Akşam olmuştu ve eve gelmiştim. Bizimkiler hala eve gelmemişti. Vay be, ne kadar umursuyorlarmış. Neyse.
Çıktım yükarı ve duş aldım. Saçımı açtım, ve üzerimi giydim. Kot şort, beyaz body ve her zaman ki gibi polar hırkamı giymiştim. Oh mis! O değilde hiç doğum günümüş gibi gelmiyor bana. Ne tuhaf.
Neyse, yine kapıyı kitledim ve yine paspasın altına koymuştum anahtarı. Mahlum, hala dönmemişlerdi bizimkiler. Hemen çıktım ve Cananlara gittim. Canan'ın odadına çıktım direk. Çıktım ve baktım bu, yatağın üzerinde oturyordu karanlıkta.
"Noldu?" Diye sordum direk.
"Yok birşey ya, Annem bırakmıyor gitmemi dışarı çıkmamı ya."
"Niye?"
"Ya bunlar Gökhanı öğrendi ya, akşamları pek bırakmıyorlar."
"Anladım."
"Sen git istersen, doğum günün sonuçta."
"Amaan, sanki normal günden bir fark var neyse."
"Gel balkon'a inelim o zaman." Dedi ve indik.
"Ben marketten gidip cips falan birşeyler alayım mi bisikletle hemen?" Diye sordum.
"Olur." Dedi ve hemen bisiketle markette gittim.
Hemen elime Lays yoğurtlu cips aldım, Lipton Ice Tea Şeftali, bir kaç tane jelibon ve çikolata almıştım. Bu saydıklarımın hepsi mutluluk kaynağam. Valla öyle, kim mutlu olmaz ki bunlarla? Hem Canan'ın da morali yerine gelir.
Aldıklarımın parasını verdim ve hemen atladım bisiklete. Bu arada benim bisikiletim 2 tekerlekli değil. Benim bisikletim 3 tekerlekli, önde bir tane teker var, arkada da 2 tane teker var. Ama büyükte bir sepet var arkasında. Neyse, konumuz bisiklet değil. Atladım Bisiklete ve geri döndüm Cananlara.
"Ben geldiim." Dedim Canan'a, sevimli olmaya çalışmıştım ama becerememiştim. Canan'da birşey dememişti, sadece gülümsemişti. Yanına oturmuştum ve poşettekileri açmıştık ve hemen yemeye başlamıştık, ama bir yandan da dedikodu yapıyorduk. Önce Umutla ilgili konuştuk, pezevenk nerden geldiyse aklımıza. Sonra Gökhanla ilgili. Ondan sonra da Oğuzla ilgili.
"O ne öyle ya, bildiğin ajanlık yapıyor ya." Demişti Canan.
"Amaan, siktir et. Benden uzak dursun, mesaj atmasında. Hakkımda birşeyler bilse n'olacak? Hem bu saatten sonra da dönüp mesaj atacağını sanmıyorum." Diye cevap verdim.
"Doğru ama, ya o kızla ayrıldırlarsa?"
"Bilmiyorum Canan ya."
"Seviyorsun sonuçta."
"Seviyorum da..Acaba doğum günüm olduğunu biliyor mudur?"
"Ajanı yetiştirmiştir bence."
"Amaan neyse."
Birden telefonum çalmıştı.
"Kim?" Diye sordu hemen Canan. Meraklı melehat işte. Umut arıyor desem napar acaba? Neyse. Arayan kuzenimdi.
"Efendim Mira abla?"
"Hayal hemen gelmen gerek eve çok önemli."
"Neden ki? Cananlardayım."
"Önemli çok acil. Hatta Cananı da al gel." Diyip kapatmıştı Mira abla.
"Allah allah." Dedim düşünerek. Bu kadar acil ne olabilir ki?
"Hayal bence pasta aldılar sana."
"Yok be, onlar hatırlamazlar böyle özel günleri."
"Bence aldılar, sen git. Beni yollamazlar."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Raslantı
RomanceBir insanla ya arkadaş olursun, ya ona aşık olursun veya sevgili. Ortası yoktur değil mi? Aslında var...bunun adı'da raslantı.