Üzerime geçirdiğim siyah gömleğin yakalarını düzeltirken bir kere daha baktım kendime aynadan. Üzerime tam oturan siyah takım elbiseyi severek almıştım. Tıraş olduktan sonra aydınlanan yüzüme bakarken istemsizce güldüm. Sonunda saçlarımı istediğim gibi kestirebilmiştim. Yanağımda oluşan çukura gözlerimi devirip ceketimi aldım ve dışarı çıktım.
İmam nikahları dün yapılmıştı, şimdi ise düğünleri vardı ve ben Boran ile gidecektim. Buna kafayı takmamaya çalışarak hızlıca merdivenlerden indim, erkek tarafı olmama rağmen her şeye geç kalmıştım. Zaten abim de geç kalacağımı biliyordu ama yine de bu sefer geç kalmayacağıma inanmıştım.
Ben her şeye geç kalıyordum. Uyuyordum derse geç kalıyordum, kitap okuyordum uyumaya geç kalıyordum.
Boran ve diğer erkekler aşağıda ağaç olmuş gibi hareketsizce beklerken merdivenlerden inen bana baktılar. Okan "Hele şükür biri indi en azından," dedi ağzının içinde. Ona boş boş bakıp önüme döndüm. Şerefsizdi, ondan soracak hesabım vardı ama erteliyordum. Şu düğün bir biterse tepesine binecek bir daha da inmeyecektim.
Bir yandan ceketimi giyinirken bir yandan da Boran'a başımla kapıyı işaret ettim. Bir şey demeden akülü arabasını kapıya doğru sürdü. Birkaç dakika boyunca onun evden çıkıp arabaya binmesini bekledim, ardından arabaya geçip karşısındaki koltuğa oturmuştum. Gözlerim karşımdaki adamı dikkatle süzdü. O da benim gibi full siyah takım elbise giyinmişti. Ama sönüktü, yüzünde küçük bir tebessüm bile yokken, o tekerlekli sandalyenin üzerindeyken sönüktü. Ama düşünüyordum da, ayağa kalktığı zaman heybetiyle herkesi de söndürürdü. Ne kadar kabul etmek istemesem de yüzü çok güzeldi çünkü. Geniş omuzları vardı, boyu da oturmasına rağmen uzun olduğunu gösteriyordu. Orantılıydı her şeyi, kolundaki saat bile dikkat çekiyordu.
Özenle yaptığı siyah saçlarına baktım. Kim bilir kız kardeşi hakkında ne düşünüyordu. Belki de ölmesini istemişti onun. Ama şimdi hazırlık yaparak düğününe gidiyordu. Eğer onlar abim ilk kapılarına geldiğinde zorluk çıkarmasalardı bunların hiçbiri olmayacaktı.
Araba bir süre sonra durduğunda kapı açıldığı gibi kendimi dışarı atmıştım. Arka kapıda olmamıza rağmen arka tarafımızdan korna çalan çalanaydı çünkü Boran kaç dakikadır arabadan inememişti. Boran ağzını açıp bir şey diyecekken şoför, "Abi açılmıyor, rampa sıkıştı sanırım." diyerek karşımdaki adamı daha da sinirlendirdi.
Kimse ne yapacağını bilemezken onları izliyordum sinirle. Bir iş de doğru gitse şaşardım zaten. Hâlâ arkadaki araba korna çalarken dayanamayıp arabaya doğru ilerledim. Ona doğru geldiğimi anlayan adam kornaya basmayı kesmişti. Camı tıklattığımda adam camı açıp çatık kaşlarıyla bana baktı. "O kornayı götüne sokarım senin, adam gibi dur iki dakika!"
Sinirli yüzüme bakıp bir şey demeden başını sallamıştı. Yavaştan terlediğimi hissederken üzerimdeki ceketi çıkarıp gömlekle kaldım. Hâlâ rampayı indirmek için düğmeye basan şoföre ayrı söverek kapının ağzında duran Boran'a aldırmadan ceketi içeri atmıştım. Gömleğimin kollarını katlarken çatık kaşlarıyla beni izlemiş, gözlerimi devirdiğimde ise bana vurmamak için kendisini zor tutmuştu muhtemelen.
Ona bakmadan tekerlekli sandalyesini ittirip arabanın içine geri soktum. Torpidodan gerekli birkaç malzemeyi alıp geri geldiğimde bir süre mekanizmaya bakarak olayını anlamaya çalışmıştım. Sonrasında ise el çabukluğuyla mekanizmayı söktüm. Kapağı kaldırdığımda rampanın düzlüğünü tutup çekerek yere kadar indirdim. Otomatiği bozulmuştu muhtemelen. Sağlamlığını test etmek için ayağımla yokladığımda Boran'a dönmüştüm. "İn," dediğimde bir süre duraksamış sonrasında ise inmişti. Şoförün uzattığı beyaz bezi alıp yağlı ellerimi sildim sertçe.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
efgan | bxb
Teen Fiction[tamamlandı] Yarım olan bendim, huzuru veremeyeceğini düşünen oydu. . "Bu zamana kadar hep ayağa kalkmaya ihtiyaç duyduğumu hissederdim şimdi ise..." Şaşkınlıkla başımı kaldırdığımda göz göze geldik. "İhtiyacım olan senmişsin aslında." . Boran yılla...
