İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

25

13 3 2
                                        

Merhaba

Tek söyleyeceğim şey şarkıyı sonuna kadar dinlemeniz.

Keyfili okumalar :)

Kız kardeşliğin gücü adına

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Kız kardeşliğin gücü adına...

Ji Yeon ile buluştuğumuzda işlerin onun için pek iyi gitmediğini hemen anladım. Yüzüne zoraki kondurduğu gülümseme oldukça barizdi. Çantasının kulpuyla oynuyor, arada odağını kaybeden gözleri benden başka yerlere kayıyordu. En sonunda onu kolundan çekerek alelade kafelerden birine oturttum. Kahvelerimizi alıp geldiğimde aynı pozisyonda durmuş, masaya dikkat kesilmişti.

Dikkatini çekmek için kahveyi önüne ses çıkararak koydum ve anında transtan çıkarak bana kaydı bakışları. Üzgün ve boştu. Onun bu haline alışık değildim ve bu beni korkutuyordu. Ji Yeon her zaman neşeli, güleç ve konuşkan biriydi. Şimdi ise suskundu ve başa çıkamadığı bir derdi varken onu görmezden gelemezdim.

"Sorun ne?" dedim direkt konuya dalarak. "Buluştuğumuzdan beri üzgün ve dalgın görünüyorsun. Ne oldu? Anlatmak ister misin?" Sesim beklediğimden daha mı sert çıktı diye endişelendim; insanlar nasıl teselli edilir pek bilmiyordum.

Soğuk kahvesinden bir yudum aldı. Şeker oranı onu mutlu etmiş olacak ki kısa süreli bir gülümseme geçti dudaklarından.

"Üzgünüm. İnan buluşmamızı mahvetmek istemezdim." Yutkundu. "Ama o evden çıkmalıydım. Sen ise o anda hissetmiş gibi yazdın ve kendimi bir anda dışarıda buldum." Sesi mahcuptu.

Kafamı saçmalama der gibi sallayarak hararetle konuştum. "Her zaman mutlu olacaksın diye bir durum yok, mutsuz anlarımızda da birbirimizi destekleyeceğiz." Onu anladığımı belli edercesine hafif bir gülümsemeyle baktım ona.

O ise yine kahvesinden bir yudum almış, buluştuğumuzdan beri ilk sahici gülümsemesini göstermişti. Sonra gülümsemesi sönerek yerini gerginliğe bıraktı.

"Babamı biliyorsun. Ji Hoo onu sana anlattığını söyledi." Kafamı bildiğimi belli edercesine onayladım ama bu onu fark etmedi.

"Ji Hoo'nun aksine okul notlarım çok iyi gelmedi ve babam başarımız konusunda oldukça takıntılı bir adamdır. Bugün bu yüzden kavga ettik. Bana Ji Hoo kadar başarılı, hayırlı bir evlat olmadığımı, beceriksiz bir asalak olduğumu başıma kâğıtlarla vura vura söyledi." Gözyaşları sicim gibi akıyordu. "İşin kötü tarafı da ne biliyor musun? Dediklerinde haklı. Ondan kurtulmak için tek yolum iyi bir üniversite ama onu bile kazanacak akıl yok bende. Ne işe yararım ki? Onca derse rağmen piyanoda işe yarar bir gelişmişliğim yok. Sporda başarısızım. Derslerim kötü ve en kötüsü hiçbir zaman onun istediği gibi sosyal toplumda parlayan biri olamayacağım. Onun deyimiyle bir 'seçkin'." Hıçkırdı ve burnunu sildi.

"Babam hep gururlanacağı, parmakla gösterilen rol model çocukları olsun istiyor. Öldüğünde değerlisini, 'hukuku' bırakacağı çocuklar. Avukatlık dişli bir meslek der hep. Karşındaki kim olursa olsun vazgeçmemek ve kazanmak. Gerekirse onursuz dövüşeceksin ama raundu alacaksın." Son sözlerini ezberinden seri ve sert söylemişti ki sanki babası onda can bulmuştu.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Apr 02 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Y KARAKTERİBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin