16

14.8K 1K 247
                                        

İyiyiz
______________

Alaz savcının birden içeriye dalmasıyla kaşlarımı çattım.

"Bir sorun mu var, savcım?"

"Kusura bakmayın, birden girdim içeriye."

Önemli değil dercesine kafamı salladım.

"Asıl size sormak lazım, bir sorun mu var?"

Ona anlamaz bakışlar attım. Bana doğru geldi.

"Yanlışlıkla seni kıracak bir şey mi yaptım?"

Başımı hayır dercesine salladım.

"Neden böylesin o zaman? Hiç yanıma da gelmedin. Sabahtan beri odandan çıkmadın da."

Sanki önceden dip dibeydik de şimdi yanına gitmemişim.

Elimle masayı gösterdim.

"Halletmem gereken işlerim var."

Yalan, aslında o kadar çok işim yok. İhbar gelmediği için yavaş yavaş yapıyordum. Ne kadar dışarı çıkmazsam o kadar iyi.

Masaya baktı, sonra tekrar bana baktı. Derin bir nefes aldı ve bana doğru birkaç adım attı.

"Dün seni kıracak bir şey mi yaptım?"

Tekrar başımı hayır anlamında salladım.

"Hayır."

"Annem mi bir şey söyledi?"

"Kimse bir şey söylemedi, kimse de bir şey yapmadı, Alaz savcım."

İkna olmamış gözlerle bana baktı.

"Annem ağzına geleni direkt söyler, o mu seni kırdı?"

Bıkınca bir nefes verdim. Ne inatçı bir adam arkadaş.

"Dün gitmemin nedeni Sergen aradı. Bugün de işlerim vardı, ondan."

"İyiyiz yani."

Sonunda ikna oldun.

"İyiyiz."

Sevgilisi veya sözlüsü var diye adama trip atmam çık saçma. Beni ilgilendirmez ki. Bana ne.

"O zaman beraber öğle yemeği yiyelim."

Bi ona baktık, bir de dosyalara.

"Lütfen."

Tam ağzımı açacaktım ki kapım açıldı. Bugün herkes kapıyı çalmayı unuttu sanırım.

"Oğlum, çok ayıp ettin kıza. Yüzüne bi- aaa, Alaz oğlum sen de mi burdaydın?"

Alaz gülümsedi ve başını salladı.

"Evet, Meltem hanım. Kemal başkomiser ile konuşuyorduk."

Meltem abla ona bakarken gülümsedi. Bakışları bana dönünce yavaş yavaş değişti.

"Niye kızın tanımada iki dakika durmadın? Kaçar gibi hemen gittin."

Elimle dosyaları gösterdim.

"İşlerim vardı, Meltem abla."

Elini havaya kaldırdı.

"Sus, bana yalan atma. Selim'e sordum, o kadar çok işin yokmuş."

Meltem abladan bakışlarım Alaz'a kayınca kaşları havaya kalkmış şekilde bana bakıyordu. Ama şimdi oldu mu, Meltem abla, yalanımı ortaya çıkardın.

"Ama Meltem abla..."

"Sus, konuşma! Yalnız geldin, yalnız gideceksin oğlum. Ölmeden yanında birini görmeyecek miyim ben?"

Azarlamasıyla yerime daha çok sindim. Yani şimdi Alaz savcının karşısında da olmuyor. Bütün karizmayı bozuyorsun, Meltem abla.

"Ablacım, zamanı gelince ben de sevdiğimi bulurum."

Hem konuşuyordum hem de daha fazla rezil olmamak için Alaz'ın olduğunu anlatmaya çalışıyordum.

"Kaş göz yapma bana. Birini bulurmuş sana kalırsak, o zaman gelmez. Yaşındakilerin boyunca torunu var."

Abart, abart!

Çaktırmadan Alaz'a baktığımda hem şaşkın hem de eğlenir bir yüz ifadesiyle bize bakıyordu. Sanırsın gösteri.

Ulan ben başkomiserim, üç yaşında çocuk değilim.

Bakışları benden Alaz'a döndü.

"Alaz, senin tanıdığın kız var mı? Kemal'le evlendirelim."

Ohaaa.

Alaz birden öksürmeye başladı.

"Y-yok, Meltem hanım."

"Hiç mi yok?"

Var, ama ona kadar var. Bu nasıl bir soru.

"Sevgilin falan yok mu? Sevgilinin arkadaşlarından ayarlarız."

Sanırsın elbise seçiyoruz.

"Sevgilim yok."

"Var."

İkimizin de aynı anda konuşmasıyla Meltem abla bir bana, bir de Alaz savcıya baktı.

"Var mı yok mu?"

Saçlarımı karıştırdım.

"Var."

"Yok."

Alaz bir nefes verdi.

"Kimmiş benim sevgilim?"

Sesi biraz sert çıkmıştı.

"Annen dün dedi, sözlün varmış."

Önce kaşları hayretle kalktı, biraz öyle durdu, sonra da dudakları kıvrıldı.

Niye sırıtıyor bu şimdi?

"O benim arkadaşım."

Sonra gözlerimin içine baktı.

"Sözlüm de sevgilim de yok."

Niye gözümün içine baka baka konuştun ki şimdi.

Asayiş Ben Kemal | GayBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin