Bulunan kemik parçaları
________________________
"Ne demek, öldürdüm?"
Sinirli sesimle, Selim amir bana sakin ol bakışı attı.
"Baya öldürdüm. O benden karımı aldı, ben de ondan canını aldım."
Sinirle ona doğru atılıyordum ki Sergen bana engel oldu.
"Sakin ol, abi."
Derin bir nefes aldım ve gözlerimi yumdum.
"Nasıl öldürdün?"
Gülümsedi.
"Günlerce onu takip ettim, bir an bulmaya çalıştım. Her hafta aynı gün bir pavyona gidiyordu. Normalde hep yanında arkadaşları olurdu ama pavyona gittiği zaman yalnız giderdi. O zaman yakaladım onu."
"Öldürdün mü hemen?"
Başını hayır anlamında salladı.
"O zamanlar çok öfkeliydim. Benim canımı yakmıştı, belki de benim gibi yüzlerce kişinin canını yakmıştı, o yüzden ben de onun canını biraz fazla yaktım, sonra da öldürdüm ve gidip bir ormana gömdüm."
İçimi bir sıkıntı kapladı. Bütün yıllarımı bulamaya adadığım adam ölmüştü. Hem de yıllar önce; ben yıllarca bir ölüyü aramıştım.
"Peki, kimse adamı sormadı mı?"
Güldü.
"Orada kimse kimsenin arkadaşı, dostu değil. Hiç kimse bir gün bile Nevzat nerede diye aramadı. Çünkü herkes birinin onu öldürdüğünü biliyordu. Eğer bu işi kurcalarlarsa başlarına kötü şeyler geleceklerini de biliyorlardı. Herkes kendi canının derdindeydi."
Komisindeki şişeyi aldım ve kafaya diktim.
"Peki, sonra ne oldu?"
"Nevzat'ı öldürmem bir bitiş değil, bir başlangıçtı. Sonra onlar hakkında bilgi bulmaya çalıştım. Zor oldu ama yıllar içinde biriktirdim. Vural'ın, Korhan'ın hepsinin bu işin içinde olduğuna dair belgeleri."
Bıkınca bir nefes verdim.
"Belgeler nerede?"
"Öğrendiler; belgeleri, beni ölesiye dövdükten sonra da aldılar."
Alayla güldüm.
"Neden sana inanalım?"
"Her şeyi kanıtlarım. O günün kamera kayıtlarına bakabilirsiniz; beni bir arabayla getirip oraya bırakıyorlar. Bakın, ikimizin de amacı aynı: farklı şekilde adalet arıyoruz ama ikimiz de adaleti arıyoruz."
Bakışlarımı kaçırdım.
"Ne vardı belgelerde?"
"Vural'ın, Korhan'ın ölüm emrini verdiği ses kaydı vardı. Vural ve Korhan'ın bu işin içinde olduğuna dair birkaç belge. Ve birkaç sevkiyatın görüntüsü ve o görüntülerde Vural da var."
Ona baktım sinirle.
"Eğer yalan söylüyorsan cezası çok ağır olur."
"Yalan söylemiyorum. Bütün bildiğim her şeyi, her ismi tek tek size söyledim ve söylüyorum da."
"Bize başka isimler de ver o zaman."
Başını tamam anlamında salladı.
"Ceren diye bir kadın var, Vural'ın bütün para işlerine o bakar. O kadını bulursanız elinizde büyük bir koz olur. Ceren'in burada göstermelik bir restoranı var, orada bulursunuz. Bir de Talat diye bir adam var; Korhan'ın sağ kolu. Korhan öldükten sonra Vural yanında tutmaya devam etti, Vural'a kinlendiğini söylüyorlardı. Kafasına girip kendi safınıza çekebilirsiniz."
Selim amir boğazını temizledi.
"Peki, sevkiyat nasıl ilerliyor?"
Önündeki sudan bir yudum içti.
"O biraz zor; hep değişiyor. Bir gün karadan, başka zaman denizden, bazen havadan... Her yolu deniyorlar. Yurt dışından gelen kargoların içinde gönderiyorlar. Bulursanız buradan bir şey bulursunuz. Bildiklerim, bulduklarım bu kadar."
Konuşma bitikten sonra hepimiz odadan ayrıldık.
"Ne yapacağız, amirim?"
Sorumla bana döndü.
"Önce dediklerinin doğruluğuna bakacağız. Sonra harekete geçeriz."
Başımı tamam anlamında salladım.
"Şu Nevzat denen adamı gömdüğü yere bakalım. Ceset çürümüştür ama kemikleri kalmıştır. Gözde, sen şu Nevzat'ı bir araştır bakalım; ailesi falan var mı? Siz ikiniz de şu gömülen yere gidin. Bakın, söylediği yerde ceset var mıymış."
Başımızı tamam anlamında salladık ve hastaneden dışarıya çıktık. Hızla arabayı Cevdet'in söylediği yere sürdüm. Yolda ikimizden de ses çıkmadı. Sessiz geçen bir yolculuktu. Ne diyebilirim ki, kendimi hep annemin katilini bulduğum güne hazırlıyordum; onu parmaklıklar arkasında görmek için sabırsızlanıyordum, ama şimdi gidip ondan kalan kemikleri bulacağım.
Alana gelmemizle ekiplerin gelmesini bekledik, sonra da Cevdet'in söylediği yere doğru yürümeye başladım. Gördüğüm kırmızı taşla durdum. Buraya görmüştü; taşın üstüne ise koca bir çarpı işareti vardı.
Ekipler gösterdiğim yeri kazmaya başladı. Geçen süre boyunca içimdeki boşluk büyüdü de büyüdü.
Alaz'ın arabasını görmemle içimdeki sıkıntı biraz da olsa azaldı. Alaz hızlı adımlarla yanıma geldi.
"Bir gelişme oldu mu?"
Sergen başını hayır anlamında salladı.
"Hayır, savcım, hâlâ arıyorlar."
Başını tamam anlamında salladı ve ekibin yanına gitti, adamlarla konuşmaya başladı. Ben tekrar başımı kazılan yere çevirdim.
"Kemik parçaları bulundu, başkomiserim."
Duyduğum şeyle bir boşluğa düşmüş gibi hissettim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Asayiş Ben Kemal | Gay
Teen Fiction[TAMAMLANDI] Başkomiser Kemal ve Savcı Alaz . Eşcinsel konuludur rahatsız olacaksınız okumayınız
