4. Bölüm: Alışveriş

21.1K 1.1K 333
                                        

"Ana gelmem ben, gidin siz halledin işte." Annemin ters bakışları üzerime sabitlenmişken onun saçma sinirine gözlerimi devirdim.

"Eksikleri en iyi sen bilirsin Kaan, aynı odada kalacaksınız sonuçta. Bugün yüzükler seçilecek, iki güne düğünün olacak sen hâlâ küçük çocuk gibi küstüm oynamıyorum diyorsun."

"Ana ben ne anlarım düğün alışverişinden ya!" Oflaya puflaya üzerime beyaz gömleğimi geçirdim, sinirle düğmeleri iliklerken annemin ters bakışlarına da maruz kalıyordum.

"Yeter bu kadar şımarıklığın. Sanki ben istedim düğün alışverişini. Bundan sonra peşinde de koşacak değilim, ne halin varsa gör." Aynadan onun bedenine baktığımda bana karşı bu kadar duygusuz olmasını kaldıramadım.

Odadan çıkacakken bağırdım. "Neden?" Kaşlarını çatarak bana döndü. "Ne neden?"

"Bana şöyle davranmayı kes. İki gün sonra bu evde olmayacağım, insan biraz üzülmez mi?" Söylediklerimden sonra dilimi ısırıp gözlerimi kapattım. Bazen çok kalbimi kırıyordu.

"Ne üzüleceğim?! O salak aklınla gittin kime vardın! Eğer bunu kabul etmeseydin ben sana kız bulacaktım, elaleme koca diye gitmeyecektin! Gittiğin koca da koca olsa."

Alayla güldüm. "Bana hiç sordun mu sen kızlardan hoşlanıyor musun diye? Tutturmuşsun bir gelin de gelin."

"Benimle düzgün konuş Kaan, bu son uyarım! Sen bana laf yetiştireceğine git kendi derdine yan, koca aşirete gidiyorsun ama kime? Sakat oğullarına. Seni buna layık görmüşler çünkü. Ah salak oğlum benim, o çıtkırıldım kızı kaçırmasaydı bunlar başımıza gelmezdi." Her seferinde Boran'a laf çarpmasına şaşkınlıkla baktım.

"Yeter," dedim daha fazla bu saçma düşüncelerine katlanamayarak. "Utansana biraz anne. Bunlar ne kadar çirkin sözler."

Gözlerini devirerek omuzlarındaki şalını başına örttü. "Aşağıda bekliyorlar, hızlı hazırlan yeni gelin."

Kapıyı çarparak çıktığında bedenimi yatağa bıraktım. Sinirden titreyen ellerimi sakinleştirmek isteyerek yumruk yaptığımda içimdeki birine vurma isteğimi bir türlü durduramıyordum. Daha fazla dayanamayıp yatak başlığına yumruğumu geçirdiğimde içimdeki öfke dinmedi. Elimin tersiyle komodinin üzerindeki her şeyi yere fırlattım. Sinirden saçlarımı çekiştirirken bir süre sakinleşmek için bekledim.

Yerimden kalkarak gömleğimi pantolonun içine teptim. Kemerimi de taktığımda aynaya bakarak yakalarımı düzelttim. Birkaç fıs parfüm sıkarak üzerime bir şey almadan odadan çıktım. Hızlıca merdivenleri inip konaktan da çıktığımda en önde çalışır vaziyette duran arabayı görmek kalbimi körleştirdi. Ona doğru ilerleyip açık olan kapıdan içeri girdim ve boş bir yere oturdum. Karşımdaki adama kısa bir bakış atıp yanındaki annesine baş selamı verdim. Kimseden çıt çıkmazken annem elini bacağıma koyup sıktı. Sinirle bacağımı elinden kurtarıp camdan dışarıyı izlemeye başladım.

Araba çoktan ilerlemeye başlamıştı. Birkaç dakika içinde kendi içimde cebelleşerek sakinleştiğimde Boran'a döndüm. Onun olduğu kısımda bir boşluk vardı, zaten araba büyük olduğu için koltuklar arasında da bir hayli mesafe vardı. Bu yüzden inip binmesi onun için zor olmuyordur diye düşündüm.

Günler sonra yüzünü inceleme fırsatını yakaladığım için kendimi tebrik ettim.

Camdan dışarı baktığı için yan profilini görebiliyordum. Kapkara gözlerini çevreleyen gür kirpikleri vardı, gözlerim dudaklarına kaydığında solgunlukları karşısında kaşlarım çatıldı. Tekrar gözlerine bakacakken bana dönmesiyle irkildim, gözlerim gözaltlarındaki morluklara kaydı. Kaç gündür uyumuyordu da bu kadar çökmüştü anlamamıştım. Siyah gür saçlarının birkaç tutamı alnına dökülmüştü, saçları kısaydı ancak kısa saç ona gerçekten yakışıyordu. Bana bakarken kaşları anbean çatıldı. Telefonum cebimde titreyince onu umursamadan telefonunu çıkarıp bildirime baktım.

efgan | bxbBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin