hakları, Byun Baekhyun'un göz kapaklarının ardında saklıdır. © •angst wit...
