5

1.7K 191 87
                                    

Keyifli okumalar
💜

Duş aldıktan sonra üzerime beyaz bir ssweatshirt, altına ise rahat olması adına yine aynı renk ev şortu giydim. Saçlarımıda gelişi güzel bir topuz yaptıktan sonra odamdan çıkıp, mutfağa doğru ilerledim. Tahmin ettiğim gibi abim çoktan sofrayı kurmuştu. İçeriye girdiğimi dördüğü anda gülümsedi.

"Gel hadi yemek hazır." Gözleriyle yemekleri işaret ediyordu. "Abin senin için harika yemekler yaptı."
Kendini övercesine konuşması üzerine kendimi tutamayarak gülmüştüm.

Mutfağın hemen kenarında duran masaya doğru ilerleyip bir sandalye çektim ve oturdum. O sırada abimde tabağıma yemekleri koyuyordu. "Tam bir Kim Seok Jin klasiği. Yemekler çok güzel görünüyor."

"Tabi kızım ne sandın."

Yeniden gülüp yemekleri hemen yemeğe koyuldum. Gün içerisinde yoğunluktan aç olduğumu pek hissetmemiştim ama şu an her şey açığa çıkıyor gibiydi. Yemekleri yerken ne kadar acıktığımı fark ediyordum.

"Gün boyunca hiçbir şey yemedin mi?" Diye sorduğunda ağzım dolu olduğu için cevap vermek yerine yalnızca başımı sallamakla yetindim. "Belli oluyor. Yavaş ye boğulacaksın."

Bunu demesinin ardından lokmamı çiğnemeyi yavaşlattım ve ona masum bir bakış yolladım. Karşıdan nasıl göründüğümü merak ediyordum. "Sen randevuya çıktığında da böyle mi yemek yiyorsun?"

Aslında yemek yeme şeklimde hiçbir sorun yoktu. Sırf benimle alay etmek için böyle söylediğini biliyordum. Onu çok sevsemde abi yine abiydi işte. Gözlerimi devirdim. "Ben randevuya çıkmıyorum."

"Doğru ya." Derken arkasına yaslanmıştı. "Sen platoniktin değil mi?"

Konuyu buraya getirmesi beni şaşırttı ve böyle bir şey beklemediğim için yemeğim ufaktan boğazıma kaçmıştı. Öksürüp yanda duran sudan bir yudum aldım. "Sahi beni karşı dairede oturan arkadaşlarınla ne zaman tanıştıracaksın?"

Abim uzun yıllardır Busan'da doktorluk yaptığı için ne Hana'yı nede Jimin'i tanıyordu ama isim olarak onlardan bahsetmiştim. Jimin'e karşı olan duygularımı biliyordu. Şimdi düşününce ona söylediğim için pişman değilim desem yalan olurdu.

"Yıllardır arkadaşların olmasına rağmen onları tanımıyorum." Bunu söylerken sesinde ki hafif isyanı fark ettim ve gülmüştüm.

"Eğer uzakta yaşıyor olmasaydın hepsini tanıyabilirdin."

Abimle çok yakındık. Birbirimiz için her şeyi yapıp, göze alabilirdik. Harika bir ilişkimiz vardı ve ben ona çok bağlıydım. İşi için Seul'den ayrıldığında beni de istemesede arkasında bırakmıştı. O zamanlar hala ailemle yaşadığım için zor dönemler geçirmiştim.

Zengin bir aileden geliyorduk. Babam manyak denilebilecek şekilde kuralcı ve katı bir adamdı. Annem ise ona kıyasla daha normal olmasına rağmen çoğu zaman babama uyup, aynı onun gibi davranıyordu. Hiçbir zaman polis olmak istememe olumlu bakmadılar. Tabi onları dinlemeyip, karşı gelmiştim ve bu da işin içinden çıkılmayacak sorunlar getirmişti.

Babam garip bir şekilde polisliği bana yakıştırmıyor,onun yerine annemle birlikte saçma sapan derneklerle uğraşıp, hanım bir şekilde evde oturmamı istiyordu. Bu tabii ki benim karakterime aşırı tersti. Karşı çıkıp, polis oluncada aramız fazlasıyla açılmıştı.

"Artık temelli Seul'e taşındığıma göre onları tanımamam için hiçbir sebep yok." Seok Jin konuştuğunda düşüncelerimden uzaklaşıp yeniden ona odaklandım. Ailem aklıma geldiğinde hep böyle dalıp gidiyordum.

NO:7|Jimin✔Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin