Savaş'tan
Çıktığım dava ile derin bir nefes aldım. Zor bir davaydı kazanmıştık. Ağır ceza yemelerini sağlamak için sunduğum tüm şeyler onları bitirmişti. Dudaklarıma yerleşen zafer tebessümü ile o adama döndüm. Şirkete zarar verip, dolandırmaya kalkışmıştı. Kabul de etmeliyim ki profesyoneldi bu konuda.
"Öldürecem seni!" Dedi hiddetle. Karşı taraftı bu. Adam polislerin kucaklarındaydı ama hala debeleniyordu. "O abin pişman olacak seni bu davaya soktuğu için!" O an suratında alaylı bir tebessüm oluştu.
"Çok gençsin Savaş Keskin çok." Dedi imalı bir tonda.
Debelenmeyi bırakıp, polislerle gittiğinde kaşlarım çatılmıştı. Avukatlık hayatım boyunca bir çok tehdit almıştım ama ilk defa birisinin bu kadar emin konuştuğuna şahit olmuştum.
Önüme dönüp, kafamı ovdum biraz. Yorulmuştum cidden bu meslek zaten kafa bıraktıran bir şey değildi kaldı ki tehdit eden insanları düşüneyim üstüne. Çıkardığım cübbeyi büroya bıraktığım gibi kendimi sonunda dışarıya atabilmiştim. Gözlerim Ömer'i arıyordu. Dava çıkışı geleceğini söylemişti.
Aramız hala iyi değildi. Onun şirketinin avukatlığını yaptığım için bir şekilde beraber oluyorduk. İstemesem de. Ona olan kırgınlıklarım hala ilk günkü gibiydi. Özür dilese de içim almıyordu.
Eskisi gibi olur muyuz bilmiyorum olsak bile eski samimiyetin olmayacağından eminim.
"Savaş Keskin!"
Sesin sahibine dönemeden bedenime giren kurşunla geriye sendelemiştim. Hissettiğim yoğun acı dudaklarımı açmama dahi izin vermiyordu. "Erdal'ın selamı var." Dedi silahı yeniden sıkarken. 2. kurşunda bedenime girdiğinde yere dizlerimin üzerine çökmüştüm. Hissettiğim yoğun acı olayı kavramama izin vermiyordu.
Bağırışlar kafamın içinde uğultulara dönüştüğünde elime bulaşan kana baktım. Kafamı kaldırdığımda bu sefer nefesimi kesen o acı vücuduma yayıldı.
"O abin olacak şerefsiz kime bulaştığını bilecek!" Bedenime giren 3. kurşunla yere yığılmıştım.
"Nerde bu ekipler!"
"Adam yaralandı!"
İnleyerek elimi karnıma bastırdım. Bilincim gitmek üzeredeydi nerdeyse. Acı tüm iliklerimde cirit atıyordu adeta.
Ağzımın için kan ile dolduğunda yanağından aşağı süzüldü kanlar. Öksürerek kendime gelmeye çalıştım ama yapamadım.
"Savaş! Savaş nerdesin!" Ömer'in haykırışları kulağımı doldurduğunda dudaklarımda acı bir tebessüm belirdi. "İnsanları boşaltın!"
"Sav-"
Kafam güçsüzce yana düştüğünde Ömer'le göz göze gelmiştim. O olduğu yerde öylece kalakalmış şekilde kanlara bakıyordu.
"Öm-er..." Fısıltıdan farksız sesimle seslenmiştim."Savaş..." Yanıma gelip, kafamı dizlerine koyduğunda gözlerindeki korkuya şahit oldum. "Abim...Hayır, hayır..." İnanamıyor gibiydi.
Eliyle çeneme süzülen kanı temizledi. Acı bir öksürük boğazımı sardı. "Abim, aslanım... bana bak." Dolu gözlerinden yaşlar tek tek aktı. "Ambulans gelecek, dayan." Gözleri kanlı gömleğimi bulduğunda sertçe yutkundu.
"Canım acıyor." Dedim acıdan kıvranır sesle. Dayanılmaz bir acıydı. "Dayan, dayanmak zorundasın!" Dedi hiddetle. Gözlerimi açık tutmakta zorlanıyordum. Nasıl dayanacaktım? Bedenimdeki acı buna izin vermiyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yankı
Teen Fictionkarıştırılan bebekler serisi, erkek başrol. Abilerim kurgusudur. acı, sadece acı hissediyordum. "Abinim senin. Ne kadar istemesende, sövsen de bu böyle."
