12 yıllık evlilik ve 11 yıllık babalık dürüst olması gerekirse yıllar önce sormuş olsanız Tony'nin kendi geleceğinde gördüğü bir durum değildi. Aslında bu kadar uzun yaşayacağını da tahmin etmiyordu ama hayat onun için sürprizlerle doluydu.
Sürprizlerin en güzellerinden biri minik prensesi (kulağında "baba bana öyle dememeni söylemiştim" diyen kızını duyabiliyordu.) ve asla onu bulacağını tahmin bile edemeyeceği hayatının aşkıydı.
Şirket ile sonunda bağları kesmenin yorgunluğu ve Avengers üssüne uğradıktan sonra üstüne çöken bitkinlikle anahtar deliğini bulmakta bile güçlük çekiyordu. Seslice esneyerek kırmızı kapıyı açtı ve özlediği evine adımını attı.
"Aşkım? Tony sen mi geldin?"
Çenesi yırtılacakmış gibi esnemesi bittiğinde kanepelerinde boylu boyunca uzanan kocasını görebilmişti. Elindeki kitabı ve burnunun ucuna yerleştirdiği gözlükleri ve boğuk sesi Tony'nin vücudunu ateşe vermeye yetiyordu.
"Metresini mi bekliyordun yoksa?" Steve mırıldanıp koltukta yan döndü ve başını eline dayadı. Tony mutfak tezgahına su içmek için ilerlediğinde kocasının göz devirdiğini hissedebiliyordu.
"Aslında evet. Eve girerken gördün mü diye soracaktım." Bir oyunu iki kişi oynayabilir. Tony bardağını kenara koyup ellerini tezgaha yerleştirip arkasına yaslandı. "Hmm, öyle mi? Nasıl birine benziyordu?"
Steve yüzündeki gizlemeye çalışıp beceremediği sırıtışla usul usul yerinden kalkıp kocasına yöneldi. "Böyle... senin gibi esmer, eşsiz bir bıyığı var..." Steve de ellerini tezgaha koyup Tony'i vücudu ve tezgah arasında sıkıştırdı. Tony bu adama bayılıyordu.
"Biraz kısa..."
"Steve yemin ederim üstüne atlarım."
Sarışın adam kahkahalar atarken Tony kaşlarını çatmış kızmaya çalışıyordu ama nafile. Karşısında gülüşüyle dünyasını aydınlatan kocası varken ne mümkün.
Tony eliyle Steve'in ağzını kapattı "Gülme!" Boşa bir çaba olsa da kocasının karnını yumrukladı, adam irkilmemişti bile. Utanç vericiydi.
Steve gülmeyi kestiğinde gözlerinin içinde hala neşe ışık saçıyordu. Tony'nin avucunu öpüp elini ağzından ayırdı. "Bitirmeme izin verseydin harika bir götü olduğunu söyleyecektim."
Tony Steve'in belini kavrayıp vücudunu kendine çekti. İstese dünyayı yerinden oynatacak bu süper asker Tony'nin en ufak hareketiyle mum gibi eriyor ve kendini ona çekilirken buluyordu.
"Ah Bay Rogers, size hiç terbiye öğretmediler mi?" Onaylamayan sesler çıkarıp başını salladı. Yıllar sonra bile birbirleri ile bu kadar eğlenebiliyor olmaları mutluluğuna mutluluk katıyordu.
"Bay Rogers-Stark olacak o, lütfen dikkat edelim. Ayrıca..." Steve başını eğip burnunu Tony'nin boynunda gezdirdi. Kokusunu içine çektiğini hissedebiliyordu esmer adam. "Benim olana iltifat etmem ne zamandır terbiyesizlik?" Elleri aşağıya kaymış Tony'nin kalçasını avuçluyordu. Boğazından çıkan hırıltıya benzer bir sesle kocasının boynunu morluk bırakacak kadar öpüyordu.
"Metresiniz kızmasın, beni böyle öpmenize..." Tony'nin dudaklarından dökülen nefesler inlemelere dönüşmeye yüz tutmuştu. Steve başını kaldırıp kocasının dudaklarına şehvetle öpücük kondurdu. "Öyle bir konuşuyorsun ki sanki..." Steve'in becerikli elleri ceketini çıkarmıştı bile. Yeleğinin düğmelerini çözerken dudakları kocasının yüzünde, saçlarında geziniyordu.
"Sanki tamamen sana ait olduğumu bilmiyormuşsun gibi." Yelek yere düştüğünde gömleğin düğmelerine sabredemeyecek olduğunu anlamış olsa ki gömleği ikiye ayırdı. Yerde seken düğme sesleri nefeslerine karışıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
moondust | stony
Fanfiction«they love eachother, they just have some stuff to work out.»
