Selaaaammm.
Ben geldimmmm.
Nasılsınız bebekler?
Özlediniz mi beniii?
Tarih: 29.08.2023
Saat:23.50
Ay aranıza çok girmeyeyim. Buyurun bölüme.
Yorumlarınızı bekleyen bir yazarınız var. Unutmayın.
💥
"Nasıl yani? Alin, Ali Kağan'ın kardeşi mi? Ay Bade kafam allak bullak oldu yemin ederim." Eda haliyle anlattıklarımı anlamaya çalışıyordu.
"Alin'e sormadım ama Güral soyadı. Abisi var. Adanalı. Ve abisi bu şehirde görev yapıyor. Sence Hakkari de kaç tane soyadı Güral olan, Adanalı, asker bir abi vardır Eda?"
"Doğru. Doğru da Ali Kağan'a söyledin mi sen Alin'i?"
"Bence karışmamalıyım. Yani Alin arıyor abisini. Yardım teklif ettiğimde daha fazla yük olmamak için kabul etmemiştir. Ama Alin'e söyleyecem. Ali Kağan'ın karşısına o çıkmak ister ya da istemez bu Alin'in kararı. Ali Kağan'a gidipte kardeşin gelmiş diyemem." dedim sıkıntıyla.
"Yani bilemedim. Ben olsam söylerdim heralde." Dedi Eda da.
"Eda empati yapıyorum. Abisiyle senelerdir görüşmemiş bir kız abisini aramaya kilometrelerce öteye geliyor. Annem mesela. Gitsem yanına ben başkasının söylemesini istemem o kadına. Çıkacaksam karşısına ben karar veririm buna. Başkasının karışmasını istemem."
"Haklısın yani ben o yönden bakmamıştım hiç. Sen nasılsın? Yani Ali Kağan komutanımla nasıl gidiyor?"
"Garip hissediyorum. Hayatımda abimden sonra birine asla yer vermemişken o farklı ama bilemiyorum. Bir gülüşü var Eda. Huzurlu hissediyorum. Yanında mutlu oluyorum. Çok güzel biri. Huzur veriyor yani ya."
"Belli baksana adını duyunca gülümsemeye başlıyorsun. Gözlerinin içi parlıyor." Eda'nın dedikleriyle farkettim yüzümdeki gülüşü.
"Peki Oğuz'un dedikleri? Yani orada çocuklar senin üzerine gelmesin diye bende üzerini kapattım ama sen dikkat et yine Bade. Bu tuğgeneralin ne yapacağı belli olmaz. Sana kafayı takmış durumda. Ben ondan her boku yemesini beklerim." tekrar konuştuğunda sıkıntıyla nefes aldım.
"Geçen Mustafa komutan diye biri aradı ama konuşmalarını duymadım. Ama Ali Kağan bu. Mert adam Yüzbaşı. Öyle bir şeyi Mustafa komutan yapsa o yapmaz." dedim emin şekilde.
"Yani öyle komutanımız ama üstlerden emir gelse yapmak zorunda kalsa yapmaz mı onu bilemem? Sen olsan emir dahi gelse yapmaz mısın?" dedi Eda merakla yüzüme bakarken.
"Yapmam Eda. Biz Türk askeriyiz. Fare gibi arkadan dolaşmayız. Onu bırak Ali Kağan'la bir yola girdik. Öyle bir emir gelse bile savunmamı yazar çekilirim."
"Ya savunmayla bitmez, emre itaatsizliktek dilekçe gelirse?"
"Felaket tellalı mısın Eda? Ayrıca o kadar dilekçem var ki emin ol o da gelse birşey olmaz der geçerim."
"Ya Ali Kağan komutan öyle demezse?"
"Senin Alper'le nasıl gidiyor?" diyerek son sorusunu duymazdan geldim. O da zaten elindeki telefondan yazışıyordu biriyle.
"Mesajlaşıyoruz. Hatta bak yazmış. Çay içmeye çıkalım dışarı diye. Ben çıkıyorum Bade. Seni ekmiş olmam umarım. Bu fırsat kolay gelmiyor bana." diyerek sevinçle kalktı yerinden.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
POYRAZ
RomanceGözlerimi kapatmamak için güç sarfetmiyordum. Hayata tutunmak için bir çaba göstermiyordum. Sağımda bekleyen bedenin yere yığılması ve silah seslerinin çoğalmasıyla gülümsedim. Biz Türk'tük. Yeri gelince Koca Seyit olur 215 kilo mermi taşırız, yer...
