"Onu nereden tanıyorsun?" dedi kardeşim giden arabanın arkasından hevesle salladığı eli indirirken. Şaşkın bir vaziyeti vardı ve açıklama bekliyordu. Kardeşime elbette onunla nasıl tanıştığımızı anlatmayacaktım.
"Başkaları tarafından dövüldüğünü gördüm ve yardım ettim. Daha fazla müşteri için ona spor salonumuzun kartını verdim ve o da geldi" dedim pek çok ayrıntıyı gizlerken. Yarım yamalak anlatımımı fark etmemiş olacak ki başka bir şeyi düşünmekle meşguldü.
"Demek doğruymuş" dedi gerçeğin getirdiği heyecanla.
Merakla sordum. "Ne doğruymuş"
"Söylesene onu nerede ve kiminle görmüştün?" Şaşırsam da kısaca nerede olduğumuzu ve kişileri detaylıca anlattım. Her bir cümlemde hızla kafasını sallıyor kendi kendine öfkeyle mırıldanıyor ve kaşlarını çatıyordu.
"Dinle bak. Uzun zaman önce işte grup ilk çıktığı zamanlarda forumlarda bir söylenti dolanıyordu. Üyeler arasında ayrımcılığın olduğu, bir üyenin diğer üyeler tarafından zorbalığa uğradığını söyleyenler vardı. Hatta" cebinden telefonu çıkararak birkaç yere tıkladı ve kısa videoları açtı. Bir grup -6 kişiydiler- idol sahnedeydi ve danslarını yeni bitirmiş olmalıydılar ki nefes nefese kalmışlardı. Onu anında tanıdım. O zamanlar sarı olan saçları düzgünce şekillendirilmiş ve geriye doğru taranmıştı. Gözlerindeki mavi lens makyajıyla beraber daha bir belirgindi. Kırmızı aralanmış dudaklarının bir kısmını mikrofon örtmüştü. Giydiği deri, kemerli üst, üstüne tam oturuyor adaleli vücudunu gözler önüne seriyordu. Deri pantolonu zincirlerle ve kemerle süslenmişti. Ama en dikkat çekici yeri gözleriydi. Kısık gözleri vahşi bir albeni ile kameraya bakıyor, izleyen herkesi büyüsüne kaptırıyordu. Onu gördüğüm onca zamana nazaran bu halini ilk kez görüyordum. Sanki tamamen farklı bir kişiliği ortaya çıkmıştı.
"Bak şimdi. Ne yaptıklarını görüyor musun?" kardeşimin eli ekranı kapladığında bakışlarımı ondan çektim. Geçen gördüğüm üyelerdi bunlar. Yüzlerinde sahte bir gülümsemeyle kameraya bakıyorlardı. Yerlerinden doğruldular ve selam verirken onu arkaya doğru ittiler. O ise istifini bozmadan yanlarına geçti. Kısacık bir andı ama özellikle dikkat ettiğimden o küçük ittirmeyi görmüştüm. İçimi kaplayan öfkeye şaşırdım bir an için ama asıl onu teselli etme isteğim beni daha da şaşırttı.
"Çoğu hayran yaptıkları bu harekete dair yorumlar attılar ve çoğu kişi daha önce fark ettikleri zorbalıkların videolarını atarak onun grupta dışlandığını söylediler. Adı o gün içinde en çok arananlarda 1. Oldu. Destek yorumları aldı başını gitti. Ben ve arkadaşlarım da onu destekledik." Bunu öyle büyük bir gururla anlattı ki madalya verilmesini bekliyor gibiydi.
"Peki diğer üyeler?"
Heyecanı yavaşça yok olarak, yüzünü buruşturdu. "Onlar ise büyük bir linç yediler ve marka itibar sıralamaları düştü. Şirket ise bunun asılsız bir söylenti olduğunu söyleyip konuyu kapattı."
Şimdi neden o sokakta dövüldüğünü açıklıyordu bu durum. Gözlerim tekrar duraklatılmış videoda onu buldu. Sıranın en sonunda ve gülümsüyordu ama gözleri vahşi heyecanın yitirerek donuklaşmıştı.
Babam adımı seslendiğinde gözlerimi zar zor ondan çektim. "Yemeğe gelmiyor musunuz?" dedi sabırsız bir sesle. Kardeşim "Baba ablamın öğrencisinin kim olduğunu biliyor musun?" diyerek merdivenlerden çıkıyor bir yandan da heyecanlı bir sesle olanları anlatıyordu. Babamın belki de en son ilgileneceği şey idoller ve hayranlarıydı ama yine de kardeşimi büyük bir ilgiyle dinliyordu. Kardeşim koluna girerek telefonu onun önüne uzattı ve yüksek sesli müzikle beraber içeri girdiler. Bende onları takip etmeden önce istemsizce şimdi boş olan sokağa baktım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Y KARAKTERİ
Fiksi Umum'Her insan kendi hayatının başrolünde oynuyor' demiş bir yazar. İlk okuduğum da küçük zihnimi çok etkilemiş ve gözlerimin içi parlayarak ana karakter olmamın verdiği haklı gururla göğsümü gere gere dolanmıştım. Lakin işlerin hiçte böyle olmadığını z...
