¹⁷

2.1K 99 98
                                        


Lâl 17. Bölüm, Yacaş yavaş sona geliyoruz buvaralar bölüm sıklığını azaltmış gibi oldum ama her şey çok üst üste geldi kusura bakmayın. Hastalıktan sonra derslerimi burayı toparlamaya çalışıyorum, umarım beğenirsiniz keyifli okumalar...

...

Kimim ben?  

Bu soruyu kendime ilk defa 7 yaşımda sormuştum. Ben kimim? O zamanlar oturduğum odanın içinde saatlerce bunu düşündüğümü hatırlıyorum. 'Lâlim' diye mırıldanmıştım. Lâl kim? Sorusuna ise o zamanlar verebilecek bir cevabım yoktu. Bir babanın prensesi değildim, bir annenin yavrusu, bir kızın en yakın arkadaşı ya da bir erkeğin sevgilisi olamamıştım. Bir abim vardı, bir abinin güzeliydim, bebeğiydim, kızıydım ama yine de Lâl kim? sorusunun cevabı değildi. Lâl hiç kimse gibi geliyordu bana o zamanlar. O günden sonra yaşadığım her gün bu sorunun cevabını aradım sessizce, ben kimim? Hâlâ da arıyordum. Bulamadığım cevaplar beni kendimden uzaklaştırsa da durmadan kim olabileceğimi düşünüyordum.  

Öncelikle hepinize merhaba, ben Lâl. Çoğu zaman görünmez, bağırsa da sesini duymadığınız, susmaya mecbur bırakılmış sessiz sakin bir kız çocuğu. Şimdi ise karşımda yıllarca sustuğumu fark etmemiş abim oturuyordu. Gözlerini üzerime dikmiş, yıllarca bağırdığım şeyleri bu sefer anlatmam için o bana yalvarıyordu. "Ben gittikten sonra mı başladı?" Konuşmam için sorduğu üçüncü soruydu bu, hepsine susarak karşılık vermiştim ama bu çözüm olmuyordu anladığım kadarıyla. Evdeki herkes benim konuşmamı bekliyorlardı.  

"Hayır. " kısa cevabımın abimi biraz daha sinirlendirdiğini gördüm, ben anlatmadıkça daha da geriliyordu bedeni. "Sen varken, sen yokken, çoğu zaman senin gözünün önünde, bazen bambaşka insanların yanında." Boş bakışlarım kan çanağı gözlerine odaklandı. "Onlar bunu saklamıyorlardı, sadece siz görmek istemiyordunuz o kadar.  

Abimi mi suçluyordum? Bu zamana kadar abime hep minnet duymuştum, şu an ise hissettiğim sinir o minnet duygusunu söküp atıyordu. Hakkım var mıydı ona karşı böyle hissetmeye? Ediz'in öfkeli bakışlarının abimin üzerinde dolandığını gördüm, hakkı var mıydı ona böyle bakmaya? Alayla güldüm ona. Bu bakışlarını bana çevirmesine yardımcı olmuştu. "Ateş Kılıç'ın önünde ve Civan ailesinin önünde. " Diye bir parantez açtım cümleme, yemek masasında beni tehdit ettiğinde görmeyen duymayan onlardı.  

Ateş abim zorlukla derin bir nefes aldı "Hatırladığın ilk gün?" Benim laf sokmalarımı umursamadan yeni bir soru sorduğumda bakışlarım tekrar Ateş abime kitlendi. "Günü net bir şekilde hatırlamıyorum, aklımda kalan tek bir şey var. " Abim sorgu dolu yüzüyle baktı gözlerimin içine. Anlatmak istemediğimi görüyordu, buna rağmen ısrarlıydı bakışları, bu beni biraz daha sinirlendirdi. 

 "Sen okuldan geldiğin bir akşam öğretmenin sana cetvel ile vurduğundan bahsetmiştin." O hatırlamayabilirdi, hep yaramazlık yapar hep cetvel yerdi çünkü. "O gün Tarık’ın da Yaseminin de ne kadar sinirlendiğini Yaseminin defalarca senin avucuna öpücük kondurduğunu hatırlıyorum." Alayla güldüm, "Onun sabahında Tarık beni saçımdan sürükleyerek sokağın ortasına atmış ayağındaki kunduralarla yerden destek almaya çalışan ellerimi ezmişti. "  

Bunu yapmak istemiyordum, bunu yapmaya devam edersem ona tavır alırdım ki şimdiden bu olmaya başlamıştı bile. "Sen daha 5 yaşındaydın?" Diye dehşetle mırıldandı abim. Hatırlamasının sebebi annesinin bıkmadan avucuna öpücük kondurmasıydı, ben canım çok yandığı için unutmamıştım. "Ulan daha beş yaşındaydın." Onun karşımda kendini suçlaması beni biraz daha gerdi. Abim lisedeydi o zamanlar ve kızların önünde cetvel yemek erkeklik gururuna zarar vermişti onun canı bile yanmamıştı ki. Benim gurur kelimesinden bile haberim yoktu o yaşlarda.  

LÂLBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin