18. Bölüm: Endişe

20K 1.2K 485
                                        

Sabah erken saatte uyansam da yanımda onu bulamadım. Hava aydınlandığı gibi kaçıp gitmişti herhalde. Yoksa saat yedide yattığı yerin soğuk olma ihtimali yoktu. Homurdana homurdana yerimden kalktım, üzerimi düzeltecektim ki çıplak olduğumun farkına yeni vardım. Yüzümü bile yıkamadan direkt odaya geçip bir siyah pantolon, bir de beyaz ütülenmiş gömleği giydim üzerime. Üzerime yapışan gömleği pantolonun içine tepip kemeri de taktıktan sonra ceplerimi doldurup biraz da parfüm sıktım. Banyoya geçip yüzümü yıkadım, soğuk su yüzüme ne kadar çarparsa çarpsın bir türlü kendime gelememiştim.

Bir şeyleri sorgulamıyordum. Sürekli kavga çıkarmak yerine azıcık sırnaşınca kendimi durduramamıştım işte. Utanmıyordum da. Sanki elaleme kaldırmıştım. Oflaya puflaya üzerime ceketi geçirdiğim gibi koca konaktan dışarı attım kendimi. Çıkmadan önce Kumru Hanım tarafından bir güzel linçlenmiş, böylece kahvaltımı da yapmıştım.

İlk işim baba evine uğramak olmuştu. Babam hastaneden bizimle birlikte çıktığından bir türlü fırsat bulamamıştım yanına gitmeye. Kapıyı çaldığımda yaklaşık iki dakika sonra açıldı. "Kaan oğlum? Gel.." Ferhunde teyzeye baş selamı verip içeri girdim. "Babamlar nerede?"

"Kahvaltı yapıyorlar," dediğini duyduğum gibi yemek odasına geçmiştim. Babam ve annem sessizce kahvaltılarını yaparken beni görünce babam ayağa kalkmıştı. "Hayırdır inşallah oğlum?"

"Gelmem için illa bir şey mi olması lazım baba? Sizi görmeye geldim." Memnun bir şekilde gülümseyip kollarını iki yana açtı. Koca cüssesine bakarken içim içime sığmaz olmuştu. Hemen kolları arasına girdiğimde başımı omzuna yasladım küçük bir çocuk gibi.

"Evet," dedi annem. "Gelmen için illa bir şey olması lazım. Kaçar gibi gitmiştin evden." Babamdan ayrılıp ona baktım boş boş. Babam bizi umursamadan sırtımdan destek vererek masaya oturttu. Ferhunde teyze de bir bardağa çay doldurup önüme koymuştu.

"Bu kadar kişi misiniz? Abimler, yengemler, çocuklar nerede?" Sorumla birlikte annem histerikçe gülse de ses çıkarmamıştı. "Birlikte kahvaltıya gittiler." diye açıkladı babam. Başımı sallayıp tabağıma gömüldüm. Uzun zamandır yediğim şeyden hiç bu kadar tat almamıştım, evimi özlediğimi hissediyordum.

"O yılan kılıklı kaynanan ne yapıyor? Pek maharetlidir huzur kaçırmakta." dedi annem lafa atlayarak. Gözlerinde gerçek bir merak görünce, bir de Kumru Hanım'a yılan deyince güldüm ister istemez. "Biz bize yeter de artarız."

"Niye, anlaşamıyor musun kocanla?" Çayını bitirince tekrar doldurup yerine oturdu. "Ne yapacaksın hanım? Bize ne çocukların özel hayatından." Babama birkaç saniye bakıp önüme döndüm. Elimdeki çay bardağını usulca masaya bıraktığımda arkama yaslanmıştım.

"Anlaşmakta sıkıntı yok ama birbirimizi tanımıyoruz hâlâ." Babam yemeğini yerken bana bir bakış atıp geri önüne döndü. "Zamanla hem tanır hem seversiniz birbirinizi. Boran akıllı, sessiz çocuktur."

"Bir de sakattır," dedi annem gözlerini devirerek. Annem babamın cümlesini saçma bir şekilde tamamlayınca ikimiz de ona baktık. Nedensizce gerilmiştim. "Öv az daha, sanırsın ağayla evlendi. Onun ağalığı da ancak bacakları kadar. Kendine hayrı y-"

Elimdeki çatalı masaya bırakınca çıkan sesten dolayı sustu. "Tamam, yeter." Bir süre dik dik suratıma bakınca onunla uğraşacak enerjimin kalmadığını hissettim. Boğazımı temizleyip ayağa kalktığımda babama döndüm. "Ben gideyim artık, zaten seni görmeye gelmiştim."

Annem rahat rahat kahvaltısını yaparken bir süre suratına baktım. Ne Boran'ın ne de benim aile bakımından şanssız olduğumuzu düşünüyordum artık. Derince yutkunduktan sonra arkamı dönüp hızlıca çıktım evden. Kapının önünde bir sigara yakarken arabaya yaslandım. Hiçbir zaman benim ailem kötü dememiştim, kıymet bilmeye, bana verdikleri değeri boşa çıkarmamaya çalışmıştım. Annem ne yaparsa yapsın yine ona anne demekten vazgeçmemiştim.

efgan | bxbBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin