2.4

3 0 0
                                        

Otobüs camından dışarı bakarken, onun gözleri kaldı aklımda. Sessizliğinde bile huzur vardı. Kalabalığın ortasında bile o yanıma gelince, dünya susuyordu sanki.

Yol boyunca içimden geçenleri bastıramadım, kalbim usul usul onun ismini fısıldıyordu. “Barlas...” dedim sessizce. Dudaklarımda onun ismi, kalbimde onun izi vardı.

Okula varınca kalabalığa karıştım, ama içimde onunla geçirdiğim sabahın tatlı telaşı kaldı. Gün içinde dersleri dinlemeye çalıştım ama aklım hep ondaydı. Acaba ne yapıyor? Şimdi ne düşünüyor?

Öğle arasında telefonumu aldım elime. Onunla konuşmak istedim ama "çok mu özlediğimi belli ederim?" diye düşündüm. Sonra gülümsedim, çünkü onun da beni düşündüğünü hissediyordum.

Tam mesaj atacaktım ki, ekranımda bir bildirim belirdi.

• "Çok sıkıldım. Sesini duymak istedim."

İçimden bir çığlık koptu, ama dışarıya sadece küçük bir gülümseme yansıdı.

° "Ben de seni düşündüm, aynı anda birbirimizi düşünmemiz normal mi?"

• "Demek ki kalplerimiz aynı frekansta, güzel kadın."

° "Güzel kadın dedikçe utanıyorum ya..."

• "Utanma. Çünkü sen sadece güzel bir kadın değil, aynı zamanda güzel kalpli birisin."

Bir anlığına her şey durdu. Bu kadar içten sözleri birinin bana söylemesi... Kalbim minnetle doldu.

° "Seninle konuşmak... iyi geliyor. Sanki sesinle kalbime su serpilmiş gibi."

• "Ben de senin sesinle huzur buluyorum. Akşam görüşelim mi biraz yürüyüş yaparız belki?"

° "Olur. Hem yürüyüş hem sohbet... kulağa çok güzel geliyor."

Gün, onunla konuşmanın verdiği sıcaklıkla daha hızlı geçti. Akşam olduğunda heyecanla hazırlanıp onunla buluşmaya gittim.

Onu uzaktan gördüğümde kalbim tekrar delice çarpmaya başladı. Üzerinde sade bir tişört ve jean vardı ama bana göre, o hâliyle bile bir yıldız gibiydi.

Yanıma geldi, göz göze geldik. Gülümsedi.

"Merhaba."

° "Merhaba Barlas."

"Hazır mısın yürümeye?"

° "Senin yanındaysam her yere..."

İstanbul’un sokakları geceye sarılmışken biz yan yana yürüdük. Ay ışığı yüzüne vuruyor, ben ise bir şiirin içinde gibi hissediyordum kendimi.

Her adımda biraz daha yaklaştım ona, her susuşta biraz daha bağlandım.

Ve o an...

"Pera..." dedi yavaşça, durdu. "Sana bir şey söylemek istiyorum."

Yutkundum. Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi.

° "Söyle Barlas..."

"Sana karşı olan duygularım artık susturulamaz hâlde. Gözlerin, sesin, bakışların... Hepsi içime işlemiş. Sana... galiba... aşık oldum."

Gözlerim doldu. Sözleri kalbime indi, bir çiçek gibi açtı içimde umutlar.

° "Ben de sana..."

° "Ben de sana... her geçen gün biraz daha bağlanıyorum, Barlas."
Sesim titredi ama yüzümde istemsiz bir tebessüm vardı. Gözlerinin içine baktım, gözlerinde kaybolmaktan korkmadan.

O an aramızda kelimelere sığmayan bir sessizlik oldu. Ama o sessizlik bile güzeldi. Çünkü yanındaydım.

Barlas başını eğdi hafifçe, sonra tekrar yüzüme baktı.
"Sana bu kadar yakınken, yine de her defasında yeniden âşık oluyorum."

Elimi tuttu, parmaklarını parmaklarımın arasına geçirdi.
"Ellerin, yıllardır aradığım huzurun adresi gibi."

Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Dudaklarımda onun ismi, kalbimde yankılanan sesi vardı.
° "Bazen korkuyorum..." dedim usulca.
"Neden?"
° "Bu hisler gerçek olamayacak kadar güzel gibi geliyor."

Barlas, elimi biraz daha sıktı.
"Gerçek olan bir şey varsa, o da şu an senin yanımda oluşun. Geriye ne kaldı ki?"

Gülümsedim. Yıldızlar üstümüzde, sokak lambaları etrafımızda dans ediyordu sanki. Dünya sessizdi ama içimizde fırtınalar vardı.

° "Seninle yürümek bile başka, Barlas."
"Ben de seninle yaşlanmak istiyorum, Pera."

Bir anda zaman durdu sanki. Gözlerimiz buluştu, kalplerimiz konuştu. Ve o gece, ilk defa...
Barlas dudaklarıma doğru eğildi, ben gözlerimi kapattım.

Ve kalbimiz, aynı anda çarptı. Gerçekti. Baştan sona... içten ve tarifsiz bir aşktı bu.

Son Durak Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin