²¹

1.2K 82 30
                                        

Birkaç gün önce, birkaç hafta önce, birkaç yıl önce dünyadan silinip giden milyonlarca kişiden biri olmak üzereydim. Hayatım boyunca rahat bir nefes almaya fırsat bulamadan nefesimin kesileceği anı bekliyordum. Ben Lâl, bugün yedi yaşımdayım. Ben Lâl, bugün biyolojik anlamda ölümümü izliyorum.  

Geçtiğimiz on yılda değişen bir şeyler olduğunu fark etmiştim bunları izlerken. Babam yoktu bana zarar vermiyordu, annemi de göremiyordum o yine susardı ama bu sefer çığlık da atmıyordum. Bugün benim acı çekmemi izleyen insanlar yoktu, benim ölmemem için çabalayan birileri vardı yanımda, kim olduğunu bilmiyordum ama 'abim' diyordu bana, 'bu sefer olmaz, bu kez yenilemem' diye haykırıyordu. Arabanın içinde başka biri daha vardı, oldukça stresli görünüyordu. Gülümsedim kendi kendime, benim için endişeli gibiydi, benim için kimse endişelenmezdi.  

Gözlerim yavaşça ağlayarak serum takmaya çalışan adamın kucağına kaydı. Ben yatıyordum kucağında, bembeyaz bir tenim vardı, yine her yerim kan olmuştu. Kafamı azıcık sağa eğip kıyafetlerine baktım. Beyaz giymiştim yine, kana bulanacağım her gün hissediyor gibi beyaz giyinirdim ben, yedi yaşımda da on yedi yaşımda da beyaz giyiyordum, ben her zaman kana bulanıyordum.  

Ben yatan kızı incelerken arkadaki adamın bir haykırışı daha doldu kulaklarıma, saçma sapan tepkisine baktım dik dik, ölüyordum ama saçma olan bu değildi saçma olan bu kadar üzülmesiydi. Beni neden bu yaşımda sevmemişti de o yaşımı beklemişti ki? Çok mu sevimsiz bir çocuktum? Şimdi de ölüyordum işte, değmiş miydi bu kadar beklediğine? Beni yedi yaşımdayken sevse belki ölen bedenimi kıskanarak izlemezdim onları. Benim için bu kadar ağlasa belki kucağında yatan kıza yaşaması için yalvarırdım. Beni neden sevmemişti de şimdi ölen kızı seviyordu bu adam? 

Araba sarsılarak bir yerde durduğunda iki adamın da aceleyle aşağı indiğini gördüm, biri kucağına beni almış hastaneye koşuyor diğeri 'doktor' diye bağırıp duruyordu. Nefret ettim ikisinden de ikisi de çok geç kalmışlardı. Onları takip ettim, onların koşarak girdiği hastaneye ben yavaş yavaş girdim. Kimseyi tanımıyordum, benim için ağlayan bir sürü insan olduğunu gördüm ama kimseyi tanımıyordum. Kimdi bunlar? Gerçekten çoktan ölmüş olabileceğimi düşündüm, belki de gördüklerim diğer dünyada Allah'ın bana vereceği şeylerdi. Gördüğüm şeylere daha fazla tahammül edemediğimi hissettim, az önce yavaş yavaş girdiğim hastaneden koşarak uzaklaştım. Evimin önündeki kaldırımı buldum, üzerimdeki beyaz elbiseyi kibirli bir havayla düzeltip kaldırımın ortasına çöktüm yine. Babam bana burada beklememi söylemişti, beni burada bulamazsa canımı yakardı...  

...  

Benim bile bana tahammülüm yokken başka insanlardan şefkat beklemek benim hatamdı, ben bile benden nefret ederken başkasının beni seveceğine inanmak bunun için çabalamak acizlikten başka bir şey değildi. Ben kendimi bildim bileli aciz bir insandım ama bunu ilk defa itiraf ediyordum kendime. Kendimi sevdiğimi düşünerek kendini kandıran bir acizden daha ötesine gidememiştim.  

Şimdi bir yoğun bakım odasında kendimi hiç sevemediğimi fark ediyordum, sağırlığım sona ermiş çevredeki sesleri duyabilecek hale gelmiştim. Ama uyanamıyordum, bunu istemiyordum da zaten. Gözlerim kapalı kaç gündür yattığımı anlamadığım sedyede ağrıyan sırtımla uzanıyordum. Şu ana kadar makine seslerinden başka bir şey duymamıştım. Kimse yanıma uğramamış kimse kontrole gelmemişti, ölmemi bekliyor olabilirlerdi, bende şu an sadece o anı bekliyordum. O ormanda yaşamak için gereksiz bir savaş vermiştim. Şimdi bundan hayli pişmandım, bu kadar uğraşmak gereksiz geliyordu düşününce.  

LÂLBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin