Hayatımda ilk kez taşınmıyorum. Hayatım neredeyse tamamen taşınmakla geçti. Daha yeni odamı benimseyemeden başka bir oda için heyecanlanırdım küçükken. Fakat mutlu bir çocuktum. Annem ve babam yanımdayken çok mutlu bir çocuktum. Taşınmanın ne demek olduğunu bile bilmediğim yaşlarda annemin kucağında oradan oraya koşturmaktan son derece mutluydum. Karanlık bir odaya düşüp orada unutulana kadar mutluydum. Annemin ve babamın kapımı açmasını beklediğim yıllar boyunca da hep mutlu görünmeye çalıştım. O kapıdan çıktığımda onları göreceğimi sanırdım çünkü. Ama şimdi öyle bir kapı olup olmadığını bile bilmiyorum.
Şimdi hayatı boyunca taşınmaya alıştırılmış biri olarak başka bir eve alışma fikrine son derece uzak hissediyorum. Belki de kabul edemiyorum, taşınmak zorunda olduğum yerin evim değil de anılarım olduğu gerçeğini sindiremiyorum. Anılarıyla her zaman gurur duyan kendimi onlardan kirli bir lekeymişçesine kurtarmaya çalışmam son derece garip geliyor bana. Yalanlarla kurgulanmış bir hayatı oynadığım gerçeğine ise bir türlü alışamıyorum.
"Anladın değil mi? Apartman girişine geldiğin zaman bu düğmeye basacaksın." Derin bir nefes alıp veriyor ve kolumla bütünleşmek ister gibi sarılan Chanyeol'ün kolundan çıkıyorum. Yeni bir eve değil de buz patenine taşınmışız gibi sürekli beni tutma çabalarından bıkıyorum haklı olarak. Taşındığımız günün sabahı Chanyeol'le çıktığımız sabah yürüyüşünden döndüğümüzde bana kapıyı açmamı öğretmesini istediğim için pişman oluyorum. En az on kez tekrar ediyor çünkü. "Hadi bir kez daha--"
"Chanyeol." Onu kırmamak adına son derece yumuşak olmaya çalışarak düğmelere giden elini kavrıyor ve durduruyorum. "Öğrendim sevgilim. Hadi içeri geçip hazırlanalım. Randevu saatine çok bir şey kalmadı." Hatırlatmam onu heyecanlandırıyor ve bunu nefes sesinden anlıyorum. Bay Zhang'la olan randevumuz için benden daha büyük bir heyecan taşıdığını anlamak zor olmuyor. Chanyeol tüm bu olanlardan sonra yeniden görmemi ve hayata daha sıkı tutunmamı daha fazla arzu ediyor, hissediyorum. Ve ben de onu hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.
Eve girmemiz fazla zamanımızı almıyor. İlk başta Sehun'un bir apartman dairesi kiralaması haklı olarak beni endişelendiriyordu ancak apartmanın girişindeki basamak zeminleri oldukça rahat ve anlaşılır olduğu için zorlanacağımı sanmıyorum. Dairemiz hemen girişte olduğu için de yolu kolayca kavrayabiliyorum. Tabii henüz Sehun'un kendi imkanlarıyla yapmaya çalıştığı tırabzanlar tamamlanmadığı ve salonun ortasındaki koliler açılmadığı için ilk günlerde biraz zorlanacağımı düşünüyorum. Ev sahibini ise bu konuda nasıl ikna ettiğini hala bilmiyorum.
"Biz geldik!" İçeri girdiğimiz an Chanyeol'ün neşeyle içeridekilere selam vermesiyle ben de gülümsüyorum. Tüm bu olanların arasında bile hiç tükenmeyen neşesi halime son derece yardımcı oluyor. "Halledemediniz mi hala?"
"Halletmek üzereyiz." Jongin yanıtlıyor ve çekiç sesleri yavaşça kesiliyor. Chanyeol'ün yardımıyla kanepeye oturduğumda Sehun'un sesini duyuyorum. "Baek, odanızın girişindeki tırabzanları hallettim. Chanyeol olmadığı zaman dikkat et tamam mı? Alışana kadar tökezleyebilirsin."
Gülümsememi genişletip başımı sallayarak onaylıyorum. Yeni evimiz hakkında konuşmam gerekirse eskisinden geniş olmadığı ve tabii rahatça çalışabileceğim bir atölyesi bulunmadığı için biraz eksik hissetsem de idare edebileceğimi düşünüyorum. Evin sadece iki odası olduğu için yatakları değiştirip çift kişilik yataklar yerleştiriyoruz ve bu küçücük yatağa sığışmaya çalışan Chanyeol için de benim için de harika bir gelişme oluyor. Hala birbirimize sarılarak uyumayı sevsek de Chanyeol'ün uzun boyu yüzünden ara sıra kendi kendine yakındığını hatırlıyorum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Nodo Ciegos || chanbaek
FanfictionAma ben, onu ömür boyu karanlık dünyamın beyaz çizgilerine mahkum edecek kadar bencil olabilir miyim? Veya o, karanlıkta hevesle çizdiğim çizgilerimin gerçek sahibi mi? © Tüm hakları, Byun Baekhyun'un göz kapaklarının ardında saklıdır. © •angst wit...
