Okan elindeki kağıdı sinirle yırtarken dudakları arasından kaçan küfürlere engel olamamıştı. Bildiğin tehdit ediliyordu ve artık işler rayından çıkmak üzereydi. Amına koduğumun işini bir kere düzgün yapsalar olmuyordu zaten. Temiz kalmaya çalıştıkça üzerine sıçrayan kanlar artık sabrını taşırıyordu.
"Zahit!" Neredeyse kükremesi kırk metre öteden duyulurken Zahit aceleyle odaya girmişti. Okan'ın tersini bildiğinden çok yaklaşmadan "Efendim abi," dedi. Okan odanın içinde bir sağa bir sola volta atarken hırsla durup işaret parmağını havada salladı. "Bulacaksın ulan onu bana! Buna kim cesaret ediyorsa götünden kan alacağım! Duydun mu beni?!"
"Buluruz," dedi Zahit odaya doğru ilerleyip bir koltuğa oturduğunda. "Ama sakin ol. Amaçları zaten seni sinirlendirmek."
Okan sinirini durduramazken karşıdaki koltuğa oturup sakinleşmek istercesine başını elleri arasına aldı. "Kimse beni tehdit edemez. Amına korum adamın!"
"Merak etme. Birkaç saate bilgileri elimde olur. Çocukların korumasını artırıyorum," diyerek ayaklandı Zahit. Bir sigara yakmak istese de şu an daha önemli işleri vardı.
Okan sabır çekerek kötü kötü baktı Zahit'e. "Boran ve şu puşt Kaan'ın peşine de birilerini tak." dedi arkasına yaslanarak. "Yarın Antalya'ya gidiyorlar, aldıkları biletlere varana kadar kontrol et. Uçaktaki herkesin siciline baktır duydun mu?!"
Zahit dışarı çıktığında Okan kendisiyle baş başa kalmıştı. Arkasına yaslanıp bacak bacak üzerine atarken sinirle gömleğinin birkaç düğmesini açtı. Yanda duran kül tablasını önüne çekerek bir sigara ateşlediğinde dumanı ciğerlerine hapsetti.
Onunla kim uğraşıyordu bilmiyordu ama artık kedinin fareyle olan oyununa dönmüştü bu iş. Yaklaşık bir aydır haftada bir yeni bir düşman ediniyordu kendine. Adamları bulması ve yok etmesi zaman almasa da artık şüphelenmeye başlamıştı. Sanki birisi önüne kemik atıyor gibiydi. Bu daha çok sinirlerini bozuyordu. Okan güçlüydü. Ama karşısındaki ondan da güçlüydü. Bunun farkında olmak damarlarındaki kanın bile akış seyrini değiştiriyordu.
Ayağa kalkarak büyük cama doğru ilerledi. Ayakları üzerine serilmiş Mardin'in manzarasına bakarken külünün yere düşmesini umursamadan sigarasını içti.
Saatlerini odada köpürerek geçirirken çalan kapıyla birlikte kendine gelmişti. Zahit kapıdan girip ağır adımlarla Okan'a doğru yürüdü. Yürüyüşünde bile iyi bir haber vermeyeceğinin izlerini taşıyordu.
"Adam Kerim Çağlar. Elli yaşında mafyacılık oynayan asalığın teki. Evine almaya gittiğimizde ölü bulduk abi. Kafasına bir, göğsüne iki kurşun. Adamı neden ortadan kaldırdıklarını bulamadım." Sıkıntıyla nefeslenerek konuşmasına devam etti. "Evde hiçbir parmak izi yok. Sanki tertemiz eve ceset gökten zembille inmiş gibi."
Okan duyduklarına artık şaşırmıyordu. Ağır adımlarla ilerleyip koltuğa oturduğunda gözleri Zahit'e takıldı. Kendisinden tam beş yaş büyüktü ama abi diyordu Okan'a. İşte geçmişte yaşanan hürmet, vefa borcu her şeye kadirdi.
Babası kırk yılın bir başı iyilik yapmış Zahit'i daha küçükken bulmuştu da evlerine getirmişti. Geldiği ilk günü hayal meyal hatırlıyordu Okan. Zahit'in o çocuk bedeninde gördüğü yaralar o zamanlar ona o kadar korkunç gelmişti ki birkaç zaman içinden ucube demişti adama. Neredeyse şakağından çenesine kadar inen bıçak yarasının izi hiç gitmemişti. Boynundan koluna kadar inen yanık izi de cabasıydı. Ve bunlar Zahit'i yaşından daha korkunç göstermişti hep.
Zahit'in eve gelişi Kumru Hanım tarafından büyük bir art niyetle karşılanırken çocuğa yapmadığını bırakmamıştı ilk zamanlar. Küçükken itip kakaladığı çocuğun büyüdükçe korkunç bir insana dönüştüğünü gördükçe onunla uğraşmaktan korkar olmuştu. Zaten evde Zahit'ten tek korkmayan ve çekinmeyen kişi Boran ve Kenan olmuştu. Tabii zamanla Okan da.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
efgan | bxb
Teen Fiction[tamamlandı] Yarım olan bendim, huzuru veremeyeceğini düşünen oydu. . "Bu zamana kadar hep ayağa kalkmaya ihtiyaç duyduğumu hissederdim şimdi ise..." Şaşkınlıkla başımı kaldırdığımda göz göze geldik. "İhtiyacım olan senmişsin aslında." . Boran yılla...
