Sevgilim değil misin
_____________
Arabayı apartmanın önüne park etmemle arabadan indim. Saat gece 1 olmuştu. Güvenlik kameralarındaki kayıtları toplamak baya uzun sürmüştü. Ama sonunda hepsini toplamıştık.
İnşallah bir şeyler bulacağız.
Asansöre binmemle 9. kata bastım. Hiç merdiven çıkamazdım. Bir adım atacak halim yok. Alaz nasıl her gün bu merdivenleri inip çıkıyor acaba?
Alaz dememle aklıma gelen şeyle ağzımdan bir küfür kaçtı. İşim uzamıştı ve ben onu unutmuştum. O mekân senin, bu mekân benim derken haberde vermemiştim.
Asansör durunca indim. Alaz'ın kapısına bir bakış attım. Saat 1 olmuştu, yüksek ihtimalle uyuyordur; yarın gider gönlünü alırım.
Tam kapıma doğru gidiyordum ki Alaz savcının kapısının açılmasıyla o tarafa döndüm. Eşofman giymişti, her zamanki yapılı saçı ise öyle dağınık kalmıştı. Gözüme fazla şey geldi.
Tatlı.
"Sen uyumadın mı?"
Başını hayır anlamında salladı.
"Seni bekledim."
Hafif yüzüm düştü.
"Özür dilerim, aklımdan çıkmıştı."
Gülümsedi.
"Önemli değil... aç mısın? Sana yemek ayırdım."
(İdeal koca <3)
Bana beklentiyle bakması ve hafif guruldayan karnımla yarım ağız güldüm.
"Bir şey dememe gerek yok sanırım, karnım her şeyi anlattı."
Gülümsedi ve elini bana uzattı. Bana uzattığı eline baktım ve tuttum. Elimi dudaklarına götürdü, birkaç küçük öpücük bıraktı.
"Sen elini yüzünü yıka, ben de sana yemeği ısıtayım."
Başımı tamam anlamında salladım ve banyoya doğru gittim. Banyodaki işimi bitirmemle mutfağa doğru yürüdüm. Mutfağa yaklaştıkça burnuma gelen nefis kokularla dudaklarım kıvrıldı. Yemekleri ısıtan Alaz'ın yanına gittim, arkadan kafamı omzuna koydum ve ısıttığı yemeğe baktım.
"Çok güzel görünüyor."
Harbiden enfes yemeğe benziyordu. Bu savcı yemek işini biliyordu, haa.
Kafasını bana çevirdi ve yanağıma bir öpücük kondurdu.
"Emin ol senin kadar değil."
Dediği şeyle başımı diğer tarafa çevirdim. Bayılıyordu beni utandırmaya.
Kafamı omzundan çektim ve mutfaktaki masaya geçtim.
"Demeki pozisyonumuz iyiydi."
"Onu benimle uğraşmadan önce düşünecektiniz, sayın savcım."
Dudakları kıvrıldı.
"Ama ben sevgilimle uğraşmadan duramıyorum, başkomiserim."
"O da sizin sorununuz, sayın savcım."
Güldü ve tabağı önüme koydu.
"Bu sayın savcı var yaa, seni yesin, yesin."
Saçıma bir öpücük kondurdu ve karşıma oturdu. 32 diş sırıtarak ona bakıyordum.
"Sanırım çok hoşuna gitti."
Omuz silktim ve yemeğimden bir çatal aldım.
"Sevgilim değil misin?"
Dediğim şeyle bu sefer o 32 diş sırıttı.
"Öylesine değil mi?"
Aptal hallerine içimden göz devirdim. Bu adamla ilk tanıştığımda aptal bir aşığa dönüşeceğini bana söyleselerdi katıla katıla gülerdim. Hep böyle resmî bir aşk hayatı bekliyordum. Aman neyse, önümde gül gibi yemeğim varken bunu düşünmem saçma. Kendi kendime dediğim şeye hak verdim ve yemeğime gömüldüm.
"Buldunuz mu bir şeyler?"
Başımı evet anlamında salladım.
"Buluşma mekânları ve onun çevresindeki yerlerde o tarihlere ait bütün videoları topladık. İncelemeye verdik, umarım bir şeyler çıkar."
Gözlerini gözlerime dikti.
"Nasıl hissediyorsun?"
Suyumdan bir yudum içtim.
"Bilmem, sona doğru yaklaşıyoruz diye mutluyum ama içimde bir huzursuzluk var. Ne bilmiyorum ama bir şeyler olacak gibi hissediyorum."
Elimi tuttu.
"Her zaman yanındayım, ne zaman kötü hissedersen bana gel, limanın olmaya her zaman varım."
Gülümsedim ve elimi eline doladım.
Yerinde kıpraştı, sanki bir şey anlatmak istiyordu ama çekiniyor gibiydi.
"Şey... annenin olayını bana anlatmak ister misin? Tabii zorunda değilsin..."
Elimi elinden çektim ve derin bir nefes aldım.
"Sorun değil... Annemi kaybettiğimde 10 yaşındaydım. Zaten nasıl öldüğünü biliyorsun. Ama hiçbir zaman denilenlere inanmadım. Annem ölmemişti, öldürülmüştü. Belki de bunun için polis oldum. Hep küçükken yeminler ederdim, annemin katillerini bulacağım diye. Başka insanlar da kimsesiz kalmasın diye. Ama bazen diyorum ya... başaramazsam, çok geç kalmış-."
Gözümden düşen yaş konuşmamı yarıda kesti. Her şeye göğüs geren ben, konu annem olunca savunmasız birine dönüşüyorum.
Hızla yerinden kalktı ve yanıma geldi. Gözümden akan yaşları sildi.
"Özür dilerim, özür dilerim, seni üzmek istemedim. Hayy, açacağım konuya."
Kendi kendine konuşan adama güldüm ve kollarımı beline doladım.
Limanıma sığındım.
Bu adam çok güzeldi, bee!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Asayiş Ben Kemal | Gay
Novela Juvenil[TAMAMLANDI] Başkomiser Kemal ve Savcı Alaz . Eşcinsel konuludur rahatsız olacaksınız okumayınız
