Bay Klişe
11. Bölüm
"Suç yok, suçlu yok. Hayat böyle, anladım. Aşk yok, artık yok. Ama zamanla alıştım...
Senle ben hep böyle kalacağız, git gide eriyip yok olacağız. Yavaş yavaş...
Sorma neden niçin, her şey yalnızlıktan. Bak, bak, bak... Güzel bir gün ölmek için!"Sakinleşmek için söylediğim şarkıyı çenem titrediği için bitirmek zorunda kalıyorum. Gerçi biliyorsunuz, yarım bırakmayı veya ortadan başlamayı severim. Sırf duyanların da ağzına takılsın diye yapıyorum, Selena'dan Hades akrabam sayılır.
Ölüm hakkındaki müthiş şarkımı sessizce dinliyor Doğan. Kendimi bilmesem sesimi güzel sanabilirdim ama suçlu olduğunu bildiği için susuyordur o. Basbaya suçlu çünkü! Tekrar sinirleniyorum aniden.
"Aptal! Sen ne diye beni bu buz gibi yere çağırıyorsun! Tükürüğüm dondu tükürüğüm! Telefon aç, ne bileyim mesaj at, orada masada oturuyorum görüyorsun, bir zahmet yürü de yanıma gel. Yok, züppe beyimiz ille de ayağına çağıracak. Sanki birinden gizleniyoruz. Yarım yamalak da olsa kocamsın sen oğlum, neden saklandın ki buraya? Dahi editörmüş güya, hah, düdük editör ödülü almalıydı bu."
Doğan tam dibime oturmuş, hakaretlerime ve vücuduna bıraktığım ağırlığıma karşı hiç sesini çıkarmıyor. Son cümlede editörlüğünü kıskandığımı çaktırmama rağmen dalga da geçmiyor.
"Hayır, sen neden Paris'e geldin? Ne güzel gelmişim Paris'e, mutluyum tatildeyim diyorum. Doğan züppesinden iki gün de olsa uzaktayım diyorum. İstemediğim ot burnumun dibinde bitiyor yine. Niye yani! Söylesene, neden geldin? Bir tane sebep söyle!"
Ofluyor, "Yılın bu zamanları çok güzel olur."
Yine bir zengin lafı. Yolon bu zomonloru çok gözöl olor. Konuşmak istiyorum ama sesim çıkmıyor. Büyük ihtimalle dondu çünkü!
Kaç dakikadır burada olduğumuzu bilmiyorum, yere çökmüş ve birbirimize sarılmış haldeyiz. Doğan'ın kolları beni sarmalıyor. Sanki hiçbir sorun yokmuş gibi sakin. Soğuktan donarak öleceğimizi sanmasam da yatak döşek hasta olacağım günlerin fragmanı gözlerimin önünden geçip gidiyor.
"Hakan zibidisi nerede?"
Doğan'ın o etkileyici sesi uzun bir aradan sonra boşluğu doldurunca buz gibi bir nefes çekip cevap veriyorum, "Sana ne!"
Çok ama çok zarif bir kadınımdır.
"Ne o, seni yalnız mı bıraktı yoksa? Tanıdığı bir manken vardır mutlaka buralarda da."
Ne demek bu şimdi? Suratına bakmak için kafamı kaldırdığımda yanağım çenesine sürtünüyor. Her zaman sinek kaydı olan sakalları minicik uzamış. Yanağım acıyınca suratımı buruşturuyorum.
"Herkes senin gibi beni aldatmıyor. Toplantıda o."
Sanki gerçekten evliymişiz gibi davranmaya bayılıyorum. Şizofrenlik mi? Asla.
"Henüz aldatmadım. Ne yazık ki."
Homurdanıyorum. "Yardımcı olamadığım için üzgünüm kocacım."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bay Klişe (TAMAMLANDI)
HumorRomantik filmlerden ve kitaplardan gına gelmedi mi? Hepsi birbirine benziyor. Derken... Bakın şu işe, aşık olduğum adam tüm klişeleri kendinde toplamış gibi bir şey. Bu da hayatın bana tekmesi oluyor sanırım. 1. Zengin bir züppe. 2. Benden hiç hoşla...