veinticinco

2K 201 249
                                        

Y/N: Bölüme başlamadan önce önceki bölüme göz atmanızı tavsiye diyorum, unutmuş olabilirsiniz:;;(((((




PCY

Bugüne kadar veda ettiğim hiç kimse olmadı. Gerçek manada kimseyle vedalaşacak kadar yakın değildim ben. Manevi aileme olan ziyaretlerim sonrasında kısa vedalaşmalarımız haricinde kimseye elveda, hoşça kal gibi sözler kullanmadım. 

Yirmi yedi yaşındayım. Bugüne kadar ne anne ne de baba acısı yaşamadım ben. Ölüp ölmediklerini bile bilmediğim o insanlara kalbimde açtığım mezar dışında hiçbir mezarı ziyaret etmedim. Ciğerim patlayana kadar ağlamadım. Canım hiç bu kadar yanmadı bugüne kadar.

Yirmi yedi yıllık hayatımın en orta yerine oturmuş ve beni oranın sahibi olduğuna inandırmış bir adam benden ona veda etmemi istediğinde bin bir türlü, adını bile bilmediğim sendromlara girmemin sebebi buydu. Bunu o adam dün gece dudaklarımdan veda öpücüğünü sildiğinde anladım. Vücudumdan damarlarımı koparıp bir gece sürpriz yaparak geri taktı. Ve ben bir kez daha can damarımdan olmamak için kendime sıkı bir söz verdim. 

Byun Baekhyun'un kör düğümünü çözeceğim.

***

"Günaydın sevgilim." Sanki içerimdeki havayı merak etmiş de bu gece ciğerlerime girmeye yemin etmiş gibi vücuduma dolanan bedeni geriye doğru gerindiğinde uyanmak üzere olduğunu anlıyor ve şükranla gülümsüyorum. Bir daha bu görüntüyü göremeyeceğimin düşüncesi canımı en çok yakanlardan biriydi ve ben hiç beklemediğim bir sabah onu göğsümde uyurken izliyorum. Daha ne isteyebilirim ki?

"Günaydın." Diyor neşeme ortak olarak. Yanımda minicik kalan bedeni birazdan yatakta doğruluyor ve gözleri beni arıyor. "Senin yatağında uyanmak ayrı bir güzelmiş."

Tebessümüme bin katan sözleri bütün uykusuzluklarımı ve can acılarımı silip götürüyor. Gözlerini ovalayıp dağınık saçlarını iyice karıştırdığında boyunu kısaltıp tekrar göğsüme ilişiyor. Dün gece ne yaptığımızı merak ederseniz, sadece birbirimize birkaç söz verip birbirimizin göğsünde teselli bulduk. Bu hayatımın en güzel aktivitesi olabilir. "Kendi yatağımda sevgilimle uyanmak, inan bana bu daha güzel."

Gülümseyerek göğsümdeki başını koluma indiriyor ve gözlerini yumup bir süreliğine öylece havayı süzüyor. Ben de onu seyrediyorum. Baharı seyredercesine, hiç bitmeyecekmiş gibi. "Annen gelmedi değil mi? Oğlunun yatağında basılmak istemem doğrusu."

"Üzgünüm ama çoktan basıldık." Diyorum alayla. Kaşları çatılıyor ve korkuya kapıldığını anlıyorum. "Hyemi her şeyi yetiştirmiş. Sabah uyandığımda annemi ikimizi izlerken buldum."

"Ne? Saat kaç?" 

Endişeli ve biraz da çekingen hallerine kıkırdıyorum. Güzel gözlerini nasıl parlattığını görmesini bir kez daha diliyorum ama o an bu konunun son birkaç hafta içine sığındığını ve kaybolduğunu anlıyorum. "Saat on buçuk ve bilgin olsun diye söylüyorum, ikisi de evde değil." 

Anında rahatladığına şahit oluyorum. Yanlış anlaşılmaktan korkuyor ya da çekiniyor. Bu oldukça sevimli gelse de keşke diyorum bir an, bu ilk özel sabahımız olsa.

"Hyemi nerede?"

"Dışarıda. Cielo'yla oynuyor." Cevabım onu gülümsetiyor. Haliyle ben de gülümsüyorum.

Nodo Ciegos || chanbaekHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin