Dakikalar geçti, toplantı odasında işe başlayacak stajyerler toplandı. Herkesin çalışacağı departman netleşti, ilk günün koşuşturmasına katıldı herkes.
Ataberk'in odasına kadar bana eşlik etti asistanlardan biri. Kapıyı tıklattı, Ataberk "Girin" dediğinde bana "Kolay gelsin" diyerek gülümsedi ve gitti. İçeri girdim.
"Aslı" dedi beni gördüğünde, bana doğru büyük adımlar attı. Bana sıkı sıkı sarıldı. Öyle sıkı ki, sanki yaralarımı saracakmış gibi. Ama yapamazdı, öyle sarılacak gibi değildi açılan yaralar.
"O kadar şaşırdım ki" dedi geri çekildiğinde "Seninle burada karşılaşabileceğimiz aklımın ucundan geçmezdi"
Sonra masasının önündeki koltuğu gösterdi "Otursana" dedi, kendi diğer koltuğa geçti. Oturdum. Konuşacak çok şey olsa gerek diye düşündüm.
"Nasılsın?" diye sorduğunda gülümsedim "İyiyim, ya sen? Sen nasılsın?"
"İyiyim" dedi sıcak bir gülümseme eşliğinde.
"Demek mimarlık okuyorsun" dedi neşeyle.
"Öyle" dedim "Seviyorum bölümümü"
"Onu gördün mü?" diye sordu birdenbire. Öyle aniden işte.
"Karşılaştık" dedim sadece yutkunarak, bu konuyu konuşmak istemediğimi anlamış olacak ki oda devamını sormadı.
"Nasıl gidiyor" dedi konuyu değiştirerek "Okul dışında neler yapıyorsun?"
"Bildiğin gibi işte" dedim omuz silkerken "Öğrenci hayatı"
"Sen neler yapıyorsun asıl?" diye sordum parmağındaki yüzüğü göstererek "Evlendin mi yoksa?"
"Nişanlandım" dedi aptal aptal gülümserken.
Sevindim. Onun için o kadar sevindim ki...
Böyle kısa bir sohbetten sonra iş üzerine konuşmaya başladık. Uzun uzun konuşmak istiyordum onunla ama aynı zamanda da istemiyordum. Onca şeyden sonra, araya giren onca şeyden sonra nasıl uzun uzun konuşabilirdik ki? Çok garip bir hal alacağı kesindi.
Neler yapacağımla ilgili genel bir bilgilendirmeden sonra stajyerler ile tanıştım. Öğle yemeğine kadar benim alanıma ait dosyaları falan okuyup birkaç şey öğrenmeye çalıştım ya da vakit öldürdüm diyebiliriz. Öğle yemeğinde tanıdık gelen birkaç stajyerle aynı masaya oturdum, tabi sabah Tunay ile yaptığım iç açıcı o güzel sohbetten sonra kalan iştahımla yemek yemek pek mümkün değildi ama kimseyle arkadaş olmayan o garip kişi olmak istemediğimden öğle yemeği sosyalleşmek için mantıklı gelmişti.
Dipnot olarak düşmeliyim ki hiç ilgimi çeken konular konuşulmuyordu. Genel konu başlıklarını sıralayacak olursak;
- Patronun (ki burada Tunay'dan bahsedildiğini söylememe gerek yok sanırım) çok yakışıklı olması.
- Şirketin staj için ve gelecek iş planlaması için çok büyük bir fırsat olması. (Yalan söylemeyeceğim bu biraz ilgi çekiciydi, ama sadece biraz)
- Öğle yemeğinin genel yemekhane yemeklerine göre güzel olması ama yemekhane yerine yemek fişi olsa daha mı iyi olurdu temalı bir tartışmaya yol alan sohbetten sonra konunun muallakta kalarak kapatılması.
- Kızlardan birinin saçındaki ombrenin çok hoş olması, (burada kafamı masaya vurmak istediğimi inkâr etmiyorum, saçı gerçekten harikaydı, tek sorun bu konunun çok uzatılmasıydı) buradan da yola çıkarsak kuaför muhabbeti.
