Dört

5.3K 628 990
                                        

Yatağımdan çıktıktan sonra paytak adımlar atarken esnedim, zar zor açık tuttuğum gözlerimle banyonun yolunu tuttum. Diş fırçamı alıp üstüne macun sıktığımda alışılmışın dışında bir sıcaklık ve yoğun bir buhar hissettim. Fırçalama işlemine başlarken bakışlarımı aynaya çevirmiştim ki... Cıbıl bir Lee Minho? 

Duşakabinin kapısı açılma sesi, "tam şu an sıçtım" farkındalığını da beraberinde getirmişti. Çıplak bir Lee Minho'yu banyo yaparken basmıştım. Olduğum yerde kalakalırken kocaman olmuş gözlerim onunkilerle buluşmuştu. Benden pek farkı olduğu söylenemezdi.

Çıplak vücudunu örtmek için yan taraftaki havluya atılırken "BURADA NE İŞİN VAR?!" diye bağırdı. Vücudundan akan sular mermere akıyordu. Alt taraflara bakmamak için büyük bir çaba göstermiştim.

Şaşkınlığımı hâlâ üstümden atamadığımdan "HAYIR, ASIL SENİN BURADA NE İŞİN VAR?!" diye bağırarak karşılık verdim, ağzımdaki diş fırçası ve oluşan köpükler yüzünden kelimelerimin biraz anlaşılmaz olduğu söylenebilirdi.

"BURASI BENİM BANYOM! TABİİ Kİ BURADA OLACAĞIM!"

Hayretle ona baktım ve bağırmaya devam ettim. "NE SAÇMALIYORSUN?! BENİM BANYOM ASIL, ODAMIN KAPISI BURAYA AÇILIYORDU!"

"EEE, BENİM ODAMIN BANYO KAPISI DA BURAYA ÇIKIYORDU!" 

"O ZAMAN-"

Yüzleri birbirine bakan iki kahverengi kapıyı gördüğümüzde bağırmayı kestik, belli ki odalarımızın aynı banyoyu paylaşmasını sağlamışlardı. Derin bir nefes alırken sakin kalmaya çalıştığı belliydi. "Şimdilik dışarı çıkar mısın, lütfen?" 

Sadece başımı salladım ve odadan hızlıca çıktım. Ağzımda varlığını sürdüren köpükler biraz ağzımı yakıyordu ancak yine de dişlerimi fırçalamaya devam ettim. Lavaboyu kullanmam için onun çıkması gerekiyordu. Şaşkınlığı üstümden attıktan sonra düşüncelerin zihnime akın etmesine engel olamadım. 

Vücudu fena gözükmüyordu gerçi...

Hızlıca kendime tokat attım. Deliriyordum iyice.

Ne düşünüyorsun, Han Jisung?! Kendine gel.

Kısa bir süre sonra kapımın çalındığını duydum, daha giyinik bir Lee Minho'nun kafasıyla bakışıyorduk. Odama hızlıca göz gezdirip "İşim bitti, istersen şimdi kullanabilirsin banyoyu." dedi.

Başımı salladım. "Tamam." Bu durumda ne denilebilir ki yani? O kendi odasına giderken ben de banyoya girdim ve diş macununu tükürdüm. Ilık suyla yüzümü yıkadıktan sonra düşüncelerimi toplamak için aynaya baktım. 

Kendi kendime mırıldanmadan duramıyordum. "Neden köşk bu şekilde tasarlanmış? Ailelerimiz bunu kasten mi yaptı?" 

* * * * *

Hazırlanıp aşağı indiğimde bir eli telefonunda diğer eli ise mutfak tezgâhının üstündeki sıcak kahvede olan Minho'yu gördüm. Durum daha fazla garipleşmeden bir şeyler söylemeliydim.

Dikkatini çekmek için boğazımı temizledim, kafasının bana çevrilmesine dayanarak başarılı olduğumu da söyleyebilirdik. "Önceden olanlar hakkında-" 

Kafasını geri kahvesine çevirirken hızlıca lafımı böldü. Sanırım umursamıyor gibi gözükmeye çalışıyordu. "Unutalım gitsin. Ne de olsa kazaydı, ailelerimizin köşkü bu şekilde tasarlamış olması bizim hatamız değil."

Onu onaylamak istercesine başımı salladım. "Haklısın." Durumun daha da garipleşmeyecek olmasına sevinmiştim. Bundan sonrasında sessizliğimizi koruduk. Ancak bu sefer de sessizlik garip bir hâl almaya başladığında "Kahvaltı etmeyecek misin?" diye sordum.

Fixed | MinsungHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin