O an öylece durmuş, zamanın akışını unutmuştuk. Dudaklarımız buluşmuş, gecenin sessizliğinde kalplerimizin sesi yankılanmıştı. Ama ne yazık ki hayat her zaman bu huzurlu ânı sonsuz kılmazdı.
Arkamızdan gelen bir araba sesiyle irkildik. Sokağın köşesinde siyah camlı bir araç durmuştu. Barlas’ın gözleri kısıldı, eli hâlâ elimdeydi ama vücudu tetikteydi. Gözlerinden, bir şeylerin ters gittiğini anlamıştım.
"Barlas?" dedim endişeyle.
Gözlerini benden ayırmadan, fısıldar gibi konuştu.
"İçeri geçmemiz gerek Pera. Bu gece yalnız değiliz."
Sözlerindeki ciddiyet içime korku saldı. Az önce ellerini tutarken hissettiğim huzur, yerini belirsizliğe bırakmıştı. Sokağın sessizliğini motorun sesi bozuyordu, araç hareket etmiyor, sadece bekliyordu.
Barlas koluma girdi, beni hızlı adımlarla yakındaki apartmana doğru yönlendirdi. Gecenin o saatinde sokakta kimsecikler yoktu. Birlikte onun kaldığı daireye çıktık. Kapıyı kapatır kapatmaz sırtını yasladı, derin bir nefes aldı.
"Kimdi o?" diye sordum, sesim titriyordu.
Barlas birkaç saniye düşündü, sonra gözlerini bana çevirdi.
"Geçmişimden biri. Pek hayırlı bir misafir değil."
O anda bir şeyin farkına vardım. Barlas ne kadar nazik, ne kadar içten biri olsa da... bir sırrı vardı. Belki birden fazla.
Salonda sessizce otururken, bir anlık kararsızlıkla eline telefonunu aldı. Kısa bir mesaj yazdı, sonra bana döndü.
"Bu gece sen buradasın. Güvendesin. Ama ben birazdan çıkacağım."
Kafamı iki yana salladım. "Hayır, bu böyle olmaz. Bana söylemelisin. Ne dönüyor?"
Barlas, bir an sustu. Gözleri yere kaydı, sonra yeniden bana döndü.
"Pera, bazı şeyleri anlatmak için henüz erken... ama şunu bilmeni istiyorum. Ne yapıyorsam, seni korumak için yapıyorum."
Kapının önünde durmuş bana bakarken, gözlerinde bir ağırlık vardı. İçimdeki tüm korkuya rağmen ona güvenmek istiyordum.
"Eğer tehlikedeysen, yalnız başına gitme," dedim. "Beni yanında götür demiyorum ama… en azından yalnız olmadığını bileyim."
Barlas gülümsedi, elini yanağıma koydu.
"Senin gibi biri hayatıma girmişken, artık gerçekten yalnız hissetmiyorum."
Kapıyı kapatıp çıktı. Arkamdan kapanan kapının sesi içimde yankılandı. O gidince, saatler geçmek bilmedi. Dışarıda olup biteni tahmin edemiyordum ama kalbim onun için her saniye daha hızlı çarpıyordu.
Yaklaşık bir saat sonra telefonuma gelen tek bir mesajla her şey altüst oldu:
"Biraz gecikeceğim. Eğer sana bir şey olursa, yatak odasında gizli çekmecede bir anahtar var. O anahtar seni koruyacak."
Yutkundum. Kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. Hemen odaya koştum. Dolabı açtım, çekmeceyi kurcaladım ve sonunda küçük siyah bir anahtar buldum. Üzerinde “26B” yazıyordu.
Ne demekti bu? Bir kasa mı? Bir kapı mı? Belki de bir cevap...
Tam o anda kapı çaldı.
Donup kaldım.
Barlas değildi. O mesaj atmıştı ve dönmesi zaman alacaktı. Kapıya yaklaşırken, bir yandan telefona sarıldım. Barlas’a mesaj attım:
“Kapıda biri var. Açmalı mıyım?”
Cevap gelmeden bir ses duyuldu:
"Merhaba, Barlas burada mı?"
Kadın sesiydi. Tanıdık ama bir türlü çıkaramıyordum.
Kapı deliğinden baktım. Karşımda, Defne’ye inanılmaz benzeyen bir kadın duruyordu.
Gözlerim büyüdü. Bu... mümkün değildi.
Kapıyı yavaşça araladım.
"Sen... kimsin?" dedim.
Kadının gözleri doldu, yavaşça konuştu:
"Ben... Defne'nin ikiziyim. Barlas’a acil bir şey söylemem gerek."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Son Durak
Fiksi RemajaTehlike, ihanet ve sırlarla dolu bir dünyada, Unutulmuş Yankılar kaybolan bir aşkı, silinen hafızaları ve gerçeğin peşinden sürükleyen acımasız bir yolculuğu anlatan sürükleyici bir hikaye. Asaf'ın hayatı, karısı Defne, vahşi bir mafya baskınında öl...
