Uyarı: Bölüm 3/4 yoğunluğunda sekai içermektedir, sonra yakınmayın bana ahjdjsljkdkd iyi okumalar :*
OSH
Hastaneye nasıl geldiğimizi bilmiyorum. Telefonun kesilmesinin ardından üzerimizi giyinip birbirimize hiçbir şey söylemeden evden ayrılmamız ve telaşla hastaneye varmamız göz kapayıp açıncaya kadar oluyor sanki. Hastane bilgilerini ise numarayı tekrar aradığımızda telesekreterden öğreniyoruz. Tae Oh'un o soğuk koridorlarda tek başına beklediği düşüncesi beni mahvediyor. Ama en çok da onu arayıp sormaya fırsat bulamadığım vicdanımı öldürüyor.
Bir koşu geldiğimiz hastanenin koridorlarını telaşla aşarken etrafı panikle aramaya başlıyorum. Jongin bu kadar kalabalık bir hastanede Tae Oh'u arayarak bulamayacağımızı söylüyor ve beni danışmaya götürüyor. Yanımda telaşsız biri olduğu için şanslı hissediyorum.
"Bayan Lee yoğun bakım ünitesinde kalıyor." Danışmana verdiğim isimden sonra aldığım bilgi kanımın donmasını sağlıyor adeta. Geç kaldığımı hissediyorum ancak daha kötü bir senaryo kurduğum için en azından bir şansımızın olduğunu anlıyorum.
Jongin beni yoğun bakım ünitesi dedikleri kata çıkarıyor. Aklım hala başımda olmadığı için ne bir tabelaya odaklanabiliyorum ne de asansörde in bin yapan insanlara. Sadece başında yeterince dert varken bunu Baekhyun'a nasıl söyleyeceğimi düşünüyorum. Üstelik yakında ameliyat olacağı için strese girmemesi gerekiyor.
"Sehun hyung!" Koridorlarda deli gibi minik bir çocuk ararken aniden bacaklarıma yapışan bedenini hissediyor ve rahat bir nefes veriyorum. Hızla Tae Oh'un boyuna inip kollarını bacaklarımdan ayırarak boynuma dolamasını sağlıyor ve sımsıkı sarılıyorum. Hıçkıra hıçkıra ağlıyor. "İyi ki geldin hyung... Doktorlar annemle vedalaşmamı söylüyor... Lütfen bir şey yap... Götürelim onu buradan... Lütfen..."
Hıçkırıklarının arasından sarf ettiği cümleler boğazımı düğümlüyor. Göz yaşlarımı tutmam imkansız bir hale geliyor ve Tae Oh'un omuzlarına akıtmamaya özen gösteriyorum. Yanında güçlü olmam gerektiğini biliyorum. Ne kadar belli edememiş olsam da Tae Oh'a göründüğünden daha fazla değer veriyorum. Kalem bile tutamayan elleriyle annesine var gücüyle hemşirelik eden altı yaşındaki bir çocuğun gücüne hayran kalıyorum aylar boyunca.
Toparlanmam gerektiğine karar vererek gözlerimi kırpıştırıyor ve gülümsemeye çalışarak geri çekiliyorum. Tae Oh'un ıslak yanaklarını siliyorum önce. Dağılan saçlarını toparlıyorum. "Dur bakalım. Bana baştan anlat hadi. Annen ne zamandır burada?"
Dudakları asılıyor ve bunu anlatmanın onun için ne kadar zor olduğunu anlıyorum. Jongin'le bakıştığımda onun da benden farksız bir şekilde bizi izlediğini fark ediyorum. "İki hafta önce annem düştü. Ben de doktor amcayı aradım. Sonra buraya geldik. Annem bana iyileşeceğini söyledi ama şimdi cennete gideceğini söylüyor. İyileşenler cennete mi gidiyor hyung?" Kafası bir hayli karışmış olan miniği hızla kucağıma çekip sıkıca sarılıyor ve kaldırıyorum. Kollarını yorgunlukla boynuma atıyor. Haftalardır bu durumda oldukları halde hiçbir şeyden haberdar olmadığımıza üzülüyorum. Tae Oh'un beni neden daha önce aramadığını düşününce de altı yaşındaki güçlü bünyesine bir kez daha hayran kalıyorum. Belli ki canımızı sıkmak istemiyor.
"Jongin. Doktoru bulalım." Diye fısıldıyorum omzumda uyumak üzere olan Tae Oh'u sarsmadan. Hızla onaylayıp arkasını dönüyor ve uzaklaşıyor. Derin bir nefes alıyorum. Koridorun bekleme koltuklarından birine yerleşip Tae Oh'un daha rahat bir pozisyonda uyumasını sağlıyorum. Minik elleri göğsüme düşüyor ve o an hıçkırığımı tutamıyorum. Baekhyun'un tutmayı çok sevdiği elleri görüş açıma girdiğinde altı yaşındaki bir çocuktan aldığı gücü hatırlıyorum. Sırf eve televizyon aldık diye bütün çocuksu heyecanıyla televizyonun başında sabahladığı geceleri... İşte o zaman böyle bir hayatı bu çocuğa hiç de reva görmüyorum. Daha güzel anıları hak ediyor.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Nodo Ciegos || chanbaek
FanfictionAma ben, onu ömür boyu karanlık dünyamın beyaz çizgilerine mahkum edecek kadar bencil olabilir miyim? Veya o, karanlıkta hevesle çizdiğim çizgilerimin gerçek sahibi mi? © Tüm hakları, Byun Baekhyun'un göz kapaklarının ardında saklıdır. © •angst wit...
