24. Bölüm: İlk

19K 1.1K 629
                                        

Elimdeki portakal aromalı şekeri ağzıma atarken hız kesmeden yürümeye devam ettim. Tezgahın önüne geldiğimde göz göze geldiğim kadınla hafifçe tebessüm ederek elimi arka cebime atmıştım.

"Bacım şuradan iki çilekli soda verir misin?"

Kızın gülümseyen yüzü donsa da birkaç saniyeden sonra arkasını dönüp dolaba ilerlemişti. Bu kadınlara da bacım deyince bir garip oluyorlardı, anlamıyordum. Cebimden çıkardığım cüzdandan bir ellilik alıp önüme şişeleri koyan kadına uzattıktan sonra bana attığı kaçamak bakışları görmek rahatsız olmamı sağlamıştı.

"Para mı yetmedi?" diye sordum aval aval bir bana bir paraya bakan kadına. Tekrar cüzdanı açarken hafifçe gözlerini büyütüp başını iki yana salladı. Sonunda konuşmasıyla derin bir nefes verdim. "Hayır beyefendi, kırk dört lira ödemeniz." diyerek para üstünü geri uzattı.

Başımı sallayıp "Eyvallah," dedikten sonra sodaları tek elime alıp masaya doğru ilerledim. Boran'ın keskin bakışları üzerimdeyken keyifle yerime oturmuştum. Sodasını önüne itekleyip kendiminkini kafama diktim. İçim ferahlamıştı ulan!

Alnımdan akan teri hissederken bu sıcağın altında homurdanarak hafif nemlenmiş saçlarımı alnımdan çektim. Elim saçlarımı geriye çekerken Boran'ın hâlâ bana dik dik baktığını ve sodasından bir yudum bile almadığını görünce merakla kömür gözlerine bakmıştım.

"Bir şey mi oldu?"

Benim konuşmam onu daha da germiş gibiydi. Çenesinin kasıldığını hissederken tekerlekli sandalyesinin kolunu sıkı sıkıya tuttuğunu gördüm. Endişeyle ayaklanırken karşısına oturmak yerine yanındaki sandalyeye çökmüştüm. "Yavrum iyi misin sen? Bir yerin mi ağrıyor?"

Eline uzanıp tuttuğumda bu sefer elimi tüm gücüyle sıkmaya başlamıştı. Afallamış gözlerle suratına bakıyordum. Canı yanıyordu ulan! Diğer elimi de elinin üzerine koyup sıkıca tuttum. "Bana bak. Boran!" Bir şey desin diye dudaklarına bakarken kalın, morumsu dudakları en sonunda oynamıştı.

"Yüzük," dedi sadece. Bir anda elimi bıraktığında şaşkınlıkla suratına baktım. "Yüzüğün nerede? Sabah elindeydi." Soğuk sesi bu sıcak havada içimi üşütmüştü.

Gözlerime dik dik bakarken bakışlarımı indirip ellerimi süzdüm. Cidden ben yüzüğü ne yapmıştım ulan?

"Ben.." dedim ama bunu nasıl açıklayacağımı da bilemedim. Nerede olduğunu bile bilmezken böyle bir şey söylemem onu kırardı büyük olasılıkla.

Ne diyeceğimi bilemeden yaralı, sert ellerime bakıyordum. İki dakika evvel nasıl güzel sohbet ediyorduk ama.. Bunu sorun edecek bir adam mıydı Boran anlamamıştım. Bence değildi ulan.

Tam ağzımı açıp oteldedir diyecekken ben konuşmadan o konuşmaya başlamıştı. "Siktiğimin sınırlarını zorluyorsun Kaan. Bir yüzüğü takmak bu kadar zor olmamalı. Bak bana!" Ellerini önüme serdiğinde kalın parmağındaki içinde benim adımı taşıyan yüzüğüne baktım.

Ne de güzel duruyordu parmağında.

"Bu yüzük benim de parmağıma zorla girdi. Ama ben bir kere bile çıkarmadım. Başkasına bakmadım. Başkasına gülmedim." Diyecek şeyleri varmış gibiydi ama sustu.

"Ben kime bakmışım, kime gülmüşüm ki? Odada kalmıştır, çıktığımda takarım. Sonuçta senin yanında değil miyim hm? Gözüm senden başkasını mı görüyor?" O benimle ne kadar sert konuşsa da benim sesim yumuşacıktı. Kıskanmıştı işte beni. Kimden olduğunu bile bilmezken öyle dik dik bakıyordu ki suratıma yanağını ısırasım gelmişti.

"Kıza güldün. Parmağında yüzük bile yokken. Benim yanımda." Tek tek konuşmasıyla tatlı tatlı yüzüne bakmıştım. Onun da biraz olsun bakışları yumuşamıştı.

efgan | bxbBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin