Eee hakettin ama
________________
Alaz ve Sergen hızla hastaneye varmalarıyla danışmandan öğrendikleri kata doğru yürümeye başladılar. İkisi de Selim amiri görmeleriyle ona doğru yürüdü.
"Amirim."
Sergen'in sesiyle Selim amir ona döndü.
"Doktor hâlâ içeride."
Selim amirin konuşmasıyla Sergen bir şeyler dedi ama Alaz onları hiç dinlemedi bile, çünkü şu an istediği tek şey sevgilisinin yüzünü görmekti. Hızla odanın içini gören cama doğru gitti.
İçeride gördüğü bedenle gözlerini kapattı. Bir müddet öyle bekledikten sonra tekrar açtı. Gözlerinin dolmasına engel olamadı. Normalde soğukkanlılığını korurdu ama bugün bunu başaramamıştı.
Gördüğü bedenle gözleri dolsa bile yüzünde bir gülümseme oluştu. Yavaş yavaş inceledi; bedeni solmuştu, göz altlarında halkalar oluşmuştu, dudakları morarmıştı. Onu böyle görmek Alaz'ı fazlasıyla üzmüştü. O ona kıyamazken, başkalarının gözünü bile kırpmadan böyle bir şey yapması onu sinirlendiriyordu.
Gözünü bile kırpmadan sevgilisini izledi. Kemal'i saatler içinde bulmuş olsalar da bu, Alaz için bir ömür gibi gelmişti. Hayatının en zor anlarından biriydi.
Koluna birinin dokunmasıyla o tarafa döndü. Selim amir ona gülümsedi ve omzunu sıvazladı.
"Merak etme, o iyi olacak. Kemal çok güçlüdür."
Alaz gülümsedi ve sadece başını salladı. O da biliyordu sevgilisi çok güçlüydü. Bunca şey olduktan sonra bile yıkılmamıştı. O, hayatında gördüğü en güçlü insanlardan biriydi.
Kapının açılmasıyla ikisinin bakışları o tarafa döndü. Doktor kapıyı kapattıktan sonra ikisinin yanına geldi.
"Durumu nasıl?"
Doktor, ona merakla bakan iki adama hafifçe güldü.
"Merak etmeyin, durumu şu an iyi. Kan yenileme işlemi uyguluyoruz. Kanındaki uyuşturucuyu temizlemeye çalışıyoruz. Ne kadar miktar aldığını bildiğimiz için işimiz daha kolay. Kan temizlendikten sonra duruma bağlı olarak uyandırıp uyandırmayacağız. Vücut çok yorgun, bu yüzden sadece sabredip beklemek lazım."
İkisi de aynı anda başını salladı.
"Teşekkürler."
Alaz konuştuktan sonra Selim ve doktor gitti, o ise tekrar sevgilisine döndü.
Beklerdi onu... Alaz bir ömür de beklerdi onu.
Sergen sorgu odasında oturan adama vurmamak için kendini zor tutuyordu. Talat sadece Kemal'i değil, ona bunu yapan adamı da getirmişti.
"Neden yaptın?"
Sorduğu soruyla karşısındaki adam güldü. Sergen, adama bir şey yapmamak için ellerini birleştirdi çünkü her an karşısında sırıtan adama birkaç yumruk vurabilirdi.
"Ben Haşmet'in yeğeniyim. Amcamı suçsuz yere hapse attı. Uyardım, ciddiye bile almadı. Anlayacağın, başkomiserin amcamı suçsuz yere hapse attı. Yani başına gelen her şeyi hak etti."
İşte Sergen için her şey o anda koptu. Hızla yerinden kalktı ve karşısında sırıtan adama yumruğunu geçirdi. Cengiz aldığı darbeyle sandalyeden düştü.
"Senin yalanını sikeyim!"
Konuştuktan sonra bir tane daha geçirdi yüzüne.
"Sergen!"
Birinin bağırmasıyla ve onları ayırmaya çalışanlarla, Cengiz'in yakasını bıraktı.
"Tamam, sakinim, sakinim."
Ellerini havaya kaldırarak konuştu. Sonra da dudağı ve kaşı patlamış adama bakıp güldü.
"Eee, hak ettin ama beni suçlayamazsın."
Göz kırptıktan sonra sorgu odasından çıktı. Gözde sinirli bir şekilde yanına geldi.
"Hani bir şey yapmayacaktın?"
Sergen acıyan elini ovuşturdu.
"O söz, karşımda sırıtarak konuşan adamı görene kadardı."
Gözde, umursamaz şekilde konuşan adamla göz devirdi. Şu an yaptığı şey yüzünden başı belaya girebilirdi.
"Adamı revire falan götürün. Sonra atın nezarete Selim amir gelene kadar. Ben de şu Talat'a gideyim."
Konuştuktan sonra diğer sorgu odasına girdi. Talat çay içiyordu. Bu karakoldaki herkes Talat'a minnettardı; başkomiserini kurtarmıştı.
"Umarım çok bekletmedik."
Talat gördüğü adamla içinden "Sonunda," dese de bunu ona söylememişti. Bir saat içinde gitmesi gerekiyordu. Vural sorunu vardı bir de.
"Hayır ama hızlı olursak çok güzel olur."
Sergen başını tamam anlamında salladı.
"Peki, tamam hızlı olalım. O zaman, Kemal'in orada olduğunu nereden biliyordun?"
Talat soruya güldü.
"Çünkü Vural'ın yanındaki adamlardan biriyim. Bugün adamlar konuşurken duydum. Kemal başkomiseri tuttuklarını, sonra nerede olduklarını falan öğrendim. Sonra da oraya gittiğimde Vural gitmişti. Cengiz ve Kemal başkomiser vardı. Sonrasında zaten biliyorsunuz."
Konuşmasıyla Sergen anladım dercesine başını salladı.
"Neden yardım ettin? Sonuçta Vural'ın adamısın."
Talat, "Vural'ın adamısın" lafıyla yerinde dikleşti. Bu laftan hep nefret ederdi. Vural'ı hiçbir zaman sevmemişti.
"Komiseriniz bana bir teklifte bulundu. Ben de teklifini kabul ettiğimi göstermek istedim."
Sergen tekrar başını salladı. Kabul etme şekline gülmeden de edemedi.
"Adam yüzünü görmedi mi ya? Vural'a söylese?"
Talat gülümsedi.
"Merak etme komiser, ben önlemimi aldım."
"Peki, başka diyeceğin bir şey var mı?"
Talat, soruyla elini iç cebine attı. Çıkardığı davetiyeyi Sergen'e uzattı. Sergen gördüğü davetiyeyle kaşlarını çattı. Bir resim sergisi davetiyesiydi. Bakışlarını tekrar Talat'a çevirdi.
"Bu resim sergisinin yapılacağı yerde bir toplantı olacak. Bir sonraki sevkiyat günü konuşulacak. Artık ne zaman yapılacağını öğrenirsiniz. Ben öğrenip söylemek isterdim ama böyle bilgiler bizimle paylaşılmıyor."
Sergen tekrar sergi davetiyesini inceledi. Ellerine büyük bir fırsat geçmişti. Eğer sevkiyatın ne zaman yapılacağını öğrenirlerse, bu işe bir son verebilirlerdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Asayiş Ben Kemal | Gay
Teen Fiction[TAMAMLANDI] Başkomiser Kemal ve Savcı Alaz . Eşcinsel konuludur rahatsız olacaksınız okumayınız
