ás-12

83 16 1
                                        


---

Asaf, kendini yavaşça ve isteksizce o karanlık dünyaya çekilmiş bulmuştu. Başlangıçta sadece birkaç işin içine karışmıştı. O işler de, zorunluluktan yapılan küçük hırsızlıklar, birkaç borçlu adamı tehdit etmekten ibaretti. Ama zamanla, işler karmaşıklaştı. O karanlık dünyaya girdikçe, her şey daha büyük, daha tehlikeli hale geliyordu. Bir iş, onu başka bir işe, o iş de başka bir görevle tanıştırıyordu. O kadar ki, sonunda mafya dünyasında bir çetenin parçası oldu. Asaf, silahların, kaçakçılığın ve kanın hüküm sürdüğü bu yeraltı dünyasında kaybolan bir adam gibi hissetmeye başlamıştı.

İlk başlarda bir suçludan daha farklıydı. Kendi hayatını kurtarmak için görevler alıyordu. Ama zamanla, o görevler onu bir canavara dönüştürdü. Asaf, zorlu şartlar altında hayatta kalmak için her türlü yolu denedi. O karanlık yolda, öldürmek, soymak ve kaçmak gibi her türlü şeyin içinde buldu kendini. Ve her geçen gün, bir parçası daha kayboluyordu.

Mafyanın liderlerinden biri, Zeki, ona bir gün başka bir görev verdi. Asaf, Zeki’yi ilk gördüğünde, adamın ne kadar soğukkanlı ve korkutucu olduğunu fark etmişti. O, çevresindeki dünyayı yalnızca güç ve parayla yönetiyordu. Zeki, Asaf’a, “Defne’yi bulmanı istiyorum,” demişti. Asaf, derin bir nefes aldı. Defne. O isim, birkaç yıl öncesine kadar Asaf’ın hayatındaki her şey demekti. Ama o günlerden çok şey geçmişti. Defne kaybolduğunda, Asaf’ın gözleri her gece onu arayarak uyandı. O günden sonra Defne’nin kaybolması, Asaf’ın her şeyini değiştirdi. Hala o günün şokunu atlatamamışken, Zeki’nin bu emri Asaf’ı derinden sarsmıştı.

Defne’nin kaybolduğu günden beri, Asaf her türlü yolu denemiş, her türlü kaynağa başvurmuştu. Ama her şey bir yalan gibiydi. Defne bir gölge gibi kaybolmuştu. Asaf, onu bulabilmek için gece gündüz çalmadığı kapı, basmadığı sokak bırakmamıştı. Ama her seferinde elleri boş dönüyordu. Sonunda, bir şekilde kaybolan o kadının izini sürmeyi bırakmak zorunda kaldı. Ancak, Zeki’nin emriyle Asaf, yeniden Defne’nin peşine düşmeye karar verdi.

Bir gün, sabah saatlerinde, Asaf’ın telefonuna garip bir mesaj geldi. Mesajda, bir gazetecinin adı vardı. Bir internet sitesinin bağlantısını yollamıştı. Asaf, mesajı merakla açtı. Bir an duraksadı. Haber başlığına bakarken kalbi bir anda hızlanmaya başladı. “Defne öldü.”

Bunu okuduğunda, bütün dünya bir anda durdu. Sadece gözleri parladı. Derin bir nefes aldı ve ekranda yazanları tekrar okudu. Aynı başlık, aynı haber, onu ezip geçiyordu. Yavaşça haberi okumaya devam etti. Bir baskın sırasında hayatını kaybettiği yazıyordu. Baskın? Kimse, Defne’nin bu şekilde bir sonla karşılaşabileceğini tahmin etmemişti. Asaf’ın zihni bulandı.

Defne’nin ölüm haberi, Asaf’ı çığlıklarla sarsmıştı. Bir yanda yıllardır kaybolan kadını arayan bir adam, bir yanda yıllarca karşısına çıkmayı bekleyen kaybolmuş bir aşk vardı. Asaf, bu haberle birlikte, eskiye dair her şeyi yeniden hatırlamaya başladı. Geçmişin karanlık hatıraları, hafızasında derin izler bıraktı. Defne’nin bir zamanlar gülümseyen yüzü, şehre savrulmuş bir yaprak gibi uzaklaştı. Asaf, bu kadını hala sevip sevmediğini bilmediğini fark etti.

O an, yalnızca işlerin kötüye gittiğini hissetti. Defne’nin kaybolmasından sonra, kendini kaybetmişti. Mafyanın dünyasında, sevgisini ve kimliğini bulamadan, her geçen gün daha da derinlere çekildi. Ama ölüm haberi, bir çığlık gibi yankılandı.

Asaf, telefonunu yere koydu. Gözleri bulanık, kalbi ağır bir taş gibi göğsünde çarpıyordu. Defne, kaybolmuş ve şimdi ölmüştü. O, her zaman kaybolmuştu. Ama Asaf, bir şekilde onu bulmak için harcadığı yılların boşuna olduğunu düşündü. Hala hatırladığı tek şey, o eski, mutlu günlerin hayaliydi. Ama o günler, ne kadar çok denese de, geri gelmeyecekti.

---

Son Durak Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin