"tanrı'm, çok heyecanlıyım! sanırım bayılacağım."
"sakin ol sevgilim, derin derin nefesler almaya çalış."
evden çıkmadan önce mingyu ile biraz nefes egzersizleri yapmıştık sakinleşmem adına. anlık işe yarasa da etkinliğin yapılacağı alana yaklaştıkça heyecanım artmaya başlamıştı.
kitabım basılıp kitapçılarda satılmaya başlamıştı yaklaşık bir ay önce. bu bir ayda yayınevinin tahmin ettiğinden daha fazla satılmıştı kitabım. okuyucuların tepkileri oldukça olumluydu. bu yüzden yayınevi bir imza günü düzenleme kararı almıştı. hiçbirimiz bu rağbeti tahmin etmemiştik doğal olarak.
sonunda etkinliğin yapılacağı alana geldiğimizde etrafa baktım. yayınevinin söylediğine göre bu binada imza etkinliği düzenleyen tek yayınevi bizdik ve binanın önü o kadar kalabalıktı ki ağlamak istiyordum.
"çok kalabalık!"
"ben de bu kadar kalabalık olacağını tahmin etmemiştim."
mingyu da en az benim kadar şaşkındı. ikimiz de şaşkınca birbirimize bakarken emniyet kemerlerimizi çözüp arabadan indik. iner inmez bütün gözler bize dönmüş ve kalabalıktan kocaman bir çığlık kopmuştu.
herkes adımı bağırıyordu ve ben... tuhaf hissediyordum. bu tuhaflık kötü anlamda değildi, aksine iyi bir tuhaflıktı. karnımda hissettiğim baskı beni rahatzsız etse de bu, tatlı bir rahatsızlıktı.
kalabalığın arasından sıyrılıp binaya girebilmiştik sonunda. kapıda bizi karşılayan menajerim ile etkinliğin yapılacağı alana doğru ilerlemeye başladık. yol boyunca menajerim bana neler yapmam gerektiğini anlatsa da benim odağım hâlâ duyduğum adımdı.
etkinliğin yapılacağı alana geldiğimizde bir masa ve üzerine örtülmüş beyaz bir örtü gördüm. masanın üzerinde üç şişe su ve üç tane kalem vardı. bir de adım yazılı bir isimlik vardı.
"sakin olmaya çalış, tamam mı sevgilim? işin en zor kısmını atlatıp en eğlenceli kısmına geldin. kendini kötü hissedersen diye hemen köşede seni izliyoe olacağım. seninle gurur duyuyorum."
sandalyeye oturduğumda mingyu eğilmiş ve kulağıma fısıldamıştı. konuşması bitince saçlarıma şefkat dolu bir öpücük kondurdu ve gülümsedi. artık daha rahat hissediyordum.
mingyu, az önce parmağıyla işaret ettiği yere doğru ilerlediğinde menajerim gelmiş ve etkinliğin şimdi başlayacağını söylemişti. onu kısaca onayladıktan sonra kapıya doğru bakmaya başladım. görevliler kapıyı açtıklarında büyük bir gürültü koptu ve insanlar olduğum yere koşuşturmaya başladılar.
ilk yarım saat görevlilerin insanları tek sıra halinde dizmek için uğraşmasıyla geçti. sonunda başardıklarında insanlar, ellerinde kitaplarla yanıma geldiler.
süre kısıtlı olduğu için herkesle konuşmak oldukça zordu. ben kitapları imzalarken bana kitabım hakkında güzel yorumlarda bulundular. herkese edebildiğim kadar teşekkür etmiştim.
iki saatin sonunda sıra oldukça azalmış, çoğu kişi gitmişti. etkinliğin bitmesine birkaç dakika vardı. yorulmuştum ama oldukça da enerjik hissediyordum. kitabım hakkında aldığım olumlu yanıtlar kendimi oldukça iyi hissettirmişti.
son kitapları da imzaladıktan sonra neredeyse herkes gitmişti. mingyu yanıma gelmiş ve çok güzel bir iş çıkardığımı söylemişti. gülümseyerek karşılık verdim yapılı adama.
sonunda etkinlik bitmişti. sandalyeden kalkacağım sırada adımı bağırarak koşuşturan birini duydum. güvenlikler, adımı bağıran kişiyi içeri sokmamaya çalışırken oldukça çaba sarf ediyorlardı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
cigarette on your lips {taegyu?}
Fanfiction"pişmanım, beomgyu. lütfen yaptığım hatayı telafi etmem için bir şans ver. seni geri istiyorum." "eski beomgyu olsaydı sana istediğin kadar şans verirdi ama eski beomgyu öldü. onu sen öldürdün, taehyun."