İyi geceleer. Normalde dün atacaktım bölümü ama bu aralar o kadar yoğunum ki ancak bugün atabildim. Anlayış göstereceğinize inanıyorum. Değerli oy ve yorumlarınızı bekliyorum. Ve ilgi gösteren herkese bir kere daha teşekkür etmek istiyorum. 🙏🏻
İyi ki varsınız. Çok da uzatmadan, buyrun yeni bölüme efenim. Keyifli okumalaaar. 😊🌸🌸🌸
Berk çıkarken odanın anahtarını da çekip yanına almayı ihmal etmemişti. Bu her kimse anahtara ihtiyacı olacaktı ve bu bahaneyle gördüklerini birine söylemeden yanına çağırıp susturabilirdi belki. Arkasından görebildiği ve odaya girdiğini tahmin ettiği kıvırcık saçlı kişi hızlı hızlı kantine doğru gidiyordu. Bu Aybike'den başkası değildi.
- Kahretsin, diyebildi Berk aceleyle koşup arkasından yetişmeye çalışırken.
Aybike Hoca'nın verdiği kenarda unutulmuş raketleri malzeme odasına götürürken bundan hiç memnun değildi. Hepsi çözülen bağcığı yüzünden olmuştu. Bağcığını bağlarken arkada kalıp hocaya yakalanmıştı. Adam her işini öğrenciye kitliyordu.
- Yok raketi bırak, yok listeyi götür, yok anahtarı getir. Ben senin uşağın mıyım be adam?
Elinde raketler, kaderini kabullenmiş halde, bıkkın bir yüz ifadesiyle hafif aralık olan malzeme odasının kapısını ittiğinde; sırtında yaralarla dolu ve gömleğini giymeye çalışan bir Berk görmeyi asla beklemiyordu. İlk bir saniye içinde gözüne çarpan kızıl saçlardan sonra gözünün sırtına kaymasıyla dehşeti yaşaması bir olmuştu. Hiçbir şey söyleyemedi. Sanki zaman durmuş, her şey donmuştu. Elinden raketler düşünce hızlıca odadan çıktı kaçar gibi. Hemen bunu diğerlerine de söylemeliydi. Yoksa her an kafayı yiyebilirdi. Birine çarptı ama gözü ne kimseyi görecek haldeydi ne de dönüp özür dileyecek zamanı vardı. Zaten özür dilemeyi düşünebilecek kadar iyi de değildi. Arkasından söylenen şeyleri umursamadı. Kantine ulaşıp diğerlerini masada otururken görünce biraz olsun ferahlamıştı. Raketlerin elinden düşmesiyse iyi olamamıştı, büyük ihtimalle Berk de arkasından geliyordu çünkü durdurmak için. Masaya vardığında grubun sohbeti bölünmüş, tüm gözler üstüne çevrilmişti.
- Nerdesin sister'ım yaa?
- Size bi şey söylemem lazım.
- N'oldu yaa, bu ne hâl kuzen, dedi Ömer onun kireç gibi olmuş suratını görünce endişeyle.
- Çok kötü bi şey oldu, diyebildi Aybike.
Şoku üzerinden hâlâ atamadığı belli oluyordu.
- Kızım morga girmedin, spor odasına girdin alt tarafı n'olmuş olabilir ki yani, dedi Oğulcan her zamanki komik tavrıyla.
- Sus bi Oğulcan da beni dinle...
Berk'in sesi yankılandı kantinde:
- Aybike!
Aybike de yarım kalmış cümlesiyle kendisine hızla yaklaşan Berk'e döndü tıpkı diğerleri gibi. Seslenişinden birkaç saniye sonra yanlarında bitivermişti.
- Aybike bi gelir misin, dedi Berk Aybike'yi kolundan tutup masadan uzaklaştırmaya çalışarak.
- N'oluyo Berko, bi dursana kız bi şey söylicekti oğlum, dedi Doruk olaya dahil olarak.
- Benim söyleyeceğim daha önemli.
- E söyle o zaman burda oğlum, dedi Ömer de.
- Evet oğlum, çekiştirmesene sister'ımın kolunu. Dokunma yaa Allah Allah.
- Berk bırak beni, söylicem, dedi Aybike.
- Tamam ne söyliceksen sonra söylersin. Ondan önce benim sana daha önemli bi şey söylemem gerek.
O ana kadar olaya pek karışmamış olan Kaan konuştu bu defa:
- Berk bi sorun mu var, neden burda söylemiyorsun?
Bu sırada dikkatlice onun tavırlarını izliyor, söylediklerinden ve ses tonundan bi şeyler çıkarmaya çalışıyordu. Ama bu defa zor gibiydi.
- Yok bi şey. Anahtarı verecektim de. Kantine gelirken düşürdüğünü gördüm. Hoca acil istiyormuş. Görürsen Aybike'ye söyle kapıyı kilitleyip anahtarı getirsin, dedi.
- Bunun için mi masadan uzaklaştırmaya çalışıyordun yani, diye şüpheyle sordu yine Kaan.
- Haa yok yaa. Anahtarı verince söylemek istediğim başka bi şey vardı. Fırsatını bulmuşken konuşayım diyordum. Hani senle dünden önce konuştuğumuz bi konu vardı ya. Onla ilgili.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aienkien
FanficAienkien (Ayenkien) : Kaderin tuhaf bir şekilde bir araya getirdiği, esrarengiz bir çift, garip ama mutlu bir ilişki. Hikâyemde kardeşlerimin ikinci sezonunda, Ayber'i hayalimdeki gibi yazacağım. Ben daha çok atışmalarını seviyorum. Biraz daha atışm...
