16. Bölüm.
Gecikme için özür dilerim, bazı sebeplerim vardı. Umarım bölümü beğenirsiniz sizi seviyorum kendinize çok dikkat edin. Yarın görüşmek dileğiyle...
Ateş Kılıç
''Okuduğun şey çok saçma, her şey her zaman güzel olmaz abi.” Çatık kaşlarının arkasından ona okuduğum şeyi eleştiriyordu, henüz dokuz yaşındaydı ve ona çocuklar için her şeyin çok güzel olması gerektiğini anlatan bir kitap okuyordum, bu kadar kızmasına şaşırsam da gülerek omuzumdaki başına bir öpücük kondurdum.
''Senin için her şey her zaman güzel olmak zorunda Lâl''
Yıllar önce ilk kendimi sonra Lâli kandırmıştım, onun için her şey her zaman güzel olmak zorundaydı evet kandırdığım kısım burası değildi burada yanlış olan tek bir şey dahi yoktu ben onun için her şey her zaman güzel sanıyordum. Kanan Lâl değildi kanan bendim ve beni kandıran Lâldi. Mutlu bir ailesi var sanıyorum. Onu çok seven bir annesi, onu her zaman koruyacak bir babası ve ne olursa olsun yanında olacak bir abisi. O bunların hiçbirine sahip değildi. O yıllarca beni buna bir şekilde inandırmıştı, mutluyum diyordu hep mutluymuş gibi davranmıştı. Onun mutluluğuyla yıllardır huzur içinde yatıyordum o dört duvar arasında, o mutlu diye rahat rahat katlanıyordum her şeye.
Bende ise durumlar tam tersi şekilleniyordu, benim beni çok seven bir annem, beni her zaman koruyacak bir babam ve ne olursa olsun yanımda olacak bir kız kardeşim vardı. Bunu hak ediyor muydum? Bunu hiçbir zaman hak etmemiştim.
İlk yıllarda 3 kişilik bir hayatım vardı,
Ben vardım, önceliğim bu zamana kadar hep kendi isteklerimi başa koymak olmuştu. Aklıma bir şey koyar daha sonra bütün zamanımı onu gerçekleştirmek için harcardım, kimsenin fikri değildi önemli olan benim ne istediğimdi. Üç kişilik hayatımın en önemli etkeni hep benim isteklerimdi. Annem vardı sonra, benim ilk aşkım. Ona zarar veren her şeyin karşısında ilk ben dururdum. Dünyalar güzeli bir kadındı, kalbi de en az yüzü kadar güzel bir kadındı. Severdi beni en az benim onu sevdiğim kadar. İstediğim şeyler için kapısına gittiğim tek kişiydi, fikrimden dönmez ama onun fikri olumsuzsa onu fikrinden döndürmeden bir işe girişmezdim. Sonra babam, bir erkek çocuğu olarak bir babayı kahraman edinebilmek bana bu dünyada bahşedilen en muazzam şeydi. Ne olursa olsun arkamda babam var diyebilmek bir sorun olduğunda ilk ona koşmak beni herkesten bir sıfır önde başlatıyordu.
Sonra o geldi, Lâl. O hayatıma girdiği andan beri benim için benden daha değerliydi, ben değildim önemli olan artık benim isteklerim değildi önemli olan, tek önemli olan Lâldi o bir kez fazla gülsün diye istediğim her şeyi bırakır son nefesimi onun için verebilirdim. O hepsinden her şeyden fazlaydı.
Galiba onu anlatmak istesem fazla diye başlardım lafıma, bana fazlaydı. Anneme babama bu dünyaya fazla bir insandı. Kusursuz bir güzelliği kendi fark etmese de müthiş bir zekâsı vardı. Ama onu fazla kılan şey bunlar değildi, onu fazla kılan şey yıllar da geçse asla kirlenmeyen kalbiydi. O benim üç kişilikken dört kişilik olan hayatımın dört kişisi olabilecek bir insandı, o benim hayatımın olmazsa olmazı, olmazsa olmayacağım kişisiydi. Lâl bu hayatta bütün güzellikleri hak eden tek kişiydi. Onun yanında benim bir önemim yoktu, isteklerimin düşündüklerimin hiçbir önemi yoktu. Lâlin doğrusu doğrum yanlışı tamamen yanlışımdı. Ben yoksam bile Lâl vardı ama Lâl yoksa ben yoktum bu hayatta. Tek sözüyle bütün dünyayı karşıma almaktan korkmayacağım tek insandı. Kim olursa olsun biri Lâlin karşısındaysa benim de karşımdaydı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
LÂL
Fiction GénéraleGerçek aile hikayesi. Klasik demek istemiyorum ama galiba klasik, bu kurguyu o kadar çok okudum ki. Bir an karşıma çıktı ve bir anda nerdeyse yazılanların tamamını okudum. Aşırı sarıyor ve yazmak istedim. Daha fazla uzatmadan geçelim o zaman hanımla...
