19- Paparazziler

11 5 22
                                    

Jack'in bakış açısı:

Hayır, bu Carmen falan değildi. Korkmayın.
Yanardönerli bir zırha sahip, su yeşili gözleri olan, beyaz saçlı bir kadın dikiliyordu karşımızda. Yaşça bizden çok büyüktü. Kılıcını çıkardı ve üzerimize doğru atladı.
Rocky, kadının kolunu kavradı, tam pençelerini geçirecekken bir saldırı daha geleceğini hissetti ve geri çekildi. Bende o sıra kıskaçlarımı kullandım, kadının ruhunu emecektim ki kılıcıyla kesti kıskaçlarımı.
"Bu o." dedi sakince Chasity. "Bizi öldüren manyak."
Ethern hızlıca kılıcı kadının elinden kaptı. Rocky de kadını tuttu...

                               ☆☆☆

"Haah. Haaa..." dedi Ethern, nefes nefese.
"Nasıl temizleyeceğiz burayı?"
"Temizlemeyeceğiz. O bize aynısını yaptığında temizlememişti."
Chasity bana ve Rocky'ye baktı, "Biz gidiyoruz." dedikten sonra diğer arkadaşlarına çevirdi gözlerini. "Görüşürüz."
"Görüşürüz."
"Sanırım biz de gitmeliyiz." dedim usulca.   "Sonra görüşürüz."
"Güle güle."
Arkamızı döndük, "Uçurayım mı seni?" dedi Rocky, gülümseyerek.
Sırıttım. "Uçur beni havalara."
"Memnuniyeeeetle!" dedi ve beni kollarına alarak (Aman tanrım!) kanatlarını çırpmaya başladı.
"Jack-o, tüylerin dökülüyor hep. Baksana, kanatlarım beyaz olmuş tüylerinden. Artık nasıl sıçradıysa oraya kadar..."
"Mevsim geçişinden oluyor."
Güldü, "Taramaya üşeniyorum demiyor da. Neyse, geldik."
Otelin terasında yere indik.
"Saat 6 olacak. Birazdan uyanırlar."
"Uyandılar bile." dedi gülümseyerek kapıda duran Hannah.
"Sen burada mıydın?"
"Rocky konunca geldim."
Dorothy daldı içeri. "Nasıl geçti hastane, pisi pisiler?"
Saçlarımı düzelttim. "Katliam."
Şaşkın bir ifade vardı Dorothy'nin yüzünde. "Ama mutlu gibisiniz."
"Yanımda bu varken mutsuz olamıyorum ki ben." dedim Rocky'ye bakarak.

Dorothy yine o meşhur kahkahasıyla (Domuz sesi çıkartarak.) güldü. "Ayyyy, yerim siziiii!"
"İstediği şey olunca pek bir seviniyor." dedi Hannah.
"Tabii, aslanım. Muhahaaahhahaha!"

                               ☆☆☆

Herkes uyandıktan sonra toparlanıp sıradaki hamlemizin ne olacağını düşünmeye başladık kara kara.
Dorothy zıpladı, "Güçlerinizi birleştirsenize!"
"Haklı." diye doğruladı Sophia. "Ayrıca savaşırken güçlerinizi birleştirdiğinizi hiç görmedim ben."
"Güç birleştirmek zaman alıyor. O yüzden."
"Ee, planlı saldırılarda beden birleştirmiyordunuz peki?"
"Onu sorma..."
"Kalk, kalk!"
"Ayyy, öfff." dedim ve yavaşça ayağa kalktım.
"Hepiniz birleştirin güçlerinizi. Belki de yanarlıdönerli bir şey çıkar ortaya!" dedi Dorothy, ellerini çırparak.
"İki güç birleşebiliyor sadece."
"Hadi ya..."
"Ayıp olmasın ama ben nasıl güçler elde ettiğimizi bile hatırlamıyorum."
"Ben hatırlıyorum galiba. Felix ve Jack'in onarma özelliği, benim ve Felix'in çekim gücü kuvvetli olan bir kara delik açma özelliği vardı..." dedi Wolfy.
"Jack ve ben birleştirmemiştik diye hatırlıyorum." dedi Carol.
"Evet."
Yanıma geldi ve bembeyaz eliyle kolumu tuttu. Mavi kıvılcımlar çıkıyordu.
"Kıskaçların, ateşle kaplandı." Gerçekten, kıskaçlarım masmavi bir ateşle kaplanmıştı.
"Acaba ateş atabiliyor muyum?" diye bir soru takıldı aklıma. Carol'a döndüm, "Senin üstünde deneyeceğim."
"Ateşlere mi vereceksin beni?" dedi Carol, sırıtarak.
"Ateşlinin mekanı ateştir."
Carol, kıkıradı.
Onun kolunu kıskaçlarımla sardım. Gerçekten de ateş çıkıyordu, hemde mavi!
"Bu çok iyiymiş!"
Bir anda silah sesleri ve çığlıklar koptu.
"Ne," dedi Hannah, "Bir bu eksikti."
"Meydandan geldi!" dedi ve fırladı Felix. "Kalk, kalk, kalk, kalk!"
"Hay anasını ya..."
Rocky ve Rachel uçtu hemen. Biz de koşmaya başladık.
"Felaket burası."
"Yirmi, yirmi beş tane serseri var. Etrafa sıkıyorlar, birkaç kişiyi de rehin almışlar."
"Sen önden git," dedi Rachel abisine. "Benden daha hızlı uçuyorsun."
Meydana geldik en sonunda koşa koşa. 
Rocky, serserilerden birini kaptı ve havaya yükseldi, adamlar şoka uğradı. Hepsi Rocky'ye baktı. İçlerinden birini göz temasıyla öldürdü ve havada çırpınan adama baktı Rocky. "Yürü be koçççum!" diye bağırdı ve çay fırlatır gibi fırlattı adamı yere doğru.
Rachel da arkadan gelip şaşkın adamları bir güzel yaktı kuyruğundan çıkan ateşle. Tabii adamlar boş durmadı, silahlarıyla taramaya başladılar. İçlerinden birkaçı rehinelere doğrulttu silahını. Tam onlara sıkıyorlardı ki...
Wolfy onlardan önce davrandı ve vurdu birini. Felix de rehinelerin etrafına kalkan açmıştı. Sonra yere hızlıca bir ışın gönderdi.
"Şunlara yeni kıskaçlarımı göstereyim..." dedim ve görünmez oldum. Kıskaçlarımdaki ateş görünüyordu, ama adamlar bunu fark etmedi.
İçlerinden birini mis gibi yakıverdim.
Dorothy kendi klonunu yarattı. Klon gizlice serserilerden birine yanaşarak, "Ben Volkan Konak." diye fısıldadı. Adam korku dolu gözlerle arkasına baktı ve klon ona Enes Batur gibi kafa attı.
Çevredeki insanlar da gaza gelmişti. Serserilere tekme tokat girdiler, dövüp bize yolluyorlardı öldürelim diye. Kaçan insanlar da şaşkınlıkla meydana geri dönmeye başlıyordu.

Polis de geldi en sonunda, onlar geldikten birkaç saniye sonra ortalık temizlenmişti. Herkesin gözü bizim üzerimizdeydi şimdi.
Tezahürat etmeye başladı insanlar, polis de dahil.
"Vu HUUUUU!"
"Adamsınıııız!"
Bize yaklaştılar, övüyorlardı, teşekkür ediyorlardı, fotoğraf çekinmeye çalışan bile vardı.
Süslü püslü bir teyze, Carol'u yakalamıştı.
"Teyzeciğim, bırakır mısın lütfen..." dedi Carol, kolunu yaşlı kadından kurtarmaya çalışırken.
"Kaslara bak, oy, oy! Alayım mı seni kızıma?"
"Ne kızı teyze ya." dedi ve hafiften uzaklaşmaya başladı teyzeden.
"Dur, nereye yeğenim? Seni instoşa atayım da eltim görüp kıskansın." dedi yaşlı kadın. Son cümlesini söylerken yüzünü buruşturmuştu.  "Ayh, midem bulandı be elti diyince."
"Teyze, bırak beni!" dedi ve teyzeyi iterek kaçtı Carol. Bu sefer de bir amca yakaladı gariban Carol'u.
"Seni oğluma alacağım."
Carol, başını yukarı kaldırdı ve isyankâr bir şekilde bağırdı. "Gidin Rocky'yi alın, lan!"

Rachel polislerle konuşuyordu o sıra.
"Ben de polis olmak istiyorum." dedi gülümseyerek.
"Ne güzel!" diye cevapladı kadın polis.
"Şu an olman gerekmez mi zaten?" dedi bir diğer polis.
"15 yaşındayım." dedi Rachel, polise gülerek. 
Adam şaşırmıştı, "Kendini genç gösterme gücün falan mı var?"
"Bizim boyumuz uzun genetik olarak." dedi ve arkasını döndü Rachel, gözleriyle Rocky'yi aradı.  Birkaç kişiye imza vermekle meşguldü abisi.
"Şu beyaz çita da benim abim." polislere döndü yine. "Ondan da uzunum ben."
Polis kadın güldü, "Söylemesen abin olduğunu bile anlamayacaktım. Şu beyazlı çocuğa daha çok benziyor abin."
Rachel, gülümsemeye devam etti ve ellerini göğüsünde kavuşturdu. "Evet," dedi. Polislere kendinden emin bir şekilde sırıttı. "Ama kişilik olarak bana benziyor daha çok."
Wolfy'nin saçlarıyla oynayanlar, Felix'in kollarındaki kasları sıkanlar, Sophia'nın tarzına hayran kalanlar, Hannah ve Dorothy ile dans edenler, Rocky'den imza alanlar, Carol'u salmayanlar, ve son olarak Violet'i seven genç kızlar...
"Çok tatlı!"
"Yaaa!" gibi şeyler diyerek yanaklarını sıkıyorlardı Violet'in.

Bana gelecek olursak... Bütün anneler bana dadanmıştı.
"Yavrum, sen kaç yaşındasın?"
"Bebek daha bu!"
"Sıkıştırma çocuğu!"
"Yavrum, annen nerede senin? Bu yaşta buralarda olmamalısın!"
"Nazar değmesin kuzuma!"
Az önce Carol'u sıkıştıran teyze de benim yanımdaydı. "Şu güzelliğe bak, bebek torunuma alayım mı seni?"

Hayır.

"Yavrum, ayakkabı numaran kaç?"
"Şu kediyle fotoğraf çektiremedim, bari seninle çektireyim, çocuğum!"
İşte buna sessiz kalamadım. "HAYIR." diye kükredim ve görünmez olarak Carol'u kurtarmaya gittim. Kolundan tutup sürüklemeye başladım onu. Rocky de bunalmış olacak ki kanatlarını çırpıyordu havada.
"Beni de alın!" dedi ve yanımıza koştu Wolfy. Sonra Felix de geldi; sonra Sophia, Violet, Hannah... Sadece Rachel ve Dorothy hallerinden memnundu.

Bir şekilde onları da aldık ve uzaklaştık meydandan.
"O neydi ya!"
"Bütün yaşlılar bana toplandı resmen. Yok seni oğluma alacağım, yok seni kızıma alacağım... Seni evcil traksüeküelvestime alacağım diyen olsaydı hiç şaşırmayacaktım!"
"Beni de ilkokul çocuğu sandılar." dedim yanıt olarak.
"Ben memnundum halimden." dedi Rachel, ellerini başının arkasında birleştirmişti.
"Ben de. Ne güzel dans ediyordum!"
"Ne güzel, başımıza bela aldık. Sosyal medyaya yayılmıştır görüntülerimiz. Artık insanlar da sıkıntı yaratacak bize."
"Cadıların da lehine oldu bu." dedi Carol rahatsız bir yüz ifadesiyle.
"Off, bu ne ya..."
"Şöyle düşünün, insanlar artık bizim varlığımızın farkında ve bize güveniyorlar." dedi Sophia, "Yardımları dokunabilir."
"Ama yine de insanlar, Sophia. Güç sahibi değiller. Bir yere kadar yardım edebilirler sadece."
"...Ayrıca en ufak bir hatada bittik. Ünlü olmak böyle bir şey, ne yazık ki."
"Olsun!" dedi Dorothy, sevinçle.
"Ne demek 'olsun'?"
"Ünlü olduk." dedi ve arkasını döndü Dorothy,"Umutlarımızı yitirmeye de gerek yok ki zaten."
"Haklı." dedi ve gülümseyerek iç geçirdi Rocky. "Ne yapalım artık, bizi destekleyenler olacak en azından."
"Değil miiiiii?" dedi Dorothy, göz ucuyla bize bakarak. "Hadi, gelin!" dedi ve hoplaya zıplaya gitmeye başladı.
"Liderliği almana izin vermeyeceğim!" dedi ve ayağındaki topuklu botları aldırış etmeden hızlı hızlı yürümeye başladı Rocky. 

Topuklu botlarla ayakları acımıyor mu hiç acaba?

Hopes N' Dreams / Umutlar ve HayallerHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin