Cevapsız Sorular.

205 11 3
                                    

Yuh! Ne çok uyumuşum lan. Saat 15:00 olmuş. E normal tabii sabah 4:30'ta yattım sonuçta. Ama hep Umut'un yüzünden! Olsun...O benimle böyle güzel, güzel konuşacaksa hep uykusuz kalırım ki. Yeşil gözlüm benim. Neyse, uyanır uyanmaz hemen yataktan fırladım ve Umut'u ilk gördüğüm anda çalan şarkıyı dinledim. "Adı aşk olsun" içimde resmen kelebekler uçuşuyordu ya. Bir yandan içimde kelebekler uçuşuyordu, bir yandan da o ilk gün ki çalan şarkıyı söylüyordum, "istersen adı aşk olsun diyelim." Hakkaten, biz neyiz şimdi onunla? Sevgili...değiliz. Arkadaşta...değiliz. N'eyiz ulan biz? N'eyiz?  Neyse, "zor günler bize ders olsun güzelim" şarkıyı söylemeye devam ediyordum. Iki üç gündür deniz’e gitmiyorum, azcık gideyim de temiz hava alayım de mi? Bu ne böyle hep evde mi oturucam. Saat geç oldu ama olsun, yarım saatliğine gidersem bile temiz havaya ihtiyacım var. Hem belki Umut’u da görürüm, bitanem benim ya. Neyse, ben hemen gittim giyinmeye. Saçımı da topuz haline getirdim. Oh tamamdır valla! Hazırım, gitmeye. Şaka maka Umut’la n’olucak şimdi? Neyse, ya takma Hayal. Gidince konuşursun.

 Hemen evden çıktım ve Deniz’e doğru yürüyordum ve yolda Canan’la karşılaştım.

“Ooo, Hayal hanım. Çağırmadan gidiyorsunuz artık, ne iş.“ Dedi gülerek, dalga geçiyordu benimle ya.

“Ya yok aşk olsun, Umut’la konuşmam gerekte ondan unutmuşum. Zaten daha yeni kalktım.“

“Ne? Söylemeye mi karar verdin yoksa? Ayy kesin o’da senden hoşlanıyor ya. Adım gibi eminim.“

“Yok, söylemeye karar vermedim, ya hani bu benimle konuşmak istiyordu ya?“

“Ee?“

“Işte konuştuk. Ama yüz yüze değil. Face’ten yazıştık.“

“Peki ne dedi sana?“

“Benden hoşlandığını söyledi.“

“Bak ben sana ne dedim, ee ne güzel işte, sen niye bu kadar durgunsun ki?“

“Güzel ama yani mesajla söylenmez bu yani.“

“Amaan, yüz yüze de söyler o merak etme.“ Dedi Canan gülerek, beni teselli etmeye çalışıyordu, canım arkadaşım benim yaa :D.

Işte öyle konuş’a konuş’a konuş’a gelmiştik Deniz’e ve hemen büfeye girdik. Ee normal çünkü sevgilisi büfe’de çalışıyordu. Neyse, girdik ve hemen ben “Günaydın.“ Dedim ve herkes bana bir tuhaf bakışla baktı. “Günaydın mı? Öğlen oldu be.“ Dedi Gökhan.

“Tamam be, benim için Sabah ama daha yarım saat filan önce kalktım. Neyse, Umut yok mu?“

“Sana söylemedi mi?“

“Neyi?“ Endişilenmeye başladım, bende panik atak’da var, böyle kalbim hızlı hızlı atmaya başladı.

“Gökhan noldu, söylermisin ya?“

“Umut bir daha gelmeyecek, işten çıktı.“ O kadar soğuklukla söylüyordu ki sanki doğal bir şey, bir kıza hoşlandığını söyleyip sonra siktir olup gitmek normal bir şey çünkü değil mi? Mesele gitmekte değil ki, dün konuştu benimle söyleyebilirdi yani.

“Anladım.“ Dedim bende ve hemen oturdum. O kadar sinirliydim ki, sanki içimden ateş çıkacak gibi. Ama bunu kimseye ne yansıtmak ne de kimseden çıkarmak istemedim, çünkü onların bir suçu yok sonuçta.  Etrafımdaki herkes sessiz kaldı, sanki içimdeki yanan ateşi görmüş gibi oldular.

“Canan, biraz yüzelim mi? Sonra’da eve gideriz olur mu?“

“Tabii olur.“ Dedi, zaten başka ne diyebilirdi ki? Değil mi?

Hemen Büfe’den çıktım ve iskeleden atlayıp hızlı hızlı yüzmeye başladım. Belki içimde olan yangınlar soğuk deniz içinde söner sandım, ama içimde sadece yangınlar yoktu. Kalbim’de acıyordu. O benim için farklıydı, o’na karşı ne hissetiğimi bilmiyordum ama özeldi benim için. Baya uzağa yüzmüştüm, Canan’da arkamdan yetişmeye çalışıyordu ama ben onu yormak istemedim ve hemen geri yüzdüm onun yanına.

“Eve gidelim mi artık?“ Diye sordum.

 “Hayal...konuşmak istersen?“

“Yok, gerek yok. Gidelim mi?“

“Gidelim.“ Dedi.

Hemen su’dan çıktık ve kurulanıp eve gitmek için hazırlandık.

“Hayal belki sandığın gibi değildir. Yani bir sor bence.“

“Sorucam ama herşey ortada. Siktir olup gitti işte.“

“Tamam ama, sor tamam mı?“

“Tamam sorucam.“

Sorucam tabii. Hesabımı, aklımda olan tüm cevapsız soruları sorucam. Pezevenk.

RaslantıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin