İncecik bir gül

1.3K 164 33
                                    

Bay Klişe

23. Bölüm

"Oooo, ooo... O da biliyor. Oooo, ooo... O da seviyor. Oooo, ooo. Bile Bile kafa tutuyor aşka! Gözü kara, o yine bildiğini yapıyor..."

Titriyorum. Mutsuz başladığım günüm, "Doğan Bey hazırlanmanızı istedi" cümlesiyle saf heyecana çevirdi tüm duygularımı. Yürürken düşmesem bari.

Osman beni boğazın kıyısında, aşırı lüks bir restorana getirdi az önce. Neredeyse yollarımıza kırmızı halı serecekler. Daha önce hiç böyle bir yer görmedim. Ki çok uzun süredir zengin takılıyorum, yine de bu seviyeye ulaşmamıştım.

Arabadan iniyorum, valeler ve karşılaşama komitesi bize yaklaşıyor hemen. Sanki çok sevdiğim bir şarkının giriş melodisindeyim. Dans etmek istiyorum!

Verilecek bir eşyam olmadığını söyleyip restoran girişine ilerlemeye başlıyorum, çiçeklerle bezeli kısa yolda. Burada hiç güneş batmıyormuş gibi. Her şey çok parıltılı.

Kapıdaki garsona da selam veriyorum, tam içeriye doğru geçeceğim ki Doğan karşıma çıkıyor. Siyah simokinini giymiş, siyah ince papyonunu takmış. Karlı gözleri hafif tebessümlü, elini uzatıyor bana.

Neler oluyor? Daha dün gece değil miydi bizim boşanma kararı almamız ve Doğan'ın "iş yemeği" benzetmemi duyması? İkimiz de kırgın değil miyiz?

Ne yapacağımı bilemiyorum, küssek küs gibi davranmalıydık. Hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor Doğan. Piknik günündeki gibi bakıyor bana. Elimi sıcak avucuna bırakıyorum ve beni masamıza götürmesine izin veriyorum.

Minik minik keman ezgileri doluyor kulağıma, müzisyenleri bulmak için etrafa bakıyorum. Kimse yok. Bir dakika. Cidden kimse yok! Restoran bomboş!

Benim için burayı kapattırmış mı!? Bu filmlerde olan bir şey değil miydi sadece? Doğan Atalay, Bay Klişe olmak için özel olarak mı çaba sarf ediyorsunuz?

Kendimi tutuyor ve dalga geçmiyorum, bugün olmaz, şimdi hiç olmaz. Araba hediyesiyle alay ettiğimde ne kadar düşmüştü yüzü, o geliyor aklıma... Vay be, bana araba da almıştı, değil mi? İyi biri aslında.

Cam kenarı, ince ve küçük bir masaya götürüyor beni, üzerinde tek bir dal gül var. Sandalyemi çekiyor ve zarafetten kırılarak oturuyorum. Biz oturur oturmaz garsonlar başımızda peyda oluyor. Dimdik durmaya, mendilimi Doğan'ın yaptığı gibi üstüme yerleştirmeye çalışırken çok gerginim. Bu kadar uzun süre mükemmel olmayı başaramam ki!

Menü sorulurken Doğan bana bırakmadan, adını daha önce duymadığım bir şeyler sipariş ediyor. Onlar gelene kadar hiç konuşmuyoruz, Doğan garip bakışlarla beni süzüyor.

Garip bakışlar, çünkü ne yapacağımı inceliyor gibi. Ne yapabilirim ki? Alık alık boğaza bakıyorum, geceleri İstanbul daha ziynetlidir diye. Ama gördüğüm yok. Biri size bakarken ne düşünürsünüz, birinin şu an size baktığından başka? Ben o bildiğiniz klişe kızlardan değilim, bana olan bakışları fark etmeden masum masum başka şeylerle ilgilenemem, dümdüz bakıyor işte.

Bay Klişe (TAMAMLANDI) Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin