¹⁹

1.3K 102 71
                                        

19. Bölüm

.....

Mutluluğun süresi olur muydu? Bir insan mutsuz olana kadar anlamıyordu bunu, keyfi yerindeyse dünyadaki bütün olumsuzluklardan uzaklaşıp kendini hissettiği şeylerin güzelliğine veriyordu. Ben öyle değildim, hayatım boyunca hiçbir mutluluğumun sonsuz olduğunu düşünüp kendimi tamamen ona bırakan bir insan olamamıştım. Bugün mutluysam yarın olamayacağımın düşüncesiyle yaşamıştım hep. Bugün güzel şeyler oluyorsa yarın tam tersi olmak zorunda gibiydi. 

Mutsuz olacağımı biliyordum çoğu zaman ama bunun nereden geleceğini anlamakla alakalı büyük sıkıntılarım vardı. Mesela yine tahmin etmiştim bir bokluk olacağını ama buna en yakınım saydığım insanların sebep olacağını kestirememiştim. Yeşim, Tarık ya da Yasemin bir şey yapar diye düşünmüştüm. Ediz'in bu kadar öfkelenip bir anda beni hiç saymasını beklemiyordum. Küçükken de abimin hapse girmesini beklemiyordum zaten, dediğim gibi mutsuzluğun geleceğini biliyordum ama nereden geleceğini anlamakla alakalı bazı sıkıntılarım vardı. 

Ateş abimin söyledikleri, beni götürmek istemesi ortamda öfkeli bir sessizliğe neden olmuştu. Arda bizi izlediği yerden hızla ayaklanmış seslerimize evdeki diğer üyeler de aşağı inmişti. Ediz ise sakinleşmek yerine daha da beter bir hâl almıştı. Her an Ateş abimin üzerine yürüyebilecek gibi duruyordu. 

"Ne dedin sen?" Ateş abim Ediz'e cevap vermedi, gözleri hâlâ benim üzerimde benim harekete geçmemi bekliyordu. "Hadi güzelim." diye mırıldandı Ateş abim, sesi biraz öncekine kıyasla daha sakin çıkmıştı. Dediğine ufak bir tebessüm ettim, gitmem gerekiyorsa giderdim. En ufak şeyde benim bu kadar üzerime gelinecekse Ateş abimle yaşamayı yeğlerdim. Salondakilerin şaşkınlığını görmezden gelerek merdivenlere yöneldim ama yine Ediz'in gür sesi adımlarımın kesilmesine neden olmuştu. "Lâl hiçbir yere gitmiyor Ateş, sen istiyorsan kapı orada." Bu sefer bağırmamıştı ama sakin de değildi, onu tanımayan herkes -buna ben de dahil- şu an Ateş abimi öldürmek üzere olduğunu düşünebilirdi. Benim bir yerde kalmam bu kadar önemli değildi, şu an Ediz'in tavrı da tamamen Ateş abime üstünlük göstermeye çalışmasındandı. "Kardeşimi burada bırakmayacağım Ediz." Ediz alayla güldü ona "kardeşimi nerede bıraktığını unutmuş gibisin Ateş." Kaşlarımı çattım onun söylediklerine. 

Abim beni bırakmamıştı, o beni bırakmazdı. Gitmek zorunda kalmıştı ve gitmişti, bundan sonra bir yere gitmeyeceğini biliyordum. Her kızdığında böyle bel altı vurmasına gerek var mıydı? Sanki tek suçlu Ateş abim gibi davranılması şart mıydı? Bu hikâyede suçsuz biri o da şüphesiz Ateş abim olurdu ama Ediz'in gözlerindeki ifade bunun tam tersini yansıtıyordu, tek suç onda gibi değil ama en büyük suçlu Ateş abim gibi bakıyordu ona. "Ediz." dedim kendime hâkim olamadığım bir öfkeyle, devamı gelmedi, Ediz'e karşı Ateş abimi savunmak istemiştim ama bunu yapamayarak sustum yine. Ufacık bir konuyu bu kadar büyütmek tamamen Ediz'in hatasıydı ama o hâlâ hata yaptığının farkında değil gibiydi. "Lâl benimle gelecek" tane tane konuştu Ateş abim. "Zaten başından beri hataydı onu buradan götürmemem."

Tahammül edemiyor gibi derin bir nefes aldı Ediz, konuşulacak şeylere daha fazla katlanamayacak patlayacak gibiydi. Yüzündeki siniri saklayamadan bir adım attı Ateş abimin üzerine, nefes aldım panikle, şu an o kadar büyük bir çıkmazda hissediyordum ki kendimi, bunu kendime bile açıklayamıyordum. Ne olursa olsun onların kavga etme ihtimali bile endişelenmeme neden olmuştu, ben ikisiyle de barışırdım ama iki taraf birbirine kurulursa onları tekrar toplamam oldukça zor olurdu. Harun, Ediz'in devam etmesine izin vermeden onun önüne geçti. 

"Harun Lâli odasına götür." Ediz'in sesi hâlâ önünde duran Harun'u harekete geçirirken kafamı olumsuz anlamda sallayarak reddettim onu, aklı varsa bana zorla bir şey yaptırmaya çalışmazdı ki Harun'un duraksayan bedeni aklı olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Biraz bekledim olduğum yerde, düşünmeye çalıştım. Ediz'in yaptığı şeye asla hak vermesem de toplanamayacak bir şey değildi, küçük bir sinir anına verip onunla eskisi gibi olurdum. Ben insanları affetmekle ilgili bir problem yaşamıyordum, ama konu Ediz'e kırgınlığım değil Ateş abimin gidelim demesiydi. Ben Ateş abim için neredeysem o da benim için oradaydı, o benim için ailesini karşısına alıyorsa bende onun için bunu yapabilmeliydim. 

LÂLBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin