Bu kalp senden vazgeçmez
______________
Alaz, Selim amirin odasına doğru yürümeye başladı. Demin duydukları ve yaşadıkları onu baya şaşırtmıştı ve üzülmüştü; sevgilisi için üzülmüştü. Zaten toplantı odasına girdiğinde bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı. O uykusuz gözleri görünce herkesi boşverip sevgilisine sıkıca sarılmak istemişti. "Ben buradayım, her şey geçecek" demek istemişti ama bu saatten sonra geçer miydi, bundan pek emin değildi. Kemal için babası hep kapalı bir kutuydu ve Alaz bunun farkındaydı. Annesi hakkında konuşmuşlardı ama babası hakkında tek kelime bile etmemişti Kemal.
Kapının önüne gelmesiyle kapıyı iki-üç kez tıklattı.
"Gir."
Duyduğu komutla içeriye girdi. Selim amir, düşünceli bir şekilde masasında oturmuş, önündeki dosyaya bakıyordu.
"Buyurun sayın savcım."
Eliyle gösterdiği koltuğa oturdu Alaz. Oturduğu yerde dikleşti. Fazla şaşkın olduğu için niçin buraya geldiğini bile unutmuştu.
"İyi misiniz, Selim amirim?"
Selim başını evet anlamında salladı.
"İyiyim, sadece şaşkınlığımı daha tam atamadım."
"Bütün ekip bunu beklemiyordu."
Selim, Alaz'a hak verircesine kafasını salladı.
"Konuştunuz mu?"
Selim başını hayır dercesine salladı.
"Hayır, konuşmadık. Kemal'i görmeden tek kelime konuşmayacağını söyledi."
Alaz'ın kaşları hafif çattı.
"Bunu Kemal başkomisere söylediniz mi?"
Selim başını hayır dercesine salladı.
"Söylemedim ve kabul etmeyeceğini biliyorum."
Alaz yerinde daha da dikleşti.
"Bakın amirim, size direkt düşüncemi söylüyorum. Ben Kemal başkomiseri bu davadan almayı düşünüyorum."
Selim birkaç saat önce aynı şeyi düşündüğü için hafif gülümsedi. Sonra da Kemal'in dedikleri aklına gelince başını hayır dercesine salladı.
"Bakın savcım, bu dosya Kemal için çok önemli. Eğer bu dosyayı ondan aldıktan sonra bu işin peşini bırakacağını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. O bu işin peşini hayatta bırakmaz."
Alaz derin bir nefes alıp verdi.
"Ben Kemal başkomiseri düşündüğüm için bunları söylüyorum. Bu dosya boyunca babasının yaptığı şeylerle karşılaşacak. Belki babası da bu işin içinde. Bu gerçeklerin altında ezilir."
Kıyamazdı Alaz, sevgilisine. Biliyordu, bu dosya boyunca çok üzülecekti. Bu kararı verirken de bunu düşünmüştü zaten. Bu zamana kadar zaten çok üzülmüştü, bundan sonra da üzülmesin istiyordu sevgilisi. O onu mutlu etmeye çalıştıkça hayat Kemal'i daha da üzüyordu ve Alaz buna daha fazla dayanamıyordu.
"Anlıyorum sizi, savcım, ama Kemal'i davadan almak onu daha fazla üzer. Ama ona yardım etmek istiyorsanız, yanında olun. Böyle bir zamanda en çok size ihtiyacı var."
Alaz, Selim'in dedikleriyle yerinde kıpraştı. Selim amirin neyden bahsettiğini gayet iyi anlamıştı.
"Ama s-siz nasıl?"
Selim güldü.
"Beni yaşlı ve geri kafalı biri olarak düşünüyor olabilirsiniz, ama ben aşık adamı gözünden tanırım, Alaz. Ve Kemal'e bakarken ki gözlerin her şeyi ele veriyor."
Alaz'ın eli kravatına gitti ve hafifçe gevşedi.
"Ben ne diyeceğimi bilmiyorum, amirim."
Selim tekrar gülümsedi.
"Bir şey demene gerek yok. Onun yanında ol, o bana yeter. Hele böyle bir zamanda... Kemal üzüldüğünü belli etmez, kendi içinde yaşar her şeyi. Demin gördün, hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu. Ama gözlerindeki acı çok büyük. Onun yanında ol, Alaz."
Alaz gülümsedi ve başını salladı.
"Merak etmeyin, elimden gelen her şeyi yapacağım."
Alaz ayağa kalktı. Selim amire bir baş selamı verdi.
"İzninizle."
Selim amir de aynı şekilde bir baş selamı verdi. Alaz odadan çıkar çıkmaz sevgilisinin odasına gitti. Kapıyı çaldıktan sonra "Gir" komutuyla içeriye girdi.
Kemal, masasındaki dosyalarla ilgileniyordu.
"Sevgilim."
Kemal, duyduğu yumuşak sesle kafasını kaldırdı.
"Efendim."
Yine takmıştı maskesini, diye düşündü Alaz.
"İşlerin mi var?"
Kemal başını salladı.
"Evet, bu Cevdet ile ilgili bir şeyler bulmaya çalışıyorum. Ama hiçbir şey yok."
Alaz, sevgilisinin masasına doğru gitti ve önündeki açık dosyayı kapattı. Kemal bu hareketiyle ona döndü.
"Bana da mı böyle davranacaksın?"
Kemal'in kaşları çatıldı.
"Nasıl?"
"Böyle işte, sanki bir yabancıymışım gibi. Duygularını gizleyerek."
Elleri Kemal'in saçlarına gitti ve hafifçe okşadı. Bu hareketiyle Kemal'in gözleri kapandı.
"Ben senin sevgilinim, Kemal. Sana limanın olmak istiyorum derken ciddiydim. Üzüldüğünde bunu benden saklama. Gel, limanına sığın."
Kemal'in duyduklarıyla içi titredi. Ağlayacağını hissettiği için bakışlarını kaçırdı. Alaz tekrar başını kendine doğru çevirdi.
"Bakışlarını kaçırma. Ağlayacaksan da benim yanımda ağla. Seni yadırgamam, Kemal. Baban için ağlaman kötü bir şey değil."
Kemal başını salladı ve içini kemiren şeyi dile getirdi.
"Eğer..."
Durdu, nasıl diyeceğini şaşırdı.
"Eğer babamdan dolayı, yani dosyadaki konumundan dolayı benden ayrılmak istersen, seni anlarım Alaz. Sonuçta bir suçlu..."
Alaz, dudaklarını sevgilisinin dudaklarına bastırdı. O an Kemal'in gözünden düşen damla, ikisinin dudakları arasına kayboldu.
Alaz, Kemal'den ayrıldı ve alnını alnına yasladı.
"Sevgilim, saçmalama... Ben seni asla bırakmam. Eğer bana gelip ben katil oldum desen bile, bu kalp senden vazgeçmez."
Kemal, sevgilisine minnetle gülümsedi ve kollarını sevgilisine doladı. Kapı çalana kadar öyle beklediler. Kapının çalmasıyla ayrıldılar. Alaz, sevgilisinin göz yaşlarını sildi, sonra da istemeye istemeye koltuğa oturdu.
"Gir."
Sergen, aldığı komutla içeriye girdi. Alaz, savcıyı görünce şaşırsa da bozuntuya vermedi.
"Şeyy, başkomiserim..."
Kemal, Sergen'in çekingen halleriyle kaşlarını çattı.
"Ne oldu, Sergen?"
Sergen derin bir nefes aldı.
"Başkomiserim, Cevdet'in eşi ve oğlu geldi, sizinle görüşmek istiyor."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Asayiş Ben Kemal | Gay
Genç Kurgu[TAMAMLANDI] Başkomiser Kemal ve Savcı Alaz . Eşcinsel konuludur rahatsız olacaksınız okumayınız
